KISSADAN HİSSE Hangisi Değerli: Saltanat/ Çiftlik / Kitap

KISSADAN HİSSE  Hangisi Değerli: Saltanat/ Çiftlik / Kitap

Geçmiş tarihte bir hükümdar ömrünün son günlerinde tahtı dahil tüm varlığını çocuklarına taksim etmek ister.

 

KISSADAN HİSSE

Hangisi Değerli: Saltanat/ Çiftlik / Kitap

 

Geçmiş tarihte bir hükümdar ömrünün son günlerinde tahtı dahil tüm varlığını çocuklarına taksim etmek ister. 

Hükümdarın üç oğlu vardır. Onlara şu üç teklifi yapar. Birincisi; İçinde bir köşk ve zengin bir kütüphanesi bulunan bir Bağ/Bahçe. İkincisi; Bin dönümlük verimli bir çiftlik arazisi. Üçüncüsü de tahtı, yani hükümdarlığı. Hükümdarın büyük oğlu hemen tahtı ve hükümdarlığı ister. Ortanca oğlu da çiftliği ister. Küçük oğluna da içinde zengin bir Kütüphane ve bir Konak bulunan Bağ/bahçe kalır. Bir müddet sonra hükümdar ölür, yerine büyük oğlu hemen Taht’a geçer. Ama Devlet yönetimiyle ilgili yeteri kadar bilgisi, liyakatı ve tecrübesi olmadığı için ülkeyi yönetemez ve onu tahtan indirirler. Taht elden gider.. Ortanca oğlu da biraz zevk ve eğlenceye düşkün olduğu için miras kalan çiftliğin arazisini ufak ufak satar ve parasını eğlenceye sarfeder ve çiftlik elden gider. Küçük oğlu ise; yaşadığı ölçülü ve mütevazi bir hayatla geçen zaman içerisinde o küçük Bağdaki Konakta babasından miras kalan kütüphanedeki tüm kitapları tek tek okur, ilim ve irfan sahibi iyi bir insan olarak yetişir ve herkesin saygı duyduğu güvenilir bir insan olur. Geçen zaman içerisinde gün gelir ülkenin Baş Kadısı (Baş Hâkim) ölür ve insanlara adalet dağıtacak bir Baş Kadı aranır. İlminden dolayı herkesin saygı duyduğu eski hükümdarın küçük oğlu o ülkeye Baş Kadı olur ve ömrü boyunca hem ülkesindeki insanlara adalet dağıtır, hem de huzurlu, mutlu ve feyizli bir hayat yaşar.

Bu kıssadan alacağımız pekçok dersler vardır. Bunların en önemli üçünü şöyle aktarabiliriz. Birincisi; Yukardaki kıssada tahtını ve çiftliğini kaybeden iki kardeşin olayında olduğu gibi dünyada elde edilen mal, mülk, servet ve makamın pek de övünülecek birşey olmadığı. Kur’anda ders alınması için “Kssa” olarak anlatılan, malı ve servetiyle şımaran ve yaşadığı kibirli ve gösterişli hayat nedeniyle Allaha itaatsizlik eden ve sonunda Allahın gazabına uğrayan ve Allah tarafından helak edilen Kâruna da malı, mülkü ve serveti fayda sağlamadı. Haddi aşması, kibirli ve gösterişli bir hayat yaşaması nedeniyle Allahın gazabına uğradı ve Allah onu sarayıyla ve servetiyle birlikte yerin dibine batırdı. Onu helak etti ve bu olayı bize Kur’anda “Kıssa” olarak haber verdi. Ve onun sonunu bize şöyle bildirir: “Sonunda onu (Kârun) da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allahın azabına karşı ona yardım edebilecek kimse olmadı. Kendisini savunup kurtaracak gücü de yoktu.” (Kasas-81)

İkincisi; Yukardaki kıssada anlatıldığı gibi, tahta geçen, fakat yöneticilkle ilgili hiçbir bilgi ve tecrübesi ve liyakati olmayan eski hükümdarın oğlunun düştüğü durum. Liyâkatsiz bir insanın, liyakatsız bir görevlinin, liyakatsiz bir yöneticinin/hükümdarın ne kendisine ne de ülkesine bir faydasının olmayacağı. Hatta böyle liyakatsiz görevliler ve yöneticiler çoğu kez kendisini ve halkını büyük felaketlere dahi sürükleyebilir. Tarih bunun acı örnekleriyle doludur.

Üçüncüsü; İnsanın bilgili, tecrübeli ve liyakatli olması için o kişinin mutlaka kitap okuması, bilgi ve tecrübe edinmesi gerektiği. İşte yukardaki kıssada gördük ki, hükümdarın küçük oğlu, kitap okuyarak bilgi ve tcrübe sahibi olmuş ve sonunda da o ülkeye Baş Kadı (Baş Hâkim/ Baş Yargıç) olmuş. İşte bu kıssada; okumanın, kitabın, kütüphanenin ve bilginin/ilmin ne kadar önemli olduğunu gördük.. Bu nedenle Rabbimiz Yüce Allah Kur’anda: “Oku! seni yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.. Oku! Senin Rabbin sonsuz iyilik sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediklerini öğreten de O’dur.” (Alak:1-5) buyurarak bize önce okumayı ve ilim öğrenmeyi emretmiş ki; insanlar okuyarak ve öğrenerek ilim ve hikmet sahibi olsunlar. Böylece Hak ve hakikati, iyiyi ve doğruyu, doğruluğu ve dürüstlüğü, edebi ve güzel ahlakı, merhameti ve adâleti şiar edinsinler ve toplumda oluşturacakları barış, huzur, merhamet ve adalet iklimiyle ve kuracakları üstün medeniyetle Allaha iyi bir kul ve insanlara faydalı iyi bir dost olarak hem dünya hayatının hem de âhiret hayatının saadetini elde etsinler diye. Ve Rabbimiz Allah bunun için bizlere mukaddes kitabımız Kur’anı bir ilim hazinesi olarak göndermiş ve şöyle buyurmuş: “Bu kitab (Kur’an) akıl sahipleri ayetlerini okusunlar, düşünsünler ve öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz feyizli bir kitabtır.” (Sâd- 29) Ve Rabbimiz Allah bize şu uyarıyı da yapmış: “De ki; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer-9) Milli Şârimiz M.Âkif Ersoy bu ayeti şöyle yorumluyor: “Olmaz ya..Tabî... Biri insan biri hayvan! Öyleyse, “Cehalet” denilen yüz karasından, Kurtulmaya azmetmeli baştan başa millet.” Biliniz ki, okuyan vadileri, dağları, zorlukları aşmış, merhameti, adaleti, güveni, kardeşliği, sevgi ve saygıyı huzuru ve barışı ve medeniyeti elde etmiş, okumayanlar ise şaşırmış, yolda kalmış veya yanlış yola sapmış.,Sonları da hüsran olmuş. 

Siz okuyanlardan ve iyi insanlardan olun inşaallah!

 (muallimosman)

 

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.