“ALLAH” İSMİYLE İLGİLİ BİR YANLIŞIN DÜZELTİLMESİ
Geçen günlerde bir kardeşimizin Facebookta başkasına ait bir alıntıyı paylaştığını ve altına da aşağıdaki yorumu yazdığını gördüm.
Belki bir faydamız olur diye bu alıntıdaki yanlışları düzeltmeyi ve doğrusunu aktarmayı istedim. Şöyle ki; O alıntıyı daha önce paylaşan kişi, Rabbimizin “Allah” olan isminin bazı başka dillerdeki karşılığını şöyle not etmiş: Farsçada: Mevlâ, İbranicede: Rab, Arapçada: Allah, Türkçede: Tanrı. Ve altına şunu yazmış; Ama “Tanrı” dersen ‘Günah’ derler. Yukardaki alıntıyı paylaşan kardeşimiz de o alıntıya şöyle bir yorum eklemiş; “Anam kızdığı zaman; “‘Tengri canını ala’ derdi.”
Şunu iyi bilelim ki, yukardaki alıntıda “Allah” isminin karşılığı olarak kullanılan kelimelerin biri hariç, hiçbiri “Allah” isminin karşılığı değildir. Çünkü “Allah” ismi; Özel isimdir, her yerde, her millette ve her dilde O’nun adı bu özel isimiyle (Allah) anılır ve kullanılır. Müslümanlar da öyle yapar. Bunu böyle bilelim ve doğrusunu kaydederek bir yanlışı düzeltmiş olalım.
Yukardaki alıntıda başka milletlerde “Allah” isminin karşılığı olarak ifade edilen ‘Mevlâ’ ve ‘Rab’ kelimeleri ise; birer sıfat ismi olup Türkçe anlamı; “Koruyan, kollayan dost” anlamındadır. Bu iki kelimeyi Allahın ismi olarak değil de, sıfat olarak Rabbimiz Allah için kullanabiliriz. Mesela; “Rabbimiz Allahtır.” “Mevlâm Allah neylerse güzel eyler!” gibi veya sadece; “Yâ Rabbî” olarak yalın olarak övgü sıfatı olarak da kullanabiliriz. Bunu da böyle bilelim. Ve bir yanlışı daha doğrusuyla düzeltmiş olalım. Yukardaki alıntıda yer alan “Tanrı” kelimesi de “Allah” isminin tam karşılığı değildir. Türkçede kullanılan (TDK) “Tanrı” kelimesinin anlamı: ‘Evrendeki herşeyi yaratan ve yöneten ve insanüstü gücü olan varlık’ anlamında bir cins isim olup yeryüzündeki tüm inanaışlarda Tanrılar/ilahlar için kullanılan Türkçe bir isimdir. Yukrdaki dillerde “Tanrı” kelimesi anlamında kullanılan isimler ise şöyledir: Farsçada: Hodâ, İbranicede:Yahov, Arapçada:İlah, Türkçede:Tanrı. Türkler islamdan önce bu ismi kullanırlardı.. O zamanın Türkçesinde bu kelime “Tengri” olarak da kullanılırdı. Ama Türkler islama girdikten sonra Allahı anarken “Allah” lafzını kulanmışlardır. Ve dolayısışyla “Allah” ismi Türkçe sözlüklerde Türkçe bir kelime olarak yerini almıştır. (Bakınız TDK) Müslüman Türkler islamdan sonra da eski geleneklere göre Rabbimiz Allah için zaman zaman “Tanrı” ismini yine kulanmışlar ve hâla kullananlar bulunmaktadır. Olabilir.
“Tanrı” isminin Rabbimiz Allah ismi yerine kullanılmasının günah olduğu düşüncesi ise doğru değildir. İnsan kendini yaratanı anarken, ona duâ ederken; onu istediği isimle ve sıfatla anabilir. Bu, o kişi ile inandığı varlık arasında bir iletişim duygu ifadesidir. Bu bağlamda Rabbimiz Allahı “Tanrı” ismiyle anmanın da bir sakıncası yoktur. Ancak, şunu ifade edelim ki, akıl, ilim ve irade sahibi olarak ve en güzel sûrette yaratılan biz varlıkların ortak adı “İnsan” olsa da ve başka dillerde yazılışları farklı olsa da, anlam itibariyle tüm dillerde ve milletlerde bizim genel adımız “İnsan” dır. Bu böyledir. Ama, biz insanlar; birbirizi anarken veya birbirimze hitabederken “Ey insan” ismiyle anmayız, Bu ismi ortak alanlarda ve ortak ifadelerde kullanırız. Meselâ: “Her insan akıl sahibidir” gibi. “İnsan düşünen bir varlıktır” gibi. Ama sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz, dost olduğumuz, arkadaş olduğumuz insanları anarken veya onlara hitabederken onları özel isimleriyle ve güzel sıatlarla anarız. Öyle değil mi? Meselâ; “Fevzi Bey” ” gibi “Nasılsın Osman bey kardeşim?” gibi “Günaydın Orhan bey!” gibi Sevgili Ayşe tayzeciğim ellerinden öperim” gibi. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ben de yazılarımda ve kitaplarımda konu yazılarının son parafraflarına başlarken çoğu kez; “Sevgili dostlar” – “Öyleyse sevgili dostlar” ifadesini sık sık kullanırım. Bu, insana ve okuyucularıma duyduğum sevginin ve saygının bir duygu ifadesidir. Ve biliniz ki, medeni, kültürlü ve görgülü insanların çoğu, birbirleriyle konuşurken veya yazışırken veya onları anarken, onları kendi özel isimleriyle ve çok güzel övgülü dolu sıfatlar kullanarak hitabederler ve anarlar. Bu, onlara duyulan sevginin ve saygının bir ifadesidir. Öyle değil mi? Öyleyse sevgili dostlar, biz ki, birbirimizi ve sevdiğimiz insanları özel isimleriyle ve güzel sıfatlarla anıyorsak, Bu evreni ve bizi yaratan, yaşatan, bize akıl, ilim ve yetenekler veren, rızıklandıran, arz ve semayı ve içinde bulunan binlerce değerli nimetleri bizim emrimize veren Rabbimiz Yüce Allahı O’nun özel ismi olan “Allah” ismiyle ve diğer güzel isimleriyle ve güzel sıfatlarıyla anmamız gerekmez mi? Elbette gerekir. Zira, Rabbimiz Allah da bizden bunu ister ve Kur’anda şöyle buyuurur: “En güzel isimler ALLAH’ındır. Öyleyse Allaha bu isimlerle duâ edin!” (Araf-180) Meselâ; Besmele duâsında ifade edilen; “Bağışlayan ve esirgeyen Rabbim Allahın adıyla.” gibi. Ben de yazılarımda, Kur’andan bir ayetin anlamını yazarken “Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur” övgülü ifadeyi çok kullanırım. Öyleyse sevgili dostlar, Allahı, Kur’anda bildirilen O’nun güzel isimleriyle analım ve “Rabbimiz Allah’tır” (Fussilet-30) diyenlerden olalım ki, Rabbimiz Allahın rızası,, sevgisi, rahmeti, mağfireti ve ihsanı bizlerin üzerine olsun!
Allaha emanet olun!
(muallimosman)
21.10.2026