TAM SAĞLIK KRİTERİ VE BÖBREKLER

TAM SAĞLIK KRİTERİ VE BÖBREKLER

Bir şehrin sağlıklı ve düzenli bir şehir olduğunun en önemli göstergesi şehrin çöplüğüdür.

 

TAM SAĞLIK KRİTERİ VE BÖBREKLER

Bir şehrin sağlıklı ve düzenli bir şehir olduğunun en önemli göstergesi şehrin çöplüğüdür.

 Orada işler ne kadar iyi gidiyorsa, şehrin tüm sorunları da o ölçüde iyi gidiyordur. Bir vücudun temizliğinin son noktası böbreklerdir, üstelik bu hassas temizliktir. Yoğun bakım ölümlerinin çoğunu böbrek iflası oluşturur. Böbreklerde işler ne kadar iyi gidiyorsa tüm vücut sağlığı da o kadar iyi gidiyordur.

Böbreklerle ilgili olan atıkların önemli bir kısmını kreatinin, ürik asit, amonyak ve üre, oluşturur. Bunların kaynaklandığı besinleri de kreatin, protein, pürin oluşturur. Nihai olarak GFH (İngiizcesi GFR) böbreklerin süzme kabiliyetinin ne kadar sağlıklı olduğunu gösterir. Bunun ölçümünde en önemli kriter kreatin’in atık maddesi olan kreatinindir ve diğeri de yaş faktörüdür. Yani bunlar üzerinden hesaplanır. Kreatinin kandaki tesbit edilen miktarı erkeklerde (0,6-1.2) ve bayanlarda da (0,5-1.1) mg/desilitre arası olarak kabul edilir. GFH’ın ise 50’in altında olması doktor kontrolünde diyet takip etmeyi gerektirebilir. Ancak burada olumlu noktalar vardır. Birincisi bu değerler diğer kan ve idrar tahlillerinin olumlu çıkmasıyla fazla önem taşımaz. Zira böbrekler diğer organlarla bir takım gibi çalışır, mesela bir basketbol takımı gibi, bir oyuncu aksarsa diğer arkadaşlarına fazla çalışmak düşer. İkincisi kreatinin sıradan bir atık olup zararlı bir atık değildir. Üçüncüsü kas kütlesiyle birlikte değerlendirilir. Kas kütleniz fazlaysa enerji üretirken hücreleriniz fazla kreatinin üretebilir. Dünyaca ünlü Nefrolog Ömer Toprak, kendisine gelen bir hastanın kreatinin değerinin 25 üzeri olduğunu ve tedavi sonrasında 1,4 kreatinin değeriyle taburcu edildiğini anlatıyor. Sanıldığı gibi yüksekliği ümitsiz bir vaka değildir. Doğru yaşam ve diyet tarzıyla organ ve sağlık durumu yeniden artarak daha üst seviyelere çıkar. Önemli olan işinin ehli bir uzmanın tavsiyelerini uygulamaktır. Zaten şu da unutulmamalı yaş artışı da organların kabiliyetinin azalmasında önemli bir faktördür.

Kreatin kısa süreli yoğun kas çalışmaları esnasında enerji üretiminde kullanılır ve kreatinin atık maddesine dönüşür. Karaciğer, pankreas ve böbreklerde üretilir. En zengin kaynakları ise hayvanların etleridir. Hayvanların kendi rızasıyla verdikleri yumurta ve sütte ise eser miktarda vardır. Bunun dışında bitkisel ürün ve bakliyatta bulunmaz. Ayrıca kreatin’in atık maddesi olan kreatinin maddesi hayvanların etlerinden alınırken o hayvanların böbreklerinin atması gereken kreatinin de alınarak kandaki miktarının artamasına sebep olur. Ölçüsünde almak normaldir. Karaciğerde arjinin, glisin ve metiyonin amino asitlerinden üretilir. Arjinin tüm besinlerde bulunur. Kreatinin vücutta ödem yerine suyun kaslarda tutulmasını da sağlar.

Pürinler de enerji sağlamaya katkıda bulunur ve kromozomların ve genlerin temel yapı taşları olan DNA ve RNA’nın yapısında yer alır, yani genetik yapı taşlarımız da yazılımına bir zarar vermeden yenilenmektedir. Bunun atık maddesi ise ürik asittir ve aslında zararlı olan budur. Kristalize iğnelere dönüşerek organlara zarar verir, gut hastalığı yaparken zararı bununla sınırlı kalmaz. Pürin, karaciğer tarafından da üretilir. Ayrıca en çok sakatatta bulunur. İkinci sıradaki kaynağı et ürünleridir. Üçüncü sırada süt, yumurta, bakliyat, tahıllar ve sebzelerde bulunur. Ayrıca bitkisel pürinler ürik asit miktarına çok az artırır veya artırmaz! Kaynağı (NEJM) bünyesinde Dr. Hyon K. Choi ve ekibi tarafından yayımlanmıştır.

Vücut, karbonhidrat, yağ ve proteinden enerji üretir ve vücudun enerji elde etme sıralaması da budur. Karbonhidrattan enerji üretemeyen ve yağları da tükenen insanlarda kas erimesi başlar. Temel enerji kaynağı karbonhidratlardır. Enerji üretiminde en az atık madde bırakan odur. Yani Karbonhidratlar doğal gaz ise protein kömürdür. Üçünün de ortak kimyasal yapısında karbon, hidrojen ve oksijen(COH) bulunur. Karbondan enerji üretilirken karbondioksit açığa çıkar ve akciğerlerden atılır. Hidrojenden enerji üretilirken su açığa çıkar. Yani vücut aynı zamanda su üretme makinesidir. Ayrıca bir su molekülü 24 saat içinde böbreklerden atılmadan önce 80-100 defa böbreklerden geri kazanılır. Yani günlük su ihtiyacımız 100 litre iken vücut bunun bir kısmını enerji üretirken kazanır, bir kısmını yiyecek ve içecekten kazanır, bir kısmını da saf su olarak ve içerek alır. Yani ne kadar su içmemiz gerektiğinden ziyade ne kadar sıvı aldığımız daha önemlidir. Çoğu kişi 2-2.5 litre su almak gerektiğinden bahsederken nefrologlar sağlıklı bireyler için 1-1,5 litreden bahsederler. Böbrek fonksiyonu bozuk olanlar için ise yapılan 400ml idrara ek olarak 400-450 ml hayati metabolik ihtiyaç ilave ederek 800-850 ml su güne dağıtarak verilmesini tavsiye ederler. Unutmayalım böbreklerden atılan her şey atıktır, fazlası zehirdir. Böbreklere yüktür. Sağlıklı insanları su

ihtiyaçlarını belirten üç kriter vardır birincisi susamak, ikincisi idrar renginin koyulaşması, üçüncüsü kabızlıktır. Unutmayalım böbrek kapasitenize göre fazla su içmeniz birçok yanıltıcı hastalık belirtisi verebilir.

Ketonlar, karbonhidratların kullanılamadığı durumlarda karaciğer tarafından yağların dönüşmesiyle elde edilen ve hücre içinde enerjiye dönüştürülen enerji hammaddeleridir. Ketonejik diyet ve bazı şeker hastalıklarında ketonları çok az bir kısmı idrarda görülebilir.

Proteinlerin kimyasal yapısında farklı olarak Azot yani N bulunur ve (NCOH) biçimindedir. Karaciğer, azotu ayırırken amonyak elde eder ve bu zehirli bir maddedir. Karaciğerde üreye dönüştürülür ve böbreklerden atılır. Üre bir atıktır ama ürik asit gibi tehlikeli bir atık değildir. Vücut, vücut ve idrarda oluşan tehlikeli asidozu önlemek için amonyak kullanır. Aslında referans değerleri arasında her atık normal karşılanır.

Gıda olarak alınan yağlar 12 parmak bağırsağında önce safra tarafından küçük parçalara ayrılarak pankreas salgısı lipaz ile kimyasal yapılanması sağlanır. Bir kısmı suda eriyen gliserole dönüş bir kısmı yağ asitlerine bölünür. Böylece ince bağırsak ve lenfler kanalıyla kan dolaşımına katılabilir. Buradan hücre içinde mitokondriler tarafından enerjiye dönüştürülür. Karaciğer tarafından üretilebilen ve birçok gıdada bulunan karnitin, bunların hücre içine taşınmasını sağlar. Vücut fazla aldığı protein ve karbonhidratları yağa çevirerek hem en az zararlı forma ve hem de enerji stoğuna dönüştürerek yağ olarak depolar. Aslında kandaki yüksek trigliserid seviyesinin esas sorumlusu glisemik indeksi, yani şekeri kana karışma hızı yüksek olan karbonhidratlardır.

Beslenmemizde dikkat edilecek bir husus gıdalarımızın az işlenmiş ve posalı olmasıdır. Günlük 70 gr saf protein ihtiyacımızın azını hayvansal etlerden ve gene az bir kısmını mayalı süt ürünü ve yumurta olarak almak gerekir. Geri kalanını bitkisel protein ve işlenmemiş kuruyemişlerden sağlamlıdır. Süt çocuk ve bebeklerin sindirebileceği ve büyüme hormonu ile bebeklerin gıdası olduğundan, büyükler, mayalı süt ürünlerini, mesela en fazla bir kibrit kutusu peynir almalıdır. Mayalı süt ürünleri probiyotik katkısı ve k2 vitamini katkısı sağlayarak d3 vitamini ile birlikte kalsiyumun damar ve böbreklerden, olması gereken kemik ve dişlere yönlendirilmesini sağlar. D3 vitaminimiz 50 civarında olması sağlık orkestra şefi rolunu oluşturur. Sebze ve salatalar ihmal edilmemeli, zeytinyağı tercih edilmelidir. Enerjimizin en büyük kısmını oluşturan karbonhidratla, tahıllar az işlenmiş olmalı mesela tam buğday ve ekşi mayalı gibi ve glisemik indeksleri düşük olmalı. Bu arada zihni çalışmaları yoğun olanların, mesela öğrencilerin mutlaka öğlen yemeği yemeleri tavsiye edilir, zira enerjinin düşmesi anında hormon sistemi organlara adrenalin ve kortizol ile enerji üretmesini tembihler. Bu durumda zaten yetersiz enerji üretilirken oluşan yüksek metabolizma, psikolojik rahatsızlık algılarına yol açar. Bilhassa tansiyon hastalarına bir de strese bağlı ek tansiyon ilaçları kullanma mecburiyeti doğurabilir ve hatta tansiyon düzensizliği devam edebilir. Tansiyon hastaları oruç tuttuğunda, iftara yakın tansiyonları yükselir, iftar yaptıklarında enerji ve şeker eksikleri kalktığında stres hormonları da etkisini kaybeder tansiyonları normale döner. Bir de kanın önemli bir kısmının sindirim sistemine gitmesiyle tansiyon normal seviyelerin altına düşer. Diyanetin dilaltı tansiyon ilaçlarının orucu bozmadığı ve uzman tavsiyesiyle oruç tutmayabilecekleri dikkate alınarak her iki konuda uzman görüşüyle uygulanabilir. Tansiyon hastaları potasyum tuz dengesine dikkat etmeli. Potasyum eksikliğinin belirtisi tansiyon yüksekliği ve kabızlıktır. Tuz eksikliğinin belirtisi vücutta su tutulmaması, suyun hemen idrara dönüşmesi, tansiyon düşüklüğüdür. Tuzun fazlalığının belirtisi de yüksek tansiyon ve su tutulmasıdır. Dengeyi kurmada sebzelerin katkısı önemsenmeli. Mayonez ve ketçap benzeri lezzet katıcı maddelerin tansiyonu fırlattığı göz ardı edilmemeli. Ayrıca çoğu uykuda olmak üzere bazı günler 14-16 saat arası aç kalınması tarih boyunca denenmiş bir sağlıklı yaşam tedbiridir.

Medyatik doktorların kolesterol hapları ve karbonhidrat karşıtı paylaşımları konunun birçok uzmanıyla görüşülmelidir. Zira hayat bizim hayatımızdır. Çoğu kişi konuyu anladığında iş işten geçmiş olmaktadır. Tıptaki gelişmelerden önce insanların ölüm sebepleri göz önüne alındığında faydasının tartışılmaz olduğu görülür. Yukarıda bahsedilen konulara dikkat edilirse sağlık karnesi notumuz, yani kreatinin ve GFH tahlilimiz pozitif olacaktır. Diğer tahlil sonuçlarımız da teşekkür ve takdir notumuzu oluşturacaktır. Doktorların en az yorulduğu hastalar bilinçli hastalardır. Yukarıdaki bilgiler uygulanmak için değil bilgilenmek için olup, konunun uzmanlarına danışarak bir yol oluşturulmalıdır.

Sağlık ve Esenlikler Mehmet Haşmet Kolağası

 

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.