Kurban Sadece Et Değildir: Nefsi, İsrafı ve Bedeni Terbiye Etme Bayramı
Bayramlar bazen sofralarda başlar ama aslında insanın içinde biter.
Kurban Bayramı da sadece etin paylaşıldığı değil, vicdanın, sabrın, şükrün ve farkındalığın sınandığı özel zamanlardan biridir.
Bugün birçok insan Kurban Bayramı’nı sadece “et tüketilen birkaç gün” gibi görüyor.
Oysa geçmişin büyükleri bayramı sofranın gösterişiyle değil, kalbin temizliğiyle yaşardı.
Çünkü kurban; sadece kesmek değil, insanın içindeki taşkınlığı da terbiye etmesidir.
Modern çağın en büyük problemi açlık değil; ölçüsüzlük.
Doyduğumuz halde yemeye devam ediyoruz.
Yorulduğumuz halde durmuyoruz.
Üzüldüğümüzde yemeğe sarılıyor, mutlu olduğumuzda yine sofraya koşuyoruz.
Bayram sofraları da bazen bu kontrolsüzlüğün sahnesine dönüşebiliyor.
Oysa beden emanettir.
Bayram sabahı aç karnına aşırı yağlı kavurma tüketmek, gün boyu hareketsiz kalmak, tatlı ve gazlı içecekleri peş peşe tüketmek hem sindirim sistemini hem de enerjimizi zorlayabilir.
Özellikle tansiyon, mide, safra ve kalp problemi yaşayan kişiler için bu süreç daha dikkatli geçirilmelidir.
Peki ne yapabiliriz?
Öncelikle kurban etini hemen tüketmek yerine birkaç saat dinlendirmek sindirim açısından daha sağlıklıdır.
Etin yanında sadece pilav ve ekmek yerine bol yeşillik, limonlu salata ve ayran tercih etmek bedeni rahatlatır.
Gün içinde su tüketimini artırmak da oldukça önemlidir.
Çünkü bayramda çoğu kişi çay içiyor ama su içmeyi unutuyor.
Bir diğer önemli konu ise porsiyon kontrolü.
Bayram bereket demektir ama bereket, taşana kadar yemek değildir.
Gerçek bereket; paylaşabilmekte, ölçüyü koruyabilmekte ve nimetin kıymetini bilmektedir.
Kurban Bayramı aynı zamanda ruhsal bir arınma fırsatıdır.
Kırgın olunan insanları aramak, yalnızları ziyaret etmek, büyüklerin duasını almak, ihtiyaç sahibini gözetmek…
İşte bayramın asıl ruhu burada gizlidir.
Bugün bedenimizi nasıl beslediğimiz kadar zihnimizi neyle doldurduğumuz da önemlidir.
Sürekli tüketen değil, fark eden bir insan olabilmek gerekiyor.
Çünkü insan bazen fazla yemekten değil, eksik hissetmekten yorulur.
Belki de bu bayram kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Sadece midemi mi doyuruyorum, yoksa ruhumu da besliyor muyum?”
Herkese sağlıkla, huzurla ve farkındalıkla geçirilen bir Kurban Bayramı diliyorum.
Gamze Arslan
Beslenme Yaşam Farkındalık Koçu

























































Yorum Yazın