Reklamı Geç
Leben
Altıneller Vestel
Rıcco Junıors
Asi Künefeleri
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

İmanımız Hakiki Olmalı

İmanımız Hakiki Olmalı

 

Topluma baktığınızda inananların pek çoğunun neye, niçin inandığının farkında olmadığını görürsünüz. Müminlerin çoğu da öyle! Babası, annesi inananlardan olduğu için o da iman edenlerden olmuştur. Birçok insan Allah’a inanır, ama Allahı bilmez veya O’nu yüzeysel bilir. Kur’ana inanır, ama içinde ne olduğunu bilmez!. Yaptıkları yanlışlar kendilerine hatırlatılınca; “Biz büyüklerimizden böyle gördük.” “Hocalardan böyle öğrendik.” derler ve sorumluluğu başkalarına yüklerler. Yüce Allah bunu Kur’anda şöyle bildirir: “Onlara ne zaman: 'Allah'ın indirdiğine uyun' denilse: 'Biz atalarımızın gittiği yola uyarız' derler.” Ve Kur’ana uymaktan kaçınırlar. Müşrikler de peygamberimiz Hz.Muhammed’e (s.a.v) öyle derlerdi. “Biz atalarımızı böyle gördük. Biz onları bırakıp da senin ilahına mı tapacağız?” derlerdi. Ve günümüz insanlarının pek çoğu bu düşünceyle sorumluluğu geçmişe, büyüklerine ve din hocalarına yükleyerek, onları referans göstererek inandıklarının ve yaptıklarının doğru olduğunu söylerler. Ve çoğu kez yanlışların, hurafelerin, bid’atlerin, günahların ve haramların içinde yaşar giderler. Hatta birçok insan söz ve davranışlarıyla şirke ve küfre sapar da bunu önemsemezlikten gelir. Ama Allah böylelerini şöyle uyarır: “Ya, ataları (büyükleri) bir şey bilmiyorsa veya doğru yolu bulamamışsa da mı?” (Bakara-170)

İşte düşünmeden tefekkür etmeden yapılan bu tür inanışlar ‘Taklîdi iman’ dır. Bu tür inanışlar çoğu kez batıldır veya nefsani ve dünyevi çıkara yöneliktir, taklididir. Günümüzde pekçok insan bu tür yanlış inanışlara, düşüncelere inanarak yanlış söz ve davranışlarda bulunur, küfrün, şirkin, fıskın ve günahların ve haramların girdabında ömrünü tüketip gider. Ama insan bilmelidir ki, yukarda da ifade ettiğimiz gibi iman konusunda insanların; “Biz hocalardan böyle işittik, böyle gördük.” demeleri insanı sorumluluktan ve hesaba çekilmekten kurtarmaz. Allah bu konuda insanları şöyle uyarır: “Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı böyle bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez… ” (Âraf-28) ) Zira Alllah doğruları bulabilsin diye insana akıl ve irade vermiştir, İlim ve hikmet vermiştir, kitap ve peygamber göndermiştir. Ve insan akıl ve ilmiyle gerçek imanı bulabilir. Gerçek iman; “Tahkîki İman” dır. Yani hakiki imandır. Peki ‘Tahkîki iman’ Nedir?.

Tahkîki İman; Allahın insana lütfettiği akıl, ilim ve tefekkürle evreni, evrenin yaratılışını, insanın yaratılışını ve evrendeki hadiseleri araştırarak, sorgulayarak ve tefekkür ederek Kur’an ölçeğinde sağlam akıl ve ilim yoluyla Allaha inanmaya “Tahkîki iman” denir. Gerçek iman budur. En sağlam iman budur. Bu imanla yapılan ibadetler, duâlar ve sâlih ameller, söz ve davranışlar güzel, feyizli ve bereketli olur. Yüce Allah bunun yolunu insanlara gönderdiği peygamberiyle ve kitabıyla göstermiştir. Tahkiki imanın gerçek kaynağı ve ölçüsü Allahın sağlam kitabı Kur’an’dır. Ve Allah bir ayette şöyle buyurur: “Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sâd-29)

Tüm hayatı insanlar için bir ibret ve ders hazinesi olan Hz.İbrahim’i Allaha gönülden bağlı kılan, başına gelen tüm eziyetleri sabırla göğüslemesini sağlayan, Onu Nemrudun zulmünden, ateşin yakıcılığından koruyan, geleceğe karşı ümitli kılan, insanlara karşı merhametli, müşfik ve cömert kılan.. bütün bu güzel meziyetlerin hepsi onun sahip olduğu Tahkîki imanı idi, Ondaki sarsılmaz imandı. Yüce Allah Kur’anda: “Onlar ki, sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, güzel akıl sahipleridir.” (Zümer-18) buyurduğu gibi güzel ve doğru bir akılla sözün doğrusuna ve güzeline uyan insanlar; Tahkîki iman sahibi olan insanlardır. Onlar, Allahı görür gibi O’na inanırlar.. Sözlerini ve davranışlarını O’nu görürcesine ve O’ndan haya edercesine eyleme koyarlar. Her türlü kötü sözden, kötülüklerden ve haksızlıklardan Allaha inandıkları için kaçınırlar.. O’nu görürcesine O’ndan haya edercesine kötülüklerden, günahlardan ve haramlardan sakınırlar. Eğer bir toplumda kötülükler artmışsa, haramlara ve günahlara yönelişler artmışsa, zulüm, haksızlıklar ve hayasızlıklar artmışsa, biliniz ki o toplumda Hakiki iman zayıflamış veya yok olmuş demektir. Ama bir toplumda salih ameller ve iyilikler çoğalmışsa kardeşlik ve sevgi topluma yayılmışsa, insanlar kendileri için arzu ettiklerini diğer insanlar için de arzu ediyorlarsa ve bunu davranışlarıyla gösteriyorlarsa, toplumda adalet ve merhamet tabana yayılmışsa işte orada Hakiki iman var ve yaşanıyor demektir. “Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' bu olacaktır.” (Büruç-11) İmanınız hakiki, ameliniz sâlih, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun!.

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar