BU DEVİRDE DURUŞUN ADI:İMANINI SAKLAMAMAK
Bugün ekranlarda, sosyal medyada, sokak sohbetlerinde kötülük hızla yayılıyor. Haber kanalları korku pompalıyor; bazı gerçekler saklanıyor, bazıları ise duygularımıza ağır gelecek kadar çıplak bırakılıyor. Bu çağda “korku frekansı” adeta arka planda sürekli çalan bir müzik gibi.
Dikkat ettim…
Herkes her şeyi paylaşıyor.
Yediklerimiz, içtiklerimiz, tatillerimiz, eşlerimiz, sitemlerimiz, laf sokmalarımız…
Bu kadar özel olan her şeyi ulu orta paylaşmaktan çekinmiyoruz.
Ama gel gör ki…
Namazını paylaşan, tesbihatını gösteren, Kur’an okuduğunu söyleyen, iyilik yaptığını anlatan,
–eleştiri–
–yargı–
–yaftalama–
–“gösteriş yapıyor” suçlaması–
hemen geliyor.
Dedikodu paylaşmak normal.
Duygusal şiddet paylaşmak normal.
Ama imanını göstermek mi?
İşte “ona çok dokunuyor.”
Şunu soruyorum kendime:
Ben iyiliğimi gizlersem, dinimi gizlersem, safımı gizlersem… kötülük daha da çoğalmaz mı?
Sesimizi kısmak ne zamandır edep oldu?
Kimin işine geliyor bu sessizlik?
Kötülük her yerde bu kadar görünürken,
iyilik neden perde arkasına çekilsin?
Biz birbirimizden farklı değiliz.
Biz bir bütünüz.
Bu yüzden, imanını paylaşmak isteyene, dinini anlatmak isteyene, Kur’an okuyuşunu göstermek isteyene, bağışını duyurmak isteyene sus demek doğru değil.
Tam tersine, şöyle demeliyiz:
“İyi ki varsın. Allah senden razı olsun.”
Belki senin paylaşımın, birinin hayatında ilk kez açılan ışık olacak.
Belki senin okuduğun ayet, birinin kalbinden pası silecek.
Belki senin dinle yaşaman, birine dinin korku değil nefes olduğunu hatırlatacak.
Biz gizlersek,
Kim anlatacak?
Bu yüzden…İyiliği gizlemek değil, paylaşmak gerekir.Gösteriş değil: şahitlik.
Reklam değil: örneklik.Duruş budur.Bu devirde cesaretin adı budur:
İmanını saklamamak.
Gamze Arslan
Beslenme & Farkındalık Yaşam Koçu

























































Yorum Yazın