Reklamı Geç
Ekrem
Mert Kasap
Doğru Taşımacılık Şaban Doğru
Güneş Güzellik
Hatay
BIST14.329
DOLAR45.0825
EURO52.9942
ALTIN6665.7
BTC/USD77259.650
Muhammet KEMALOĞLU

Muhammet KEMALOĞLU

Mail: [email protected]

Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı

 

Bir Anarşist: Edward Joris ve 1905 Yıldız Suikastı

An Anarchist: Edward Joris and the 1905 Yıldız Assassination

 

Giriş-Introduction

Ondokuzuncuyüzyılın son çeyreği, dünya tarihine "anarşist dalga" olarak geçen ve devlet liderlerini hedef alan küresel bir şiddet sarmalıyla damga vurmuştur. Bu dönemde Belçika’nın Antwerpen şehri, sadece ticari bir liman değil, aynı zamanda radikal fikirlerin ve anarşist doktrinlerin kuluçka merkezi konumundadır. 11 Şubat 1876’da bu liman şehrinde doğan Edward Joris, işte bu huzursuz atmosferin bir ürünüdür (Simons 1614). Joris’in hayatı, sıradan bir memurluktan uluslararası bir suikast şebekesinin operasyonel liderliğine evrilen, kıtalar arası bir radikalleşme öyküsüdür.

Alloul’un editörlüğünü yaptığı çalışmada Joris; "1905 Yıldız bombalanmasına yakından karışan Antwerpen doğumlu Edward Joris, bir Osmanlı çağdaşının daha sonra hatırlayacağı üzere 'Scheldt'in o istenmeyen çocuğu' idi" (Alloul 6). Joris, Brüksel’deki anarşist çevrelerden edindiği ideolojik donanımı, İstanbul’daki Singer fabrikasına uzanan profesyonel kariyeriyle birleştirerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun en korunaklı mekanı olan Yıldız Sarayı’na sızmayı başarmıştır (Simons 1614). Joris'in bu sızma operasyonu sadece bir kişisel tercih değil, Osmanlı Devleti’nin kalbine yönelik küresel bir anarşist kuşatmanın stratejik bir parçasıdır (SATEMER). Bu biyografik çalışma, Joris’in Ermeni komitacılarıyla kurduğu stratejik işbirliğini, suikastın teknik detaylarını ve bu eylemin ardından yaşanan uluslararası hukuk krizini, bir anarşistin hayat hikayesi üzerinden analiz etmektedir. Joris’in İstanbul’a gelişi ve burada kurduğu ağları anlamak için, onun payitahta ayak basmadan önceki radikal köklerine ve Ermeni komitelerinin 1896’da gerçekleştirdiği büyük provaya bakmak elzemdir.

1896 Osmanlı Bankası Baskını ve Anarşist-Komitacı İşbirliğinin Temelleri

1896 Ottoman Bank Raid and the Foundations of Anarchist-Committee Collaboration

26 Ağustos 1896 tarihinde gerçekleşen Osmanlı Bankası baskını, Ermeni komitacıların Avrupalı anarşist tekniklerini kendi davalarına nasıl eklemlediklerini gösteren ilk büyük örnektir. Bu baskın, İstanbul’un kalbi Galata’da 150 kadar militanın katılımıyla gerçekleşmiş ve uluslararası bir infial yaratmıştır (Yavuz 391). Armen Garo’nun anılarında belirttiği üzere, bu eylem bir yardım çığlığı olarak kurgulanmıştır: "Adı Osmanlı olsa bile bankanın gerçekte bir Avrupa işletmesi olduğunu iyi biliyorduk; bu yüzden bankayı hedef almak Avrupa’yı müdahaleye zorlayacaktı" (Garo 45).

Bu eylemde dikkati çeken en önemli unsur, bombaların ve patlayıcıların kullanımındaki maharettir. Garo, "Edward ve ABD dört dava arkadaşımız, Galata köprüsünde bekleyecek ve Sadrazamın arabası geçerken üzerine sekiz bomba atacaklardı" diyerek, anarşist figürlerin teknik destek rolünü açıkça ifade eder (Garo 48). Buradaki "Edward" figürü, 1905’teki Joris’in bir öncülü veya o dönemki anarşist ağların bir parçası olarak karşımıza çıkar (Garo 50). Baskın sonrası eylemcilerin bir Fransız gemisiyle Marsilya’ya kaçırılması, Batılı devletlerin bu terör eylemlerine karşı "siyasi suçlu" muamelesi yaparak sunduğu korumanın ilk somut örneğidir (Garo 55). Yavuz’un belirttiği gibi, bu olay Osmanlı Devleti’nin dış politikasında Ermeni sorununun bir "güvenlik krizinden" çok "egemenlik krizine" dönüştüğünü kanıtlamıştır (Yavuz 393). 1896'daki bu cezasızlık ve Avrupa'nın himayesi, Edward Joris gibi genç anarşistler için İstanbul’u hem bir hedef hem de bir operasyon sahası haline getirmiştir.

Edward Joris’in İstanbul’a Gelişi ve Singer Fabrikası Yılları

Edward Joris’s Arrival in Istanbul and the Singer Factory Years

Joris, 1901 yılında İstanbul’a geldiğinde, arkasında Antwerpen’deki Ontwaking dergisinde "Edward Greene" takma adıyla yazdığı radikal makaleleri bırakmıştı (Simons 1614). İstanbul’da dikiş makinesi devi Singer fabrikasında çalışmaya başlaması, ona imparatorluğun her sokağına ve her evine girebilme imkanı tanıyan mükemmel bir paravan sağlamıştır (Simons 1614). Joris, burada sadece makineleri tamir etmekle kalmamış, aynı zamanda Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak) üyeleriyle derin bağlar kurmuştur (Van Ginderachter 67). Joris, bu süreçte sadece ideolojik bir yandaş değil, aynı zamanda komitacıların teknik danışmanı ve lojistik sorumlusu olarak aktif görev almıştır (SATEMER).

Simons’un biyografisinde belirttiği üzere: "1901'de Joris, bir Alman nakliye şirketinin çalışanı olarak İstanbul’a göç etti; kısa bir süre sonra Singer fabrikasına katıldı" (Simons 1614). Joris’in maaşı 12 altın lira gibi oldukça yüksek bir seviyede olmasına rağmen, o ideolojik olarak Sultan II. Abdülhamid rejimini devirmeyi kafasına koymuştu (Birecikli ve Maden 407). Galata’daki Moravic apartmanındaki dairesi, kısa sürede suikast planlarının yapıldığı, patlayıcıların saklandığı bir cephaneliğe dönüşmüştür (Birecikli ve Maden 407). Simons, Joris’in bu yıllarını "kıtalar ve ideolojiler arasında sıkışmış bir adamın en aktif dönemi" olarak tanımlar (Simons 1615). Marnix Beyen’in aktardığına göre, Joris’in Belçika’daki yakınları onu "sessiz, hayalperest, hatta darda kalmış bir köpeğe yardım edecek kadar yufka yürekli" biri olarak tanımlıyordu (Beyen 5). Belçika medyasında Joris'in bu "zararsız" ve "mavi gözlü" profili, onun bir cani olamayacağına dair kurgulanan söylemin merkezine yerleştirilmiştir (Beyen 11). Ancak gerçekte Joris, İstanbul'daki Alman Postanesi'nde "Jacobs ve Cie" gibi takma isimler kullanarak, Batum'a gönderilecek binlerce tüfeğin sevkiyatı gibi ağır lojistik görevleri yürüten profesyonel bir devrimciydi (Beyen 7).

Bombalı Dikiş Makinesi: Saraya İlk Sızma Girişimi

The Booby-Trapped Sewing Machine: The First Infiltration into the Palace

Edward Joris’in Yıldız Sarayı’na nüfuz etmesi, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrasındaki yardım faaliyetleri sırasında gerçekleşmiştir (Erdoğan 45). Saray hareminin yaralı askerler için dikimevine dönüştürülmesi, Joris için eşsiz bir fırsat yaratmıştır. Büşra Erdoğan’ın tezinde detaylandırıldığı üzere: "Belçikalı Edward Joris aracılığıyla Almanya’dan çok sayıda dikiş makinası alınmıştır" (Erdoğan 45). Joris, makinelerin kurulumu ve bakımı için saraya sık sık gidip gelmeye başlamış, bu süreçte saray personeliyle dostluklar kurmuş ve Sultan’ın güvenini kazanmıştır (Erdoğan 46). Ancak Joris’in asıl niyeti başkadır; Sultan’a hediye ettiği özel süslemeli dikiş makinesinin içine sofistike bir bomba düzeneği yerleştirmiştir (Erdoğan 49). Joris'in bu ilk girişimi, saray güvenliğindeki boşlukları test etmek için yapılan profesyonel bir prova niteliği taşımaktadır (SATEMER).

Erdoğan’a göre, "Sultan Abdülhamid biraz düşündükten sonra bu bombayı buraya dikiş makinasını kendisine hediye eden Belçikalı Edward Joris’in yerleştirdiğini anlar" (Erdoğan 49). Joris’in bu girişimi, saraydaki bir yangın sonrası yapılan incelemelerle ortaya çıkmış ancak o dönemde Joris’e karşı kesin bir kanıt bulunanamamıştır (Erdoğan 49). Joris, bu süreçte saray kalfalarıyla kurduğu rüşvet ağı sayesinde güvenliği aşmayı başarmış ve "içeriden sızma" yönteminde uzmanlaşmıştır (Erdoğan 49).

"Operation Nejuik" ve Cehennem Makinesi'nin Hazırlanışı

"Operation Nejuik" and the Preparation of the Infernal Machine

Dikiş makinesi komplosundan sonra, Taşnak komitesi lideri Kristapor Mikaelyan ile Joris, "Operation Nejuik" kod adlı büyük suikast planını hazırlamaya başladılar (Minassian 53). Mikaelyan’ın Bulgaristan’daki bomba denemesi sırasında ölmesi, Joris’i operasyonun teknik lideri konumuna getirmiştir (Birecikli ve Maden 407). Joris, Cuma selamlığı sırasında Sultan’ın camiden çıkıp arabasına binme süresini kronometreyle bizzat ölçmüştür: "Padişahın camiden çıkıp arabasına gelene kadar geçen süre tam 1 dakika 42 saniyedir" (Birecikli ve Maden 407). Suikastın matematiksel temelini oluşturan bu ölçümle, bombanın patlayacağı an saniyelik bir hesaplama üzerine bina edilmiştir (SATEMER).

Suikast için Viyana’daki Nesseldorfer fabrikasında özel olarak imal edilen ve içinde 100 kilodan fazla melinit tipi patlayıcı bulunan bir araba kullanılmıştır (Deliorman 45). Bu devasa bomba düzeneğine, Avrupa anarşist literatüründe "Machine Infernale" (Cehennem Makinesi) denilmiştir (Birecikli ve Maden 407). Eylemin finansmanı için Siyonist çevrelerden gelen destek de kaynaklarda vurgulanmaktadır; Eroğlu, Sultan’ın Filistin politikasından rahatsız olan çevrelerin Ermeni komitacılarına para yardımı yaptığını belirtir (Eroğlu 88). Deliorman ise bu işbirliğini "Türklere karşı kurulan küresel bir konsorsiyum" olarak nitelendirir (Deliorman 49). Beyen, suikast hazırlığı sırasında Joris’in sadece teknik değil, aynı zamanda operasyonel gizliliği de titizlikle yürüttüğünü belirtir. Karısı Anna Nellens ile birlikte İstanbul'daki evlerinde patlayıcıları saklamışlar; hatta daha sonra el konulan mektuplardan anlaşıldığı üzere, bombayı bizzat ateşleyen Rebina Faïn gibi Rus devrimcilerle koordinasyonu sağlamışlardır (Beyen 7). Belçika’nın Katolik yayın organı Het Nieuws van den Dag, komplocuların sadece Sultan’ı değil, Avrupalı diplomatların toplandığı Cercle d’Orient binasını da havaya uçurarak büyük bir Avrupa müdahalesini tetiklemeyi planladıklarını aktarmıştır (Beyen 6).

21 Temmuz 1905: "Bir Lahza-i Teahhur" ve Patlama

July 21, 1905: "A Moment of Delay" and the Explosion

Olay günü her şey planlandığı gibi işlemiş, ancak tarihsel bir rastlantı eylemin seyrini değiştirmiştir. Sultan Abdülhamid, camiden çıktıktan sonra Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile birkaç dakika süren rutin dışı bir sohbete dalmıştır (Tahsin Paşa 113). Tevfik Fikret’in "Bir Lahza-i Teahhur" (Bir Anlık Gecikme) olarak adlandırdığı bu kısa duraksama, bombanın Sultan henüz hedef alanına girmeden infilak etmesine neden olmuştur (Öztuna 189).

Patlamanın şiddeti öylesine büyüktür ki, Beşiktaş ve Nişantaşı semtlerini sarsmış, Fatih'ten bile duyulmuştur (Birecikli ve Maden 408). Patlamanın şiddetiyle Yıldız Camii çevresi tanınmayacak derecede bir yıkım ve toz bulutuyla kaplanmıştır (SATEMER). Tahsin Paşa hatıralarında, patlamanın çıkardığı dehşetli sesi ve ardından gelen toz bulutunu "mahşer günü" gibi tanımlar (Tahsin Paşa 114). Patlama sonucunda 26 kişi can vermiş, 58 kişi yaralanmış ve 20 kadar at telef olmuştur (Birecikli ve Maden 408). Günal, patlamanın ardından Sultan Abdülhamid’in gösterdiği metaneti; "Korkmayınız, askerlerim yerinizden ayrılmayınız!" diyerek dağılmak üzere olan orduyu yatıştırdığını aktarır (Günal 1). Sultan, parçalanmış cesetler arasından kendi kullandığı saltanat arabasıyla soğukkanlı bir şekilde sarayına dönmüştür (Günal 1). Suikastın hemen ertesi günü, Joris inanılmaz bir soğukkanlılıkla Belçika Elçiliği'nin ulusal bayram (jubileum) banketine katılmıştır. Elçi, Padişah’ın kurtuluşuna dair tebrik telgrafını okuduğunda, Joris de en önde "Vive le Sultan!" (Padişahım Çok Yaşa!) diye bağırmış, hatta bankette şarkılar söyleyerek şüpheleri üzerinden atmaya çalışmıştır (Beyen 7).

Joris’in Yakalanması ve Yıldız Mahkemesi Süreci

The Capture of Joris and the Yıldız Court Process

Suikastın hemen ardından kurulan tahkikat komisyonu, patlayan arabanın tekerlek parçalarından ve Avrupa’daki fabrikalarla yapılan yazışmalardan yola çıkarak failleri tespit etmiştir. Edward Joris, Galata’daki evinde yakalanmış ve yapılan sorgusunda suçunu, Ermeni davasına olan sempatisini ve anarşist fikirlerini itiraf etmiştir (Akın 1). 19 Aralık 1905’te sona eren "Yıldız Mahkemesi" sonucunda Joris idama mahkûm edilmiştir (Akın 1). Ancak bu karar, Osmanlı Devleti ile Belçika arasında tarihe geçen bir diplomatik krizi tetiklemiştir. Belçika hükümetinin bu tutumu, hukuki bir savunmadan ziyade, Osmanlı egemenliğini hiçe sayan siyasi bir meydan okuma niteliğindedir (SATEMER).

Beyen’in analizine göre, Belçika basını ve kamuoyu davayı partiler üstü bir "milli haysiyet" meselesi haline getirmiştir. 26 Aralık 1905'te Antwerpen Valisi'ne sunulan ve binlerce imza içeren dilekçede, Joris'in "barbarca bir infazla" karşı karşıya olduğu ve Belçika’nın egemenlik haklarının (Kapitülasyonlar) savunulması gerektiği vurgulanmıştır (Beyen 11). Belçika elçiliği, 1838 tarihli ticaret anlaşmasının Fransızca ve Türkçe metinleri arasındaki çeviri farklılıklarını (yargılama yetkisi mi yoksa sadece infaz yetkisi mi?) bir hukuk kılıfı olarak kullanmıştır (Beyen 7-8). Belçika hükümeti, adli kapitülasyonları öne sürerek inanılmaz bir talepte bulunmuştur: "Osmanlı topraklarında, Osmanlı mülkünün sultanına suikastın sorumlusu olarak yakalanan kişi Belçika hükümetine göre Osmanlı mahkemesinde yargılanamazdı" (Akın 1). Uzunçarşılı, bu durumun Osmanlı yargı bağımsızlığına indirilmiş ağır bir darbe olduğunu belirtir (Uzunçarşılı 329). Mahkemede Rum, Ermeni ve Yahudi yargıçların da bulunmasına rağmen, Avrupa kamuoyu yargılamayı "barbarca bir infaz girişimi" olarak yaftalamıştır (Tahsin Paşa 116). Akın, kapitülasyonların yarattığı bu hukuksuzluğun, "emperyalizmin hukuk kılıfına bürünmüş hali" olduğunu savunur (Akın 1).

"Saray Hafiyeliği" İddiası ve Belçika’ya Dönüş

The "Palace Informant" Claim and Return to Belgium

Joris’in 1907 yılında serbest bırakılması, Osmanlı siyasi tarihinde çeşitli efsanelere konu olmuştur. Padişah’ın başkâtibi Tahsin Paşa’nın hatıralarında geçen anlatıya göre; Sultan, Joris’i öldürmek yerine onu 500 altın ihsan ederek serbest bırakmış ve Avrupa’daki komiteler hakkında bilgi toplaması için bir "saray hafiyesi" olarak görevlendirmiştir (Tahsin Paşa 111). Tahsin Paşa, bu durumu Sultan’ın bir zekâ manevrası olarak sunar: "Padişah, katili serbest bırakarak hem Avrupa’nın baskısından kurtulmuş hem de düşman saflarına bir ajan sızdırmıştır" (Tahsin Paşa 113).

Ancak tarihçi Rıdvan Akın bu durumu farklı bir perspektifle, "Rahip Brunson" olayına benzeterek açıklar: "Joris sultanın ajanı olarak hangi hizmetleri görmüş olabilir Avrupa’da? Bu sadece bir diplomatik teslimiyet manevrasıdır" (Akın 2). Akın’a göre bu serbest bırakma, hukuk önünde tam bir mağlubiyettir ve Joris Avrupa'ya döndüğünde asla Padişah için çalışmamıştır (Akın 2). Beyen, Joris’in serbest kalmasını sağlayan duygusal bir unsuru daha gün yüzüne çıkarır: Joris’in 80 yaşındaki kalp hastası annesi ("Moederken Joris"). Belçika basını, annenin oğlunun idam edilmesi durumunda öleceğini ve "Kızıl Sultan'ın ilk kurbanı" olacağını işleyerek halkta büyük bir sempati dalgası yaratmıştır (Beyen 3-4, 12). Joris sonunda serbest bırakıldığında, bu durum Avrupa'da "oryantal keyfiyete karşı Batılı hukukun zaferi" olarak kutlanmıştır (Beyen 13).

Belçika Ermenofilleri ve Aristokratik Himaye

Belgian Armenophiles and Aristocratic Patronage

Joris’in serbest kalması tesadüf değildir; Belçika’da o yıllarda çok güçlü bir "Ermenofil" (Ermeni dostluğu) hareketi bulunmaktadır (Armencom 1). Bu hareketin arkasında ise sadece sosyalistler değil, Belçika aristokrasisinin en tepesindeki isimler yer almaktadır. Örneğin, Boghos Noubar Paşa’nın kızı Eva Zaruhi, 1907 yılında Kont Guillaume d'Arschot Schoonhoven ile evlenerek Belçika sarayına akraba olmuştur (Armencom 5). Armencom sitesine göre, bu aristokratik bağlar Joris’in davasında Belçika hükümetinin takındığı sert tutumun ana nedenlerinden biridir (Armencom 5).

Ayrıca, daha sonra Milletler Cemiyeti temsilcisi olacak Paul Hymans gibi isimler de Joris lehine kampanyalar yürütmüştür (Armencom 6). Deliorman, Avrupa’nın bu desteğini "Hıristiyan dayanışması ve Türk düşmanlığı" olarak yorumlar (Deliorman 45). Artuner ise Beşiktaş Zabıtası raporlarına dayanarak, bombanın tahrip gücünün Avrupalı uzmanlarca bile hayranlıkla(!) karşılandığını ve bunun transnasyonal bir terör projesi olduğunu aktarır (Artuner 1). Joris, bu güçlü lobinin desteğiyle Belçika’da dokunulmazlık kazanmıştır. Beyen, bu dönemdeki Avrupa desteğinin altında yatan "Sarı Tehlike" (Yellow Peril) korkusuna da dikkat çeker. Rus-Japon Savaşı’ndaki Japon zaferiyle sarsılan Batılı özgüveni, Osmanlı gibi "Doğulu" bir güce karşı Joris gibi "Beyaz/Hıristiyan" bir figürü koruyarak psikolojik bir üstünlük kurmaya çalışmıştır (Beyen 9). Joris'in arkasındaki bu güç birliği, Osmanlı'nın toprak bütünlüğüne karşı yürütülen transnasyonal bir terör projesinin diplomatik kalkanıdır (SATEMER).

Edward Joris’in Yayıncılık Yılları: Radiopost ve De Nieuwe Tijd

Edward Joris’s Publishing Years: Radiopost and De Nieuwe Tijd

1907’de Belçika’ya dönen Joris, kısa sürede anarşist ve sosyalist yayıncılığın merkezine oturmuştur. 1910’da Victor Resseler’den 't Kersouwken adlı radikal kitapçıyı devralmış ve burayı anarşistlerin buluşma noktası yapmıştır (Simons 1614). I. Dünya Savaşı sırasında (23 Haziran 1917 – 8 Kasım 1918) Antwerpen'deki azınlık sosyalistlerinin (minderheidssocialisten) yayın organı olan "De Nieuwe Tijd" (Yeni Zaman) dergisinde aktif bir rol üstlenmiştir (Encyclopedie Vlaamse Beweging).

Edward Joris; Jef van Extergem, Jules de Kinder, A. Borgers, J. Rams, W. Dever ve G. Capelle gibi isimlerle birlikte derginin editör kadrosunda yer almıştır (Encyclopedie Vlaamse Beweging). "De Nieuwe Tijd", Flaman sosyalistleri arasında pasifist bir akım yaratarak onları Belçika hükümetinden ve Belçika İşçi Partisi (Belgische Werkliedenpartij) yönetiminden koparmak amacıyla, Alman sosyal demokratları ve askeri işgal yönetiminin (militair bezettingsbestuur) desteğiyle kurulmuştur (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Stockholm'deki uluslararası barış konferansı hazırlıkları etrafındaki siyasi hareketlilik, bu çevrenin Alman yanlısı ajanlar tarafından sızılmasına zemin hazırlamıştır (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Dergi, Flanders için özerklik (zelfbestuur) talebini resmen savunurken, bu çizgiyi pasifizm ve devrimci Marksizm ideolojileriyle birleştirmiştir (Encyclopedie Vlaamse Beweging). Simons’un belirttiği üzere, Joris savaş sonrası Hollanda’ya sürgüne gitmiş ancak 1929 affıyla Antwerpen’e geri dönmüştür (Simons 1614). Geri döndüğünde, 20.000 nüsha basılan haftalık Radiopost (1927-1936) dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştir (Simons 1614). Bu dergi, Joris’in anarşist köklerinden gelen "alternatif medya" anlayışının bir ürünüdür. Van Campenhout ve Simons'un ortak çalışması, Joris'in Flaman hareketi içindeki sosyalist kanatta hayatının sonuna kadar saygın bir yer edindiğini vurgular (Van Campenhout ve Simons 1). Joris, 20 Aralık 1957’deki ölümüne kadar bir suikastçı olarak değil, bir gazeteci ve entelektüel olarak tanınmıştır (Simons 1615).

Tarihsel Analiz: III. Selim’den II. Abdülhamid’e Egemenlik Kaybı

Historical Analysis: Loss of Sovereignty from Selim III to Abdulhamid II

Rıdvan Akın’ın yaptığı tarihsel karşılaştırma, Osmanlı Devleti’nin son yüzyılındaki güç kaybını en net şekilde ortaya koymaktadır (Akın 1). 1792 yılında III. Selim’e Ayasofya’da suikast girişiminde bulunan Mağripli saldırgan, kapitülasyonların henüz devleti bu kadar bağlamadığı bir dönemde derhal yakalanmış ve "Babı Hümayun kapısında idam edilmişti" (Akın 1).

Ancak 1905 yılına gelindiğinde, bizzat Padişah’ı öldürmeye teşebbüs eden ve suçunu itiraf eden Belçikalı bir anarşist, Batılı devletlerin baskısıyla serbest bırakılabilmiştir (Akın 1). Osmanlı devlet otoritesi, bu dönemde içeriden bombalanırken dışarıdan hukuki bir mengene ile sıkıştırılmaktadır (SATEMER). Akın bu durumu, Osmanlı’nın "hasta adam" olarak nitelendirildiği dönemde, kendi katilini bile cezalandıramayacak kadar hukuki bir abluka altında olduğunun kanıtı olarak sunar (Akın 1). Jensen, bu durumu küresel anarşist terörizmle mücadelede Batı’nın uyguladığı "çifte standart" olarak nitelendirir (Jensen 1). Uzunçarşılı ise Yıldız Mahkemesi tutanaklarının, devletin aczini belgeleyen tarihi vesikalar olduğunu belirtir (Uzunçarşılı 329). Akın’ın analizi, Joris’in serbest bırakılmasının saray tarafından bir "strateji" olarak sunulmasının, aslında bu büyük mağlubiyeti gizleme çabası olduğunu savunur (Akın 2).

Sonuç: Edward Joris’in Tarihteki Yeri ve Terörün Mirası

Conclusion: Edward Joris’s Place in History and the Legacy of Terror

Sonuç olarak, Edward Joris’in hayatı; 20. yüzyılın başında terörün, ideolojinin ve diplomasinin nasıl iç içe geçtiğini gösteren en çarpıcı biyografilerden biridir. Joris, sıradan bir dikiş makinesi memuru kılığında girdiği İstanbul’dan, imparatorluğun kaderini değiştirebilecek bir "Cehennem Makinesi"nin mimarı olarak çıkmıştır (Alloul 215). Joris’in Ermeni komitacılarıyla olan işbirliği, terörün uluslararasılaşmış doğasının bir kanıtıdır (Birecikli ve Maden 399). Simons’un Joris biyografisi, bir anarşistin hayatı boyunca nasıl bir "dava" peşinde koştuğunu, kıtalar arası bir sabotajcıdan saygın bir Flaman editörüne nasıl evrildiğini tüm çıplaklığıyla sergilemektedir (Simons 1614). Uzunçarşılı'nın not ettiği üzere, bu vaka Osmanlı hukuk tarihinin en karanlık sayfalarından biridir (Uzunçarşılı 329).

Joris'in hikayesi aynı zamanda terörün jeopolitik amaçlarla nasıl kullanılabileceğini de göstermektedir. Edward Joris vakası, emperyalist odakların terörü bir diplomasi aracı olarak nasıl kullandığının en somut laboratuvarıdır (SATEMER). Siyonistlerin ve Avrupalı aristokratların bu eyleme sağladığı destek, II. Abdülhamid'in denge siyasetine karşı kurulan geniş bir cephenin varlığını teyit eder (Eroğlu 88). Edward Joris'in idam sehpasından kurtulup Belçika'da Radiopost dergisinin genel yayın yönetmeni olarak huzur içinde ölmesi, tarihsel adaletin uluslararası reel politik çıkarlar karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Bu eylem, Padişah'ın Şeyhülislam ile yaptığı o kısa sohbetle ("1 dakika 42 saniyedir") boşa çıkmış olsa da, imparatorluğun yıkılış sürecindeki dış müdahalelerin ve terör kuşatmasının en somut kanıtı olarak tarih arşivlerindeki yerini korumaktadır. Son kertede, Edward Joris biyografisi, bugünün terör ve diplomasi ilişkilerini anlamak için elzem bir ders niteliğindedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

https://encyclopedievlaamsebeweging.be/nl/joris-edward

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
  


İstanbul’daki Hamidiye Camii’nde, selamlık töreni sırasında Sultan Abdülhamid’e suikast girişimi

 

https://www.meisterdrucke.uk/fine-art-prints/Achille-Beltrame/396161/Attempt-Against-Sultan-Abdul-Hamid-During-the-Selamlik-at-the-Hamidie-Mosque-in-Constantinople.html

 

 

 

 

 

 

 

 

 
  


Sultan Abdülhamid'e düzenlenen suikaste karışan Belçikalı Edvar Joris

 

BOA. FTG_1989_001_001.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
  

 

 

Anna Nellens ve Edward Joris'in fotoğrafı (1896)

https://collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674

 

 

Kaynakça/Bibliography

 

Akın, Rıdvan. "Sultan Abdülhamit'in Cuma Selamlığı." https://www.google.com/search?q=12punto.com.tr, 2025.

Alloul, Houssine, Edhem Eldem ve Henk De Smaele, editörler. To Kill a Sultan: A Transnational History of the Attempt on Abdülhamid II (1905). Palgrave Macmillan, 2018.

Artuner, Burak. "Ermeniler, Avrupalılar'ın Kışkırtmalarıyla..." patronlardunyasi.com, 2026.

Beyen, Marnix. De taal van de geschiedenis. Universitaire Pers Leuven, 2019.

Birecikli, İhsan Burak ve Fahri Maden. "Yıldız Suikasti: Ermeni Komitacıların Sultan Abdülhamid’e Karşı Düzenlemiş Oldukları Bombalı Saldırı." Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, cilt 23, sayı 67-69, 2007, ss. 399-424.

Comité des Arméniens de Belgique. "Historique de la Communauté." armencom.be, 2024.

Deliorman, Altan. Türklere Karşı Ermeni Komiteciler. 4. Basım, Bayrak Basım, 2011.

Encyclopedie van de Vlaamse Beweging. "De Nieuwe Tijd (1917-1918)." encyclopedievlaamsebeweging.be, 2024.

Erdoğan, Büşra. Abdulilâh B. Arafe ve Yâ Sîn Kalbu’l-Hilâfe Adlı Romanının Tahlili. Yüksek Lisans Tezi, Bursa Uludağ Üniversitesi, 2024.

Eroğlu, Hamza. Ermeni Meselesi. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, 1986.

Garo, Armen. Osmanlı Bankası Baskını: Armen Garo’nun Anıları. 2. Baskı, Belge Yayınları, 2015.

Günal, Bülent. "Sultan'a Suikast." HT Gazete, 31 Ocak 2014.

Jensen, Richard Bach. The Battle against Anarchist Terrorism: An International History, 1878–1934. Cambridge University Press, 2014.

Kısakürek, Necip Fazıl. Ulu Hakan II. Abdülhamid Han. Ötüken Neşriyat, 1975.

Meydan, Sinan. "Edward Joris'ten Rahip Brunson'a Abdülhamid Siyaseti." Sözcü, 2018.

Minassian, Gaïdz. "The Armenian Revolutionary Federation and Operation 'Nejuik'." To Kill a Sultan, Palgrave Macmillan, 2018, ss. 53-65.

Nacikaptan. "Abdülhamit'e Bombalı Suikast." nacikaptan.com, 2021.

Öztuna, Yılmaz. Başlangıcından Zamanımıza Kadar Büyük Türkiye Tarihi. Cilt 7, İstanbul: Ötüken Yayınevi, 1983.

SATEMER. "Yıldız Suikastı." Sakarya Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi, satemer.sakarya.edu.tr, 2024.

Simons, Ludo. "Joris, Edward." Nieuwe Encyclopedie van de Vlaamse Beweging, 1998, ss. 1614-1615.

Tahsin Paşa. Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları. İstanbul: Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, 1931.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2000.

Van Campenhout, Nico ve Ludo Simons. "Joris, Edward." Encyclopedie van de Vlaamse Beweging, 2023.

Van Ginderachter, Maarten. “Edward Joris: Caught between Continents and Ideologies?”. To Kill a Sultan, Palgrave Macmillan, 2018, ss. 67-98.

Yavuz, Fikrettin. "Osmanlı Devleti Dış Politikasında Ermeni Sorunu: 1896 Osmanlı Bankası Baskını Örneği." SUTAD, sayı 30, 2011, ss. 391-412.

 

Görsel ve Arşiv Notu / Visual and Archive Notes

 

1904'te (Gaidz Minassian arşivi; Sophie Areshian, Edward Joris, Anna Nellens).

BOA. FTG_1989_001_001.

 

Arşiv Belgeleri: collectie.letterenhuis.be/doc/tg:lhph:32674

Sanatsal Tasvir: Achille Beltrame, "Attempt Against Sultan Abdul Hamid" (Meisterdrucke).

 

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
bahar home mehmet taze kırıkhan