“Tetiği Genç Çekti, Silahı Toplum Doldurdu”
Bugün Urfa’da bir okulun kapısından içeri yalnızca silahlı bir genç girmedi; yıllardır büyüttüğümüz ihmaller, susturduğumuz yanlışlar, görmezden geldiğimiz çığlıklar da o kapıdan içeri girdi.
O okulda yankılanan silah sesleri, aslında bir gencin parmağından değil; sevgisiz bırakılmış çocukluklardan, sorumsuz ebeveynlikten, denetimsiz ekranlardan ve kaybolan vicdanlardan çıktı. Çünkü bir çocuk, önce evde şekillenir. Zihni zenginleştirecek öğretimin temelini okul değil, evladını doğru yetiştiren aile atar.
Bugün birçok evde çocuklar, susturulmak için telefonla büyütülüyor. Ağlamasın diye tablet verilen, soru sormasın diye ekranlara teslim edilen bir nesil yetişiyor. Korku oyunları, şiddeti öven videolar, mafyayı kahramanlaştıran diziler; karakteri daha oluşmadan genç ruhları zehirliyor. Anne babalar “oyalansın yeter” diye sırtını dönerken, çocuklar gerçek hayatla sanal şiddet arasındaki çizgiyi kaybediyor. Sonra öfkesini kelimelerle değil, silahla anlatan gençler ortaya çıkıyor.
Evde ilgisiz bırakılan çocuk, okulda kusursuz ilan ediliyor. Hata yapan evlat yerine öğretmen suçlanıyor; saygısızlık özgüven, hadsizlik özgürlük sanılıyor. Anne babalar prens ve prenses yetiştirdiklerini düşünürken, topluma sınır tanımayan, empati bilmeyen bireyler bırakıyor. Öğretmenin değersizleştirildiği, emeğin küçümsendiği bir yerde eğitim yalnızca müfredat olur; insan yetiştirmek ise imkânsızlaşır.
Unutmayalım: Bir çocuğun eline silah geçmeden önce, ruhuna ihmal değmiştir. Tetiği çeken parmak bir gence ait olabilir; ama o silahı dolduran, sevgiyi eksik veren, ilgiyi esirgeyen, yanlışı görüp susan, ekranı terbiyeye tercih eden herkesin payıdır. Çünkü çocuk yetiştirmek, onları sadece büyütmek değil; vicdan sahibi bir insan yapmaktır.
Ve eğer biz çocuklarımızın kalbine merhamet, vicdan ve sınır koymazsak; bir gün onların büyüttüğü öfke, yalnızca bir okulun duvarlarını değil, hepimizin geleceğini paramparça eder. Asıl felaket, bir gencin tetiğe uzanan eli değil; o ele zamanında sevgiyle dokunmamış, yanlışı öğretmemiş, karanlığı fark edip ışık yakmamış anne babaların geride bıraktığı sessiz yıkımdır. Çünkü bazı kurşunlar bedenleri yaralar, ama ihmalle büyütülen çocukların açtığı yaralar bir toplumun vicdanında nesiller boyu kapanmaz.
Murat KONDAKCI
























































Yorum Yazın