Reklamı Geç
Zeno Mobilya
Güneyler
Güneş Güzellik
Haas Taş Sanatları
Hatay
BIST13.522
DOLAR43.6062
EURO51.6027
ALTIN6943.5
BTC/USD69170.068
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Mail: [email protected]

İNSAN ÇİFTLİĞİ

İNSAN ÇİFTLİĞİ

George Orwell’in yazmış olduğu Hayvan Çiftliği kitabına nazire değildir bu başlık. Bilakis onun içinde yaşadığı toplumun ve sisteme yapmış olduğu ağır eleştirinin; artık tüm dünyayı bir ahtapot gibi sardığını anlatan, kontrolünü, bir avuç kendini tanrı ilan edenlerin eline aldığını, dünyayı nasılda bir çiftliğe çevirdiğini kaleme aldığım bir yazı.

Orwell, içinde bulunduğu sömürgecilik ve sömürülenlerleilişkili olarak ikiyüzlü sistemde, yapılan her haksızlığı, hukuksuzluğu ve zulmü, kendilerini tanrı ilan eden zalim hükümdarlara karşı yaptığı ağır eleştirisi ile kabul edilemezliğini ustaca anlatır kitabında.

Kitabı kaleme almadan önce, kendisinin de bu lordlar zirvesine, görevi icabı maruz kaldığı hizmetinde, içsel kararları ile dışsal baskıların zorladığı kararlar arasında kalmıştır. Ancak bu kararları uygulamadaki zorunluluğu, bu iki yüzlü sistemin kendine hizmet yanının nasıl da içselleştiğinin ve karakterize olduğunun en bariz bir şekildezihne vurumu değil midir aslında? 

Zorunda kaldığı zorbalıklarla, vicdanına karşı koyduğu bir iç çatışmaya daha fazla karşı koyamayışının sonucu ortaya çıkardığı bu eser ile yalnız kendi içinde bulunduğu sistemi anlatsa da; bulunduğumuz konjonktürü ve hatta dünyanın nasıl da bir çiftliğe dönüştüğünü göstermiyor mu?

Keyfe keder esnetilen ve legalleşen yasaların rehavetinde uykuya meyilli, uyuşturulan dünya toplumunda, gitgide hiçe sayılan insan yaşamı ve kıymetsizliği, gücün sınır tanımazlığını göstermiyor mu? 

Medenileştirme, özgürleştirme, demokratikleştirme propagandaları ile gerçekler arasındaki uçurum büyüyor;  işkence, taciz, tecavüz, zulüm, vahşet, haksızlık, hukuksuzluk, çiftliğe çevirdikleri dünyada at koşturup kol geziyor.

Tanrıları kızdırmamaya özen gösterircesine bu ikiyüzlüsistemin pençesinde yaşama tutunmaya çalışıyor ‘insanlık’ ve insanlığı tanımlayan hiçbir ideoloji işe yaramıyor bu çiftlik düzeninde.

‘Sapıklığın’, ahlaksızlık kavramı ile yumuşatıldığı, ahlaklılığın artık bir tercih haline geldiği, mağduriyetin ve maruziyetin, kadın cinsini bir haz ve meta aracı sayarak  ‘tek bir cins varmışçasına’ yalnızca erkek cinsiyeti üzerinden ele alındığı ve artık mağdurluğun ve mazlumluğun bir görev haline geldiği bir çiftlik düzeni… her türlü sapkınlığın, faşizmin, totalitarizmin bir salgın gibi dünyayı kuşattığı bir düzen!

Dünya; kendilerini tanrı ilan etmişlerin sürgününde. Yok’unyok olduğu bu çiftlikte her şey mevcut ve herkese verilmiş bir görev var. Her topluluğa bir lider ve her lidere görevler… Yakılıp yıkılacak ve sonra yeniden inşa edilecek çiftlik içinde çiftlikler… ve artık toplumların değil, hükmeden hükümdarların sosyal ve siyasi yapılarına göre şekil alan, küresel evrim sürecindeki değişim ve dönüşümü kendi hukuk kodlarına göre dizayn eden bir düzen.

Zorbalığın, eşkıyalığın, zulmün, sapkınlığın, haksızlığın, hukuksuzluğun, yeni kodlarını oluşturduğu, toplumun süregelen dinamiklerinin, örf, adet ve kültürel değerlerimizin adeta akışını ve aktarımını sağlayan yaş almışlarımıza saygı, hürmet ve konforun yerine ‘ölmek bilmiyorlar’ anlayışının hakim olduğu bir düzen!...

Zenginden alıp, yoksula verme döneminin bittiği, yoksuldan alıp, imtiyazlı sınıfların beslendiği Robin Kurt bir anlayışa dönüşen ve legalleşen bir sömürgecilik anlayışının yüz gösterdiği bir düzen…

Şimdi bunca kötülüğün sarpa sardığı çiftliğe dönmüş dünya da; yine de iyi düşünmemiz, altın çağı düşlememiz gerekiyor,öyle mi?

İYİ MİYİZ GERÇEKTEN?

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Diva Otel