Reklamı Geç
Güneş Güzellik
Güneyler
Doğru Taşımacılık Şaban Doğru
Güneş Güzellik
Hatay
BIST13.744
DOLAR46.2686
EURO53.5186
ALTIN6214.0
BTC/USD63305.455
Mehmet Haşmet Kolağası

Mehmet Haşmet Kolağası

Mail: [email protected]

DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ

 

DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ

 

Bu makaleyi insan ilişkilerinde iddialı olan, liderlik görevi üstlenen, işinde başarılı olmak isteyen, anneler, babalar ve eğitimciler mutlaka okumalı.

Sorunları ve çözüm yollarını çabuk fark edip çözümleme kabiliyetine zeka denir. Ancak zekanın bu süreçte etkisi %20’dir. Yüzde seksenini ise duygusal zeka sağlar. Bir kere şunu bilmeliyiz ki hem IQ dediğimiz zeka ve hem de EQ dediğimiz duygusal zeka geliştirilebilir. Aksi takdirde hayatın dizayn şekli sorgulanırdı. Başarıda duygusal zekanın önemi uzun yıllardır gündemde olduğu halde bizde hala önemine vakıf olunmadığını mevcut çatışma ortamından, birbirine tahammülü olmayan vatandaşlar topluluğunu oluşturmamızdan anlayabiliriz.

Beyin sağ ve sol olmak üzere iki lobdan meydana gelir. Sağ lobu etkin kullananlar yani sol ellerini kullananlarda görsel beceriler baskındır, sol lobu etkin yani sağ elini kullananlarda, ise mantık ve sayısal beceriler etkindir. Ancak burada ayrım kesin değildir, bazılarında görsel ve sayısal zeka da gelişmiş olabilir. Bu, zamanla kazanılmış olabilir, mesela sağ ayağını kullanan bir futbolcunun sol ayağını kullanma çalışmaları yapması gibi.

Buraya kadar anlattıklarımız beynin iki lobu ile ilgiliydi ve hayvanlar için de geçerlidir. Burada kararlar 6 saniye içinde verilir bir süzgeçten geçmez, çoğu zaman sonunda başarısızlık ve pişmanlık ta olabilir. Buradan sonra devreye sadece insanlara verilmiş olan beynin ön lobu devreye girer. Anahtarı doğuştan insana verilmiş olan bu akıl süzgecini aktif hale getirmek bir vicdan ve sorumluluk meselesidir. Buna hidayet de diyebiliriz. İnsan bunu devreye sokarken bir huzur ve mutluluk esintisini, yani tatmin duygusunu yaşar. İnsanlar çoğu zaman bunu aktifleştirme ortamı bulamazlar ve hem kendileri ve hem de çevrelerine kabus yaşatırlar. Aklın mekanı beynin ön lobudur. Hayvanlarla insanlar arasındaki fark akıldır. Ve onları sorumlu yapan da budur. O zaman, on yıllardır duyduğumuz duygusal zekanın bir bakıma aklı ve pozitif duyguları kullanma sanatı olduğunu söyleyebiliriz. Burada hem kendimizin ve hem de çevremizdeki kişi ve nesnelerin yansıttığımız pozitif duygularımızla pozitif yönde etkilenmesi duygusal zekanın konusunu oluşturur. Giderek negatifleşen duygularımız ise duygusal zekamızın giderek düştüğü anlamına gelir. Burada önemli olan duygu halimizin negatif olması durumunda karar ve tepki vermemizin yanlış olduğudur. En az 6 saniye tepki verilmemesi ve karar ve tepki akıl süzgecinden geçtikten sonra verilmesi hatta gereken zaman ne kadar artırılmasını gerektiriyorsa o kadar beklenmesidir.

Bu konuda gelişmeye en büyük katkıyı sağlayacak olan şey empatinin ne olduğunu bilmektir. Empati karşıdaki kişinin yaşadıklarını kendi yaşamış gibi algılamaktır. Bir film izlediğimizde kendimizi filmin kahramanının yerine koymak empatiye iyi bir örnektir. Empati yapmanın sonucu akıl verme olarak sonuçlanmamalıdır. Başarıda teknik ve mesleki bilgi paylaşımlarından ziyade kişisel bağlar kurmak başarı için daha önemlidir.

Duygusal zekası yüksek olan insanların ortak özellikleri bilgi birikimlerinin yüksek olmasıdır. İkisi bir arada bilge kişiliği oluşturur. Onun için insan daima bilgiye aç olmalıdır. İnsanların çatışmasından nemalananlar cehaleti, ve nefreti savunur. Onun için insan daima bilgiye aç olmalıdır. İki arka lob yani amigdala öfkenin, stresin kaynağı ve adrenalin ve benzeri hormonların ve dış algıların yönettiği alandır. Buna nefsi emare de denir,  hayatta kalmayı,  çoğalmayı, türlerin geleceğini garanti altına almaya programlanmıştır. Ön frontal lob ise aklın merkezi olarak amigdalayı kontrol altına alır. Yani biz duygusal zekaya, gerçek insan olmaya geçiş olarak ta bakabiliriz.

Çatışmayı yönetmenin başlangıcında fiziksel başvuru araçlarımızdan biri nefes tekniğidir, diyaframdan yavaşça nefes almak, kısa bir süre nefesi bekletmek ve yavaşça nefesi bırakmak ve bunu birkaç defa yapmak öfkeyi kontrolde önemli katkı sağladığı gibi birçok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkları da kontrol altına almada önemli bir araçtır, bir de karar vermeden önce pozitif etki yapacak bir ritüel benzeri bir davranışa şartlanmak, mesele belli bir duayı yapmayı adet edinmek önemli bir katkı sağlar. Pozitif davranışı başkalarının başlatmasını beklemeden direksiyonun başına geçmek tüm çevrenize bir güven ve rahatlama sağlayacaktır. Ancak bu, bir lider olma egosunu, manevi tatmin görüntüsünü yansıtmamalıdır. İlk pozitif cümle sizden gelmeli. Aynı zamanda yüzünüz ve mimikleriniz, cümlelerinize başlamadan rahatlama mesajını vermelidir. Aslında duruş çoğu zaman cümlelerden çok etkilidir. Bu misyonu yüklendiğinizde şunu bilmelisiniz ki, siz bu mesajı alanlar açısından artık bir dayanaksınız ve asla öfkenizi bu insanlar görmemeli, zira bu insanlar üzerinde bir kıyamet etkisi yapar, hatta suratınızı asmanız bile… Onların doğru bildiği her şey değişmiş olur. Araba devrilmiştir. Yada böyle bir görevi başlangıçtan yüklenmeyin karşınızdaki insanların dünyasını yıkmayın.

Başkaları için yapmanız gereken şeyi önce kendiniz için yapın, kendi yolunu bulamamış kişi başkasına kılavuzluk yapamaz. İlk yardımı çocuğunuzdan önce kendinize yapmalısınız, yoksa bilinciniz kaybolduğunda ona da yardımcı olamazsınız. Bir de bazen kötü niyetli kişiler sizin geçimsiz olarak algılanmanızı isteyebilir. Bu tip provokasyonlara da düşmemek gerekir. Öfkeyi kontrole geçiş yeniden duygusal zekayı ön plana çıkarmak, yani yeniden insan olmaya geçiştir. İnsan bazen hayvansal yaşar, bazen insan olduğunu hatırlar.

Çok kararlı ve vakar içinde duruş en üretken olunan haldir. Bu anda başarının tadı içinizde huzur esintileri estirir. İçinizden dahi başkaları hakkında kötü düşünceler geçirmek motivasyonunuzu bozar. Onlar için dua edin, bir gün onları da size dua ederken bulabilirsiniz. Buna ayna nöron da denir. Kötü duygu ve davranışlardan ( mesela kendini asabi olarak nitelemek gibi) vazgeçmemek öğrenilmiş çaresizlik olarak algılanır. Ve bu kişinin kendine kurduğu bir tuzaktır. Mucitler deneme tekrarından vazgeçmedikleri için mucit olmuşlardır. Bizim için de kötü özelliklerden vazgeçme deneyimimizin tekrar sınırı olmamalıdır.

Bazen çatışma ortamında kendinizi bulmanız kader olur ancak bunu yönetmek sonunda büyük başarılara kapı açar. Çatışmanın oluşması iyi yönetimine vesile olmuştur. Burada sabrın sonu selamete çıkmıştır. Yani öncelikle 6 saniyelik öfke süreci sakin kalınarak aşılmış ve sonra da başarı meyvesi olgunlaşmıştır.

İnsanlar hayata başlarken bir başlatıcı dokunuşa muhtaç olarak yaratılmıştır. Çoğu zaman birinin, mesela bir öğretmeninin pozitif dokunuşu onun hayatını değiştirmiştir. Burada en önemli unsur ona ayrıcalık tanımak değil, herkes gibi kabul edildiğini hissettirmektir. Yapılan en önemli yanlışlardan biri engellilere ayrıcalık tanınmasının onları incitmesidir. Bir ülkede yaşayan herkesin beklediği şey her vatandaş gibi tanınmaktır, etnik yada inanç kimliği ile tanınmak değildir. Bunlar telafi edilemez yaralar açar. Burada aranan şey kişinin kendi istediği gibi kendini tanımlama özgürlüğüdür. Bunun başkalarınca tanınması ihsanına ihtiyacı yoktur. Başarıda en büyük etken güven inşa etmektir.

Çalışanlar tatmin olmalıdır. Bu, her zaman ücretle ilgili olmaz; çalışma ortamı, arkadaşlık ortamı, takımdan sayılmak, onur kırıcı davranışlar zaten söz konusu bile olamaz, çalışma sürecinde aklını meşgul edecek bir esinti bile hissetmemelidir. Bir denizin fırtınadan sonra sakinleşmesi, her insanın yaşadığı fırtınalı süreçlerin tatmin olup sakinleşmesi gibidir. Bunlar kararlıdır. Halinden tatmin olmuştur, razıdır ve kendisinden de razı olunmuştur. Saflıktadır, yani içinde ve davranışında bir iki yüzlülük yoktur. Karşı tarafın ikiyüzlülüğünü bile yok ve önemsiz sayar. Bu insanları ahmak sanmamalıdır. Bu sürecin yolunda gitmesi için devletin de vergi açlığından tatmin olup, ekonomik zenginleşmeye fırsat tanımasının önemi büyüktür.

Duygusal zekayı duygularla hareket etmemek olarak algılamamalıyız. Duygusal zeka, pozitif duygulara sahip olup bu duyguların yönlendirmesiyle pozitif davranışların çevremize pozitif etki yapma kabiliyetidir.

Unutmayalım İnsan değişirse dünya değişir. Kendi dünyamızı kuralım. Bu başkalarına rakip olmak değildir.

 

Mehmet Haşmet KOLAĞASI

 

 

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Haas Taş Sanatları