Reklamı Geç
Diva Otel
Ceviz Ticaret
Modelin Mobilya Ercan Güzel
Avula Hikmet Hatunoğlu
Hatay
BIST13.744
DOLAR46.2686
EURO53.5186
ALTIN6214.0
BTC/USD63305.455
Muammer Gezer

Muammer Gezer

Mail: [email protected]

Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?

 

Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?

 

Bir düğün sezonunun daha içerisindeyiz.

Salonlar tutuluyor, davetiyeler hazırlanıyor, gelinlikler, damatlıklar seçiliyor, altınlar hesaplanıyor…

Aileler aylar öncesinde hazırlıklara başlıyor. Birkaç saat düğün için bazen yıllarca ödenecek borçlar altına giriliyor. Herkes düğün nasıl olacak diye konuşuyor. Unutulan şey ise; evlilik bir gün, aile bir ömürdür. Gençlerimizi düğün yapmaya değil, yuva kurmaya hazırlamalıyız.

İslam, evliliği sadece iki insanın hayatlarını birleştirmesi olarak görmez. Evlilik; sevginin, merhametin, sadakatin ve sorumluluğun aynı çatı altında buluşmasıdır. Toplumu oluşturan temel taştır. Bu hakikatlerden git gide uzaklaşıyoruz. Daha yolun başında edinilen borçlar, yola devam ederken sözde eşlerin birbirine üstünlük çabası, ‘’ben çektim kızım/oğlum çekmesin’’ düşüncesinin getirdiği adeta akıl tutulması durumlar bu muazzam müesseseye ciddi zararlar vermektedir. Daha yılı dolmadan gençler ayrılık yollarına düşüyor, rahmet kapısı birden yerini cefaya, yıllar boyu sürecek bedduaya bırakıyor. Oysa bizim irfanımızda Allah, ‘’evlenen ile ev yapana yardım eder’’ desturu vardır. Bu yardımı ziyadeleştirmek ise gençlerin ailelerine düşün mecburi bir görevdir. Bazen öne sürülen özel şartlar, gösteriş delisi istekler evlenmeye niyeti olan gençleri dahi evlilikten soğutuyor. Hayata yeni başlayan, hayatlarını birleştiren gençlere yapılan en büyük kötülük bu olsa gerek. En güzel düğün hazırlığı; sevgi, merhamet, sabır, sorumluktur. Eşyalar zamanla alınır, altın, araba zamanla alınır, para bin olur bazen de bir olur. Allah kerim, her şey yoluna geçer. Sadece İslam ile yoğrulmuş, ilk günden takva tohumları atılmış bir yuvaya niyet edilsin yeter. Elbette insan düğününde sevinecek. Elbette ailesini, dostlarını, akrabalarını davet edecek. Elbette güzel bir merasim yapacak. Fakat mutluluk ile gösteriş arasındaki çizgiyi kaybetmemek gerekiyor. Düğün, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Yeni hayatın ilk adımı borçla, israfla ve insanların ne diyeceği endişesiyle atılmamalıdır.

Burada özellikle üzerine durmamız gereken bir diğer husus ise: İmam nikahıdır. Toplumumuzda ‘’imam nikahı’’ olarak tarif edilen nikah akdi, İslam açısından ciddi bir akittir. Nikah; tarafların rızasını, belirli şartları ve sorumlulukları beraberinde getirir. Şakası dahi akdin bozulmasına sebebiyet verebilir. İmam Nikahı isminin almasının sebebi, ecdat bu ulvi görevi imamlara vermesinden dolayıdır. İmamın kıydığı nikah akdi mahalle kadı sicillerine de hemen işlenir ve evlilik resmiyet kazanmış olurdu. Kadı sicillerine işlenmeyen bir evlilik de geçersiz sayılırdı. Bu durum özellikle hanımefendilerin haklarının muhafaza edilmesi için elzem bir durumdur. Tıpkı şu an Diyanet İşleri Başkanlığının personeline, resmi nikah olarak nitelendirdiğimiz medeni nikah akdini görmeden imam nikahı akdini gerçekleştirmemelerini talimat vermesi gibi bir durumdur. Ülkemizde sadece resmi, sadece imam ve her ikisini de yapan üç farklı toplum yapısı vardır. Kıyılan nikah akdi hangi türde olursa olsun unutulmaması gereken en önemli şey; tarafların haklarının muhafaza edilmesidir.

‘’Düğün nasıl olacak?” sorusundan önce: “Evlilik nasıl olacak?” Bunu konuşmalıyız. Eşler birbirleriyle nasıl konuşacak? Bir tartışma çıktığında ne yapacak? İki tarafın ailesi evliliğe ne kadar müdahil olacak? Ekonomik sıkıntılar nasıl aşılacak? Çocuk yetiştirirken hangi değerler esas alınacak? Eşlerden biri hastalandığında diğeri ne yapacak? Birbirlerinin hatalarına karşı nasıl davranacaklar? İşte evlilik bunlardır. Çünkü insanın gerçek karakteri düğün salonunda değil, evinin içerisinde ortaya çıkar. Kalabalığın önünde herkes güler. Asıl mesele, kimsenin görmediği zamanlarda birbirimize nasıl davrandığımızdır.

Aile sadece iki insanın özel hayatı değildir. Aile, toplumun temelidir. Bir çocuk ilk sevgiyi ailesinden öğrenir. İlk merhameti ailesinden görür. İlk saygıyı ailesinde öğrenir. İlk kez “hak” ve “sorumluluk” kavramlarıyla ailesinde tanışır. Bu nedenle aileyi korumak, aslında toplumun geleceğini korumaktır. Bugün aile kurumunu güçlendirmek istiyorsak gençlerin evlenmesini kolaylaştırmalıyız. Anne babalar olarak çocuklarımızdan imkânlarının üzerinde beklentiler istememeliyiz. Gençlerimizi birbirleriyle yarıştırmamalıyız. “Bizim kızımızın düğünü şöyle olacak.” “Bizim oğlanın düğünü bundan aşağı olmaz.” gibi sözlerle gençlerin hayatının ilk adımını ağır bir ekonomik yük hâline getirmemeliyiz.

Yazılan hiçbir yazı bu ulvi hareketi anlatmaya yeterli değildir. Ama kulaklara küpe olmasını istediğim öz cümle ise şudur; zaten aile üzerine amansız bir saldırı var. TV programlarından, LGBT propagandalarına kadar her fırsatta aileyi yıkmak üzere hesaplar yapılıyor.

Gelin bu hesapları kolaylaştırmayın, ailenin kurulması için nefislerinizi bir kenara bırakın ve İslam ile Anadolu irfanına kulak verin…

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Güneyler