ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI
İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın “1915- 1916 Yılları Arasında Yaşanan Olayları Ermeni Soykırımı Olarak Tanıma” tasarısını 28 Haziran 2026 günü Bakanlar Kurulu’nda oybirliği ile almış olduğu kararla kabul etti.
Alınan karar siyasi olmasının ötesinde haksız, hukuksuz ve tarihi gerçeklerle uyuşmayan bir karardır.
Bu karar İsrail parlamentosunda da kabul edilirse asılsız Ermeni iddialarını kabul eden bir ülke olacak ve kurulduğu günden itibaren savunduğu tarihî gerçeklerden vazgeçmesi anlamına gelecektir. Çünkü İsrail devleti ve Musevî lobisi on yıllardır doğrudan yana tavrını koymuş, Türk milletinin asılsız Ermeni iddialarına karşı verdiği haklı mücadeleyi desteklemiş ve başta ABD olmak üzere birçok ülke parlamentosunda bu iftiranın kabul edilmesinin önüne geçmiştir. Tüm bunlara rağmen; Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı Paşinyan bile asılsız soykırım iddialarını sorgulamaya açmışken, İsrail Hükümeti’nin “Türk milletini soykırımla suçlaması” nasıl açıklanabilir?
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 1915 olaylarına ilişkin iddiaların tarihî ve hukuki olarak hiçbir karşılığı yoktur ve bu iddialar Türk milletine atılmak istenen bir iftiradan ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti tüm arşivlerini tahditsiz şekilde bilim insanlarına açmış, ortak bilimsel çalışma için çağrıda bulunmuş ve her türlü imkanı sağlamıştır. Ortaya çıkan sonuç, mezalimin Türk milletine yapıldığı yönündedir. Hukukî açıdan da Türk milletinin soykırım 2 suçunu işlediği iddia edilemez. Çünkü iddia edilen olayların üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen tek bir mahkeme tarafından ne bir yargılama yapılmış ne de bu yönde bir hüküm kurulmuştur. Kurulması da mümkün değildir, çünkü soykırım suçu 1948 yılında
Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile tanımlanmıştır. "Kanunların Geriye Yürümezliği" ilkesi bir yana tarihî gerçekler ve hukukî mesnetsizlik bu iddiaların asılsız olduğunu, asıl mezalimin Türk milletine yapıldığını ispatlamaktadır. Bu konuda verilen tek mahkeme kararı “Perinçek v. İsviçre” kararıdır. Bu karar gerekçesinde; 1915 olaylarının Holokost’a benzemediği için soykırım olarak nitelendirilemeyeceği ve yetkili mahkemeler dışında, başta parlamentolar olmak üzere kurum ve kuruluşların soykırım tespiti yapamayacağı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu kararına rağmen; bu iddiaları Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı siyasi şantaj olarak kullanmak isteyen ülkeler vardır. İyi niyetli olmayan bu girişimin sahibi olan İsrail hükümetinin de amacının aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Türk milletinin haklı mücadelesine yıllardır destek veren İsrail devletinin asılsız Ermeni iddialarını soykırım olarak nitelendiren tasarıyı Bakanlar Kurulu’nda kabul etmesi talihsiz bir durumdur, İsrail hükümetinin ne kadar çaresiz duruma düştüğünün de göstergesidir. İsrail Hükümeti şunu çok iyi bilmelidir ki; Filistin halkına yapılan katliam ve soykırımların Türk milletine iftira atarak üstü kapatılamaz. Bu nedenle, İsrail hükümeti bu büyük yanlıştan derhal dönmeli, Musevî cemaatine tarih boyunca kucak açmış Türk milletinden özür dilemelidir.
TEKAR Vakfı
(Türk-Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı)

























































Yorum Yazın