20 ŞEHİRCİLİK VE İSKENDERUN
Not: Hatayîn tamamıyla ilgili bilgiler mevcut olup, İskendrun nostaljisi kitabının yeni baskısından alınmıştır.İlk defa yayınlanmaktadır.
Bir yerleşim yerinde insan sayısı arttıkça insan ihtiyaçları ve ortak yaşama kültüründe gelişmelere ihtiyaç duyulur. Şehirleşme aynı zamanda medenileşme anlamına da gelir. Genellikle köy niteliğindeki yerleşim yerleri şehirleşmeye başlar. Ancak 1872 depremi ve tusinamisinden sonra İskenderun ve çevresinde önemli yatırımlar başladı, bu depremden Antakya ve Samandağ da etkilenmişti ve yatırımlardan pay aldı, bunun yanında demir yolu inşaatının Fransız taşeron firması henüz Osmanlı İmparatorluğu varken devletin izniyle bölgeye yatırımlar yapıyordu. Daha sonra 1918 yılında Fransız işgaliyle bu yatırımlar yeniden başlayarak devam etti. Bir şehirde olması gereken yol, asfalt, kanalizasyon, su tahliye kanalları, elektrik, içme suyu şebekesi hızla kuruldu. Önemli eğitim kurumları da tüm bölgeye hitap ediyordu.
Bu durumda İskenderun merkezinin şehirleşme süreci hızla gerçekleşmiş oldu. Doğu Akdeniz’in en önemli doğal korunaklı limanı ve kıtaları birbirine bağlayan su ve kara yollarının kavşağında olması her zaman stratejik bir bölge olarak elde tutulması gereken hedef haline gelmişti. Halep, Gaziantep ve Antakya önemli ölçüde İskenderun körfezi vasıtasıyla var olmuş ve önem kazanmıştır. Hindistan’ın çıkış Avrupa’nın giriş limanı olmuştu. Türkiye’ye bölgenin katılması ve keskin hatlarla bölge ülkelerinden soyutlanması atıl kalmasına sebep olmuştur.
Her şeye rağmen bugün körfez, Orta Asya petrollerinin dahi çıkış noktası olmuştur ve eski önemini her türlü engellemelere ve sislemelere rağmen kazanmıştır. İngilizler, tarih boyunca İskenderiye ve Beyrut’u elde bulundurmak, İskenderun’u elde bulundurmakla mümkün olur, derlerdi, 1500’lü yıllara ait konşimento ve liman belgeleri dikkate alındığında İskenderun’un önemi anlaşılır. Singapur, Hong Kong şehirlerindeki ticaret dikkate alındığında İskenderun’un ticaret kapasitesinin Türkiye’nin ticaret kapasitesinin iki katı olduğu görülür. Bölgenin, artık dünyanın sayılı lojistik merkezlerinde biri olduğu uluslararası ve ulusal çevre ve şirketlerce vurgulanmaktadır. Bizi ilgilendiren kısmı ise şehirleşme, yani medenileşme sürecini hızla tamamlamış olması, şehirleşmede örnek olması ve ehliyetsiz ellerde nasıl bir medeniyetin çökertilmiş olduğudur. Sıcak iklime sahip İskenderun’u Soğuk Ankara’ya göre dizayn ederseniz binaları ve kütüphaneleri kış iklimine göre kapalı ve yeşil açık alansız yaparsınız. Dünyada, “Çimlere basmanın yasak olduğu tek şehirdir İskenderun.” Halbuki yakın bir geçmişe kadar çimler üzerinde çay içme kültürüyle çevre şehirlileri dahi cezbeden ve bu kültürü devam ettiren bir medeniyetti İskenderun.
Bisiklet yolları ve raylı sistem dahil toplu ulaşım araçları bir şehrin en önemli ve olmazsa olmaz alt yapılarıdır. Ancak bunun var olabilmesi ve devamlılığı için bu çağda otomatik, asansörlü, çok katlı otoparklar şarttır. Bugün artık çok katlı, asansörlü ve otomatik otoparkınız yoksa bir medeniyet, bir şehir olamazsınız. İskenderun’un gelişimi esnasında otopark gerektirecek kadar otomobil yoktu, ama raylı toplu taşıma aracı 1872 yılından 1930’lu yıllara kadar vardı. Dekovil adındaki buharlı lokomotif ve üstü açık vagonları bataklıkları kurutmak için kullanılıyordu. Ben, o vagonlarda oturarak seyahat eden insan resimlerini gördüğümü hatırlıyorum.Muhtemelen bataklıklar kurutulduktan sonra bir süre toplu taşıma için kullanılmıştır.
Çok katlı otomatik ve asansörlü otoparkları kurduğunuzda şehirde park eden bir tek otomobil kalmaz. Kaldırım kenarlarında bisiklet yolları olur. Bu yollar kavşaklarda asfaltlarla aynı hizaya gelerek karşı bisiklet yollarına bisikletlerin geçmesini sağlar. Hemen sonra raylı sistem ve toplu taşıma araçlarının durakları olur. Park eden otomobiller otoparklara gittiğinde bu alanların, bisiklet yolu ve toplu taşıma araçları için yeterli alanlara dönüşebileceği görülür. Bir yerde artık doğrudan başlanmalıdır.
Birkaç ay önce Cihat Yaycı, İskenderun Ticaret Odası’nda denizciliğin önemi ile ilgili bir konuşma yaptı. Burada deniz ürünleri üretim ve balık avcılığı verilerindeki düşüşlere dikkat çekti. Tabi Samandağ sahillerindeki üretim rakamları İskenderun istatistiklerine dahildir. Bunun nedeni bilhassa Antakya ve Samandağ ilçelerinin organik kanalizasyon atıklarının depremle birlikte denize akmaması sonucu deniz popülasyonunun gıda yetersizliğinden dolayı azalmasıdır. Buna İskenderun ilçesindeki kanalizasyon ve yağmur sularının denize ulaşmaması da dahildir. Halbuki alınan tedbirler bilakis suların denize ulaşmasını önleme şeklinde devam etmiştir. (Burada kıyı yüksekliğinin düşmesinde uygulanması gereken şey, tüm dünyada olduğu gibi PALPLANŞ sisteminin uygulanması idi. Sahili ve denizi doldurmak değil...) Bir de buna Antakya’da yapılmakta olan devasa arıtma sistemini ekleyin! Halbuki arıtılarak deşarj edilmesi gereken atıklar sanayi atıklarıdır. Ağır metal içeren partiküller tutulmalı ve PH dengesi sağlandıktan sonra deşarj edilmelidir. Organik evsel kanalizasyon atıkları Akdeniz için kıyıdan 400 metre ileri 20 metre derine arıtmadan bırakılması gerekir. Bu ağaçların dibine gübre bırakmakla aynı etkiyi yapar. Deniz tuzu denizde gıda üretilmesini önemli ölçüde engeller. Denizlerin gıdası, karada oluşur yağışlar sonucu bataklık benzeri yerlerden denize akar. Dünya bir ekosisteme sahiptir. Sonunda deniz dibindeki ekosistem karada yaşayanlar için dahi atıkları gıdaya çevirir. (Ayrıca suların karadan sel olarak denizlere akmasının dahi oksijen karbondioksit ve küresel ısınmaya kadar birçok olumlu etkisi vardır.) Karadeniz’deki balık bolluğunu biz, Tuna nehrinin Avrupa’dan getirdiği atıklara ve Doğu Avrupa ve Ukrayna’dan akan Dinyeper ve Dinyester nehirlerine borçluyuz. Önemli olan doğaya kaldıracağından fazla yüklenmemektir. Bir an önce yanlıştan dönülmelidir. Bir önemli konu da kıyıda toplu olarak deşarj etmek değil, yerleşim yerlerinden aralıklı olarak bırakılmasıdır. Diğer bir konu da yağmur sularının yeniden kullanılmak üzere toplanmasıdır. Kanalizasyon sularını arıtıp kullanmak dünyada uygulanan bir metot değildir. Evsel kanalizasyon sularını deşarj edilmek üzere ayrıca toplamak bir metottur.

























































Yorum Yazın