Reklamı Geç
Yükseliş
Güneş Güzellik
yükseliş
Hatay
BIST14.917
DOLAR45.2517
EURO53.3714
ALTIN6842.5
BTC/USD81034.029
Sucan

Sucan

Mail: [email protected]

MEZARDA ZİL ÇALMAZ

 

MEZARDA ZİL ÇALMAZ

 

 

Geç kalmaktan korkan herkese.

İnsan, bir yere geç kalma korkusuyla doğar.

 

Daha ilk nefeste ağlar. 

Yetişemez çünkü. 

Anne karnının sıcaklığına, güvenine. Dışarısı soğuktur, ışıktır, gürültüdür. Koşar. 

Sese koşar, kucağa koşar. 

Varamazsa eksik kalır. 

O korku, iliğine işler. 

 

Sonra büyür. Adımlarını sayar. 

Okulun bahçesine ilk girdiğinde kalbi ağzındadır. 

Zil çalar. 

Herkes yerine oturmuştur, o ayaktadır. Bütün sınıfın gözü, onun geç kalışındadır. O an yemin eder: 

Bir daha asla. 

 

Yetişmek zorundadır. 

Servise. Sınava. İlgiye. Sevgiye. Onaya. 

Sokakta koşan birini görürsün. Nereye gittiğini bilmezsin. 

O da bilmez belki. 

Ama durursa kaybedeceğini bilir. Durmak, yenilmektir. Durmak, silinmektir. 

 

Gece yatağa yattığında liste yapar. Yarın. Yarına yetişecekleri vardır. Arayacağı bir ses, soracağı bir hatır, ödeyeceği bir borç, tutacağı bir söz. Uyuyamaz. Ya uyanamazsa? Ya geç kalırsa? Telefonunu üç kere kurar. Yine de içi rahat etmez.

 

Birini sever. Ona da geç kalmaktan korkar. “Seni ararım” der, arayamazsa. “Gelirim” der, gelemezse. Söz, insanın boynundaki en ağır saattir. Tiktakları vicdanda atar. 

 

Yaşlanır. Bu sefer başka bir şeye geç kalmaktan korkar. Helalleşmeye. Söyleyemediklerine. “Kusura bakma” demeye. “Hakkını helal et” demeye. Çünkü bilir. Bazı randevuların telafisi yoktur. Giden gider. Varamazsın artık.

 

Ve en sonunda, o büyük randevuya geç kalmaktan korkar. Kendine geç kalmaktan. Ömrü boyunca bir yerlere yetişeyim derken, kendinden geçmiş olmaktan. Aynaya baktığında tanımadığı bir yüz görürse? “Bu ben değildim, ben buraya varmayacaktım” derse?

 

Bütün telaş, bütün koşuşturma, bütün uykusuz geceler bunun içindir. Bir yere varamama korkusu. O yerin ne olduğunu bilmeden. Sadece varmak gerektiğini bilerek.

 

Kimse sormaz “nereye böyle?” diye. Çünkü herkes koşuyor. Çünkü herkes biliyor: Duran, kaybeder.

 

İşte asıl mesele bu. Bize “koş” dediler. “Yetiş” dediler. “Geç kalma” dediler. Ama nereye olduğunu söylemediler. Tabelayı biz uydurduk. Bazen makam yazdık oraya, bazen para, bazen alkış. Koştuk. Vardık sandık. 

 

Çünkü mezarda zil çalmaz.

Liste sorulmaz. CV’ne bakılmaz. Kaç yere yetiştiğin, kaç projeyi bitirdiğin, kaç kişinin önüne geçtiğin sorulmaz.  

Tek bir soru sorulur. O sorunun cevabı, bütün koşunun özetidir.  

 

Koşarken kimi çiğnedin? Hızını almak için kimin omzuna bastın? Varmak için kimin yolunu kestin? “Ben” diyebilmek için kimin “biz”ini bozdun? Gözün tabeladayken, ayağının altındaki kimi görmedin?  

Durup kimin elini tuttun? Düşenin yanında diz çökmeye vaktin oldu mu? Ağlayanın gözyaşını silmek için randevunu erteledin mi? “Yetişmem lazım” derken “beklerim” diyebildin mi birine? Soluğun kesildiğinde, başkasına nefes oldun mu?  

Ne biriktirdin? Cüzdanda değil, vicdanda. Bankada değil, insanların duasında. Alkışta değil, sessiz bir “iyi ki”de. Arkandan konuşulan unvanı mı bıraktın, yoksa anlatılan bir iyiliği mi?

 

Varmak, bir yer değildir. Bir haldir. Ve o hale geç kalmanın telafisi yoktur.  

 

Randevu defteri hala açık. Kalem senin elinde.  

Nereye koştuğuna bir daha bak.  

Çünkü bazı varışlar, en büyük kaybediştir.  

Ve bazı duruşlar, insanın tek zarafetidir.

 

Koşmayı bırak demiyorum. Ama kime, neye koştuğunu bil.  

Annenin duasına koş. Evladının “baba” deyişine koş. Dostunun dara düştüğünde ilk aklına gelen kişi olmaya koş.  

Hakkını yediğin birinin helalliğine koş. Kırdığın bir kalbi tamir etmeye koş. Kimsenin görmediği bir iyiliğe koş.  

Makamın alkışına değil, vicdanın sessiz onayına koş. Cüzdanın şişmesine değil, yüreğinin hafiflemesine koş.  

Tabelaya değil, insana koş.

 

Çünkü finalde tabela sökülür. Unvan silinir. Alkış susar.  

Geriye sadece iki şey kalır: Bastığın iz ve tuttuğun el.  

O iz, birinin yüreğindeyse, sen varmışsındır.  

Değilse, bütün ömrün geç kalmıştır.

 

Şimdi sor kendine. Koşarken pusulan insan mı, hırs mı?

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Diva Otel