VELHASILIKELAM
Çirkin bir yüzle dağlarla yüzleşmek bir ömür
Kısa bir boyum, aksayan bir de ayağım
Sürünün arkasında çıka bata kamburum
Babama şahin yavrusu görünüşüm
Sokakta kargayım bir düşün
Mahalle oyunlarının değişmeyen ebesi
O sokak piyesinde hep prensesin dedesi
Neden prens değilim ben, dede de nesi?
Sesim gırtlaktan çıkar yana yana
Anam bülbül seslim derdi ya bana
Meğer ondan kaçarmış ahali
Bir o yandan bir bu yana
Benden daha da deli
Bir kız sevme zamanı geldi he çoban
Yaşımla büyüyen duygularım var
Hışımla büyüyen kamburum da cabası
Etimi törpülüyor bir çobanın abası
Babam ilaç bul yarama ilaç bul getir
Anam sür yarama yaramı iyileştir
Nihayet nafile bu benim sevdam
Kim sever ki kısa, aksak, kamburu
Konuştursan sazı, çalsan teli, tamburu
Toplanan bir meclisin verilmiş hükmüyüm
Bedenim, bir cümle karar kadar kısa
Hukukum, ayağım gibi aksak
Özgürlüğüm, abaya kamburum kadar tutsak
Ölçüm, en sona konulan kısa bir adam
Yürümem, topal basan tez yakalanan
Kamburum, abanın törpüsünün insafına bakakalan
Beni çoban ettiler velhasılıkelam
Gözlerden uzak
Kulaklardan çok ötede yerlerde
Kendiyle yarışıp, boyca ölçüşen
Ben bir çobanım artık velhasılıkelam.
//mhd

























































Yorum Yazın