HATAY’IN TOPRAĞINDA İNAT VAR
Sabah ezanıyla tarlaya düştü yolum,
Çapayı vurmadan önce göğe baktım.
Bulut kara, rüzgar ters, toprak yorgun,
Hatay’ım gene bir şeye gebe, anladım.
Her karışında bir afetin izi var:
Yağmur vurdu, dolu dövdü,
Fırtına biçti, sel götürdü.
Kasırga geçti, orman yandı,
Deprem geldi, yer yarıldı.
Ben çiftçiyim, ekinle konuşurum.
Buğday boynunu büktü doludan,
Zeytin dalı kırıldı fırtınadan,
Pamuk çürüdü selden,
Portakal is oldu yangından,
Erik dalı kırıldı ayazdan,
Mandalina döküldü fırtınadan,
Limon sarardı susuzluktan,
Kapya biberi yandı güneşten,
Salatalık kavruldu sıcaktan,
Domates çürüdü sel suyundan.
Toprak küstü depremden.
Her karışında bir Hatay var:
Antakya’nın taşı, Defne’nin suyu,
Samandağ’ın rüzgarı, Kırıkhan’ın ovası.
Hepsi yaralı, hepsi inatçı.
Ama ben çiftçiyim, vazgeçmem.
Deprem vurdu, tohum ektim.
Sel aldı, kanal açtım.
Dolu dövdü, yeniden serptim.
Yandı orman, fidan diktim.
Çünkü çiftçi dediğin beklemez,
Ağıdı bitirir, işe başlar.
Bir inat sığdırdım en derine:
Bu toprak yeşerecek.
Bu pamuk tarlada kozalanacak.
Bu zeytin dalda yağlanacak.
Bu buğday başakta sallanacak.
Erik çiçek açacak, mandalina kokacak,
Limon dalda sararacak, kapya kızaracak,
Salatalık uzayacak, domates canlanacak.
Bu Hatay ayağa kalkacak.
Yağmur bir gün sadece ıslatacak, dövmeyecek.
Rüzgar bir gün sadece serinletecek, yıkmayacak.
Ve ben o gün tarlanın ortasında durup,
Ellerimi semaya açıp şükredeceğim.
Çiftçi tevekkül eder, tevekkül edip yoluma devam edeceğim.
Selam ve dua ile.

























































Yorum Yazın