Reklamı Geç
Mevlüt Yanmaz Bungalov
Enerjisa Medyatek
Haas Taş Sanatları
HM yapı İnşaat Mustafa Karadeniz
Hatay
BIST12.936
DOLAR44.6038
EURO51.4927
ALTIN6684.8
BTC/USD69168.721
Muhammet KEMALOĞLU

Muhammet KEMALOĞLU

Mail: [email protected]

Mossad’ın Uşakları-Bedirhaniler ve Barzaniler

 

Mossad’ın Uşakları-Bedirhaniler ve Barzaniler

 

 

 

Ortadoğu’nun kanlı dehlizlerinde, Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatmak ve bölmek amacıyla kurulan karanlık ittifaklar, tarihsel bir süreklilik arz etmektedir. Bu kirli ağın merkezinde, bir tarafta İsrail ve onun istihbarat örgütü Mossad, diğer tarafta ise onlara taşeronluk yapan Bedirhaniler ve Barzaniler (Türk milletine ihanet etmeyen ve düşmanlık yapmayan mensupları istisna) bulunmaktadır. Bu yapıların temel hedefi, emperyalist güçlerin bölgedeki uç karakolu olacak bir uydu devlet inşa ederek Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kastetmektir. İhanetin kökleri, Osmanlı’nın son dönemlerine, Cizre/Botan Emiri Bedirhan Bey’in soyuna kadar uzanır. Bu ailenin en kritik isimlerinden biri olan Kamuran Ali Bedirhan, Osmanlı’da bir emirin torunu olmasının ötesinde, sıradan bir siyasetçi değil, profesyonel bir istihbarat uzmanı ve aracıdır. Birinci Dünya Harbi sonrasında İngiliz casusu Binbaşı Noel’in (Nutuk’ta Mustafa Kemal Paşa’ya tuzak kuran Ali Galip olayındaki Binbaşı Novil) zamanı majör rehberi ve tercümanı olarak çalışmıştır. Bedirhaniler, daha yolun başında Türk istiklal mücadelesine karşı İngiliz istihbaratı ile omuz omuza vermişlerdir.

 

Bedirhan ailesinin bu ihanet çizgisi sadece İngilizlerle sınırlı kalmamış, asıl karanlık bağını İsrail ile kurmuştur. Yahudi yazar Şalom Nakimon tarafından ifşa edildiği üzere, Kamuran Ali Bedirhan "Yolcu" kod adıyla Mossad için çalışan bir ajandır. Mossad’dan ayda 50.000 Filistin Lirası maaş alan Bedirhan, klasik anlamda bir casus olmasa da İsrail'in teklifiyle hassas siyasi işler yürütmüştür. 1 Nisan 1963 yılında İsrail’e giderek Başbakan David Ben Gurion, Dışişleri Bakanı Golda Meir ve dönemin Mossad başkanı ile gizli görüşmeler yapmıştır. Bu görüşmeler, bugün hala gizli tutulan ve Türkiye aleyhine yürütülen pek çok operasyonun temelini oluşturmuştur. Bedirhanların bir diğer üyesi Celadet Ali Bedirhan ise Anadolu’daki Kemalist harekete muhalif kalarak İngiliz subayı Binbaşı Noel ile birlikte Türkiye'yi terk etmiş ve Suriye'de Hoybun örgütünü kurmuştur.

 

Bu zincirin en önemli halkası olan Hoybun adlı terör örgütü, 5 Ekim 1927 yılında Lübnan’da Bedirhan ailesi üyeleri (Kamuran, Celadet, Süreyya) ve Taşnak kökenli Ermeniler tarafından organize edilmiştir. Bu örgüt, "Kürdistan Millî Hükümeti" ilan ederek Türkiye’ye karşı Ağrı İsyanlarını başlatmıştır. Örgütün silahlı kanadının başında ise Osmanlı firarisi İhsan Nuri Paşa (halk arasındaki adıyla Ararat Kartalı) bulunmaktadır. Bu yapı, o dönemde İngiliz ve Fransız desteğiyle Musul petrolleri üzerinde egemenlik kurmak isteyen emperyalistlerin bir maşası olarak görev yapmıştır. Ayrıca Bedirhanların babası Emin Ali Bedirhan, Paris Barış Konferansı’nda Şerif Paşa ile birlikte hareket ederek İngiliz temsilci Richard Webb’e Türkiye'yi bölen haritalar sunmuştur.

 

Barzani ailesi ile Mossad arasındaki köprüyü bizzat kuran kişi de yine Kamuran Bedirhan’dır. Uğur Mumcu’nun şehit edilmeden birkaç gün önce deşifre ettiği bu "kirli yumak", Molla Mustafa Barzani’den oğlu Mesud Barzani’ye miras kalmıştır. Mossad-Barzani ilişkisi, sadece siyasi bir destek değil; CIA, İran Şahı, İngiliz Henry Kissinger ve İsrail’in dahil olduğu çok uluslu bir operasyondur. Belgelerle kanıtlandığı üzere, Mossad ajanı ve askeri ataşe Yaakov Nimrodi aracılığıyla Barzani’ye milyonlarca dolar ve silah yardımı aktarılmıştır. 1969 yılında Kerkük petrollerine yapılan saldırının arkasında İsrail’in olduğu ve Barzani’nin bu süreçte İsrail’den aldığı çeklerle Avrupa kahvehanelerinde operasyon yönettiği bir gerçektir. Mesud Barzani’nin bizzat İsrail’e giderek yardım istediği ve Mossad’ın bu desteği Scud füzelerinin Tel Aviv’e düşmesiyle daha da hızlandırdığı bilinmektedir.

 

Bedirhanilerin Kürdistan Teali Cemiyeti (Kürt Teali Cemiyeti) ile başlattığı, Hoybun ile silahlı teröre dönüştürdüğü ve Barzanilerin Mossad desteğiyle sürdürdüğü bu süreç, Türkiye’nin güneyinde bir "İsrail koridoru" açma çabasıdır. Bu cemiyetin kurucuları arasında yer alan Seyyid Abdulkadir, Babanzade Şükrü, Mevlânzâde Rifat ve Said Molla gibi isimlerin ortak paydası; Türk düşmanlığı, yabancı istihbarat servislerine (Mossad, CIA, İngiliz Gizli Servisi) olan göbekten bağlılıkları ve Sözde Büyük İsrail projesine hizmet etmeleridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta belirttiği gibi, bu yapıların amacı yabancı devletlerin himayesinde Türkiye'yi parçalamaktır. Uğur Mumcu’nun da dediği gibi; bu ilişki ağı bugün de gizli ve açık yollarla sürmektedir, Mesud Barzani ve diğer figürler eliyle yürütülen bu ihanet sürecinin asıl hedefi doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’dir.

 

Bu tarihsel ihanet sarmalının derinliklerine inildiğinde, Kamuran Ali Bedirhan'ın sadece bir çevirmen ya da aracı olmadığı, bizzat Türkiye'nin varlığına kastedilen her masada baş köşede oturduğu görülür. Binbaşı Noel ile birlikte Anadolu topraklarında dolaşırken tek amaçları, Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Milli Mücadele'yi daha doğmadan boğmaktı. Ali Galip vakası olarak tarihe geçen o meşum olayda, Bedirhanların İngilizlerle olan organik bağı tüm çıplaklığıyla ortadadır. Sivas Kongresi'ni basıp Türk milletinin iradesini yok etmeye çalışan bu zihniyet, bugün Barzani eliyle Ortadoğu'da benzer bir rolü üstlenmektedir. Bedirhaniler, Osmanlı'nın dağılma sürecini bir fırsat bilerek emperyalistlerin altına serdiği halılara basarak ilerlemiş, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ise düşmanlıklarını yurt dışına taşıyarak kurumsallaştırmışlardır.

 

Hoybun terör örgütünün kuruluş süreci, bugünkü terör yapılarının genetik kodlarını anlamak açısından kritiktir. 5 Ekim 1927'de Lübnan'ın Bihamdun kentinde düzenlenen 45 günlük gizli kongre, Türkiye'ye karşı açılan savaşın miladıdır. Bu kongrede Taşnak Ermenileri ile Bedirhan ailesinin el sıkışması, tesadüfi bir birleşme değil, Türkiye'yi kuşatma altına alma projesidir. Celadet Ali Bedirhan ve Kamuran Bedirhan'ın bu örgütteki liderlikleri, ihanetin profesyonelleşmiş halidir. Silahlı birliğin başına getirilen İhsan Nuri Paşa, Türk ordusunun içerisinden gelen bir hain olarak, öğrendiği askeri disiplini Türkiye'yi arkadan bıçaklamak için kullanmıştır. Ağrı İsyanı sırasında çıkarılan Agirî gazetesiyle propaganda savaşını başlatan bu yapı, Büyük Devletlerin ve Milletler Cemiyeti'nin kapısını aşındırarak Türkiye'ye müdahale edilmesini talep etmiştir.

 

İhanetin ikinci büyük halkası olan Mossad-Barzani ilişkisi, Kamuran Bedirhan'ın 1960'larda Avrupa sözcüsü olmasıyla yeni bir boyuta evrilmiştir. Şalom Nakimon'un deşifre ettiği "Yolcu" kod adlı ajan Kamuran Bedirhan, Molla Mustafa Barzani'nin elinden tutarak İsrail'in karanlık labirentlerine sokmuştur. İsrail'in ilk Başbakanı David Ben Gurion ve efsanevi Dışişleri Bakanı Golda Meir ile yapılan gizli görüşmelerin temelinde, Türkiye ve Irak'ın kuzeyini kapsayan bir "Yahudi Devleti Güvenlik Kuşağı" oluşturma arzusu yatmaktadır. Bu stratejiye göre, Türkiye gibi güçlü bölge ülkelerinin parçalanması ya da iç isyanlarla meşgul edilmesi, İsrail'in bekası için şart görülmüştür. Bu kirli planda Barzani ailesi, İsrail'in bölgedeki gözü, kulağı ve tetikçisi olarak konumlandırılmıştır.

 

Uğur Mumcu'nun şehadetinden önce işaret ettiği "İsrail’in Gizli Savaşları" (Israel’s Secret Wars) kitabındaki belgeler, ihanetin mali boyutunu da gözler önüne serer. Mossad’ın Barzani’ye ödediği 50 milyon dolar, sadece bir yardım değil, bir satın alma bedelidir. Yaakov Nimrodi gibi Mossad ajanlarının Tahran’da askeri ataşe kılıfıyla bulunarak Barzani'ye Sovyet silahlarını ulaştırması, emperyalizmin oyununda ideolojilerin değil sadece çıkarların olduğunu kanıtlar. Barzani, İsrail’in çıkarları için Kerkük’teki petrol rafinerilerini bombalatırken, aslında Türkiye’nin enerji güvenliğini ve bölgesel istikrarını da hedef almıştır. Bu saldırıların İsrail tarafından yapıldığının ve Barzani’nin sadece bir taşeron olduğunun açıklanması, ihanetin boyutlarını netleştirmiştir.

 

1972 yılında ABD Başkanı Nixon, Henry Kissinger ve İran Şahı arasında yapılan o meşum görüşme, Barzani ailesine akan paraların sadece İsrail kaynaklı olmadığını gösterir. CIA kanalıyla aktarılan 24 milyon dolar, Türkiye'nin güney sınırlarında bir istikrarsızlık adası yaratılması için harcanmıştır. Barzani'nin KDP'si (Kürdistan Demokratik Partisi), Washington ve Tel Aviv'den gelen direktiflerle hareket eden bir yapıya dönüştürülmüştür. Henry Kissinger'ın bizzat yürüttüğü bu süreçte, Barzani ailesi üyeleri Avrupa kahvehanelerinde Mossad ajanlarından çek alırken görüntülenmiş, bu kirli para trafiği Türk istihbarat raporlarına da yansımıştır.

 

Bedirhan ailesinin üyelerinden Emin Ali Bedirhan, Kürdistan Teali Cemiyeti çatısı altında birleşen diğer hainlerle birlikte, henüz Cumhuriyet kurulmadan Türkiye'nin parçalanmış haritalarını İngilizlere sunmuştur. Süreyya, Celadet ve Kamuran kardeşlerin her biri, bu ihanet projesinin farklı bir ayağını yürütmüştür. Süreyya Bedirhan, Mısır’da çıkardığı yayınlarla fikri altyapıyı oluştururken, Celadet ve Kamuran sahada bizzat emperyalist istihbarat örgütleriyle çalışmıştır. Cemil Paşa ailesinden Ekrem ve Kadri Cemilpaşa gibi isimlerin de bu cemiyete dahil olması, ihanetin nasıl geniş bir aşiret ve çıkar ağına yayıldığını göstermektedir. Mevlânzâde Rifat ve Said Molla gibi Yüzellilikler listesine giren hainlerin bu yapıda buluşması, düşmanın ortak karakterini belirginleştirir: Türk düşmanlığı ve yabancı boyunduruğu arzusu.

 

Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan bu kirli ilişkiler, bugün oğul Mesud Barzani ve ailesi tarafından aynı sadakatle sürdürülmektedir. Mesud Barzani’nin gizlice İsrail’e yaptığı ziyaretler, Mossad’ın Erbil ve çevresindeki yoğun istihbarat faaliyeti, bu bölgenin adeta "İkinci İsrail" olarak dizayn edildiğinin kanıtıdır. 1990’lı yıllarda Scud füzelerinin yarattığı panik havasında İsrail'in Barzani'ye sarılması, bu ilişkinin sarsılmazlığını pekiştirmiştir. Mossad'ın sağladığı askeri eğitimler, istihbarat cihazları ve finansal destek, Barzani yapısının Türkiye'ye karşı her zaman bir "koz" olarak tutulmasını sağlamıştır.

 

Bu ihanet ağının Türkiye üzerindeki yıkıcı etkileri, sadece sınır ötesi operasyonlarla sınırlı kalmamış, içerideki ayrılıkçı damarları da sürekli beslemiştir. Barzanilerin kurduğu KDP ile Bedirhanilerin kurduğu Hoybun arasındaki ideolojik akrabalık, bugün karşımıza çıkan pek çok terör varyasyonunun temelidir. Bu ailelerin üyeleri, Batı başkentlerinde "aydın" maskesiyle gezerken, aslında Türkiye’nin parçalanması için hazırlanan raporların altına imza atmışlardır. Özellikle Kamuran Bedirhan’ın Paris’teki akademik kimliği, Mossad ile olan bağlarını gizlemek için kullandığı bir kalkandır. İsrail’in istihbarat doktrini olan "Çevre Stratejisi", Arap ülkelerine karşı Kürt, İranlı ve Etiyopyalı grupları kullanmayı öngörürken, Türkiye bu stratejinin her zaman en büyük hedefi olmuştur. Mossad, Barzani’yi kullanarak sadece Bağdat’ı değil, Ankara’yı da kontrol altına almak istemiştir.

 

Uğur Mumcu'nun deşifre ettiği Yaakov Nimrodi ismi, bu sarmalın en karanlık noktalarından biridir. Nimrodi, Barzani’ye silah satarken aynı zamanda bölgedeki aşiret yapılarını Türkiye’ye karşı manipüle etmiştir. Bu silahlar, sadece Irak rejimine karşı değil, yeri geldiğinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit etmek için kullanılmıştır. İsrail’in Barzani’ye verdiği askeri destek, 1960’lardan bugüne kadar hiç kesilmemiş, aksine teknik kapasitesi artırılarak devam etmiştir. Bugün Erbil’de faaliyet gösteren İsrailli iş adamlarının ve "danışmanların" büyük çoğunluğunun eski Mossad subayları olduğu bir sır değildir. Bu ekip, Barzani’nin istihbarat birimi olan Parastin'i bizzat eğitmiş ve Türk istihbaratına karşı bir rakip olarak konumlandırmaya çalışmıştır.

 

İhanet sarmalının bir diğer boyutu ise finansal sabotajlardır. Mossad-Barzani ortaklığıyla gerçekleştirilen Kerkük sabotajı, Türkiye’nin o dönemki enerji politikalarına vurulmuş ağır bir darbedir. İsrail, kendi enerji ihtiyacını garanti altına almak ve Türkiye’nin bölgedeki enerji terminali olma rolünü engellemek için Barzani’yi bir balyoz gibi kullanmıştır. Bugün bile Akdeniz'e açılması planlanan "Enerji Koridoru"nun arkasında, Bedirhanilerin 100 yıl önce çizdiği, Barzanilerin ise bugün realize etmeye çalıştığı o harita yatmaktadır. Bu harita, Türk dünyasının Ortadoğu ile bağını kesmeyi amaçlayan bir "hançer" haritasıdır.

 

Bedirhaniler, Ermeni Taşnaklarla kurdukları Hoybun üzerinden, sadece silahlı değil aynı zamanda diplomatik bir ihanet yürütmüşlerdir. Lübnan ve Suriye'deki kamplarda Türk askerine karşı militan yetiştiren bu yapı, Avrupa'da ise "ezilen halklar" edebiyatıyla Türkiye'yi uluslararası arenada mahkûm etmeye çalışmıştır. Bu yöntem, bugün Barzani yönetiminin ve uzantısı olan yapıların kullandığı yöntemle birebir aynıdır. Bedirhanilerin torunları ve takipçileri, bugün de aynı "mağduriyet" kisvesi altında İsrail’in bölgedeki garnizon devletçiği için lobi yapmaktadırlar.

 

Sonuç olarak, karşımızdaki tablo sadece bir grup ayrılıkçının hikayesi değildir. Bu, 20. yüzyılın başından itibaren kurgulanan, Binbaşı Noel'lerden Yaakov Nimrodi'lere, Kamuran Bedirhan'lardan Mesud Barzani'lere devredilen profesyonel bir yıkım projesidir. Uğur Mumcu’nun canı pahasına deşifre ettiği bu karanlık ağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini ve Ortadoğu’nun huzurunu hedef almaktadır. İsrail’in bölgedeki uşakları olan bu yapılar, tarihsel görevlerini yerine getirmek için pusuda beklemektedirler. Ancak Türk devletinin hafızası, Bedirhanilerin hainliklerini, Hoybun'un terör eylemlerini ve Barzanilerin Mossad ile olan kirli pazarlıklarını asla unutmamış ve bu projeleri her defasında yerle bir etme iradesini korumuştur. Bu topraklarda "Sözde Büyük İsrail" rüyası görenler, karşılarında her zaman Türk milletinin sarsılmaz birliğini bulacaklardır. Türkiye, bu uşaklara ve onların efendilerine karşı yürüttüğü mücadelede, tarihsel gerçekleri birer kalkan olarak kullanmaya devam edecektir.

 

 

 

KAYNAKÇA 

Mumcu, Uğur. Türk Memet Nöbete, s. 252, (Cumhuriyet Gazetesi, 7 Ocak 1993), UM: AG Yayınları, 2006. (Mossad-Barzani ilişkilerinin belgeleri).

 

Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. (Binbaşı Noel, Ali Galip Olayı ve Kürdistan Teali Cemiyeti üzerine deşifre edici bilgiler).

 

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş