ESKİDEN DİZLER YARALANIRDI
Bir eğitimci olarak yıllardır gençleri gözlemliyorum mesleğim gereği.
Eskiden çocuklar sokakta büyürdü; şimdi ekranların içinde büyüyorlar maalesef.
Eskiden dizler yaralanırdı, bugün ise ruhlar yaralanıyor.
Çünkü çağ değişti. Bununla beraber insanın anlaşılma ihtiyacı hiç değişmedi.
Bugünün ergeni; elinde akıllı telefon, zihninde gelecek kaygısı ve kalbinde yalnızlık duygusuyla yaşamaya çalışıyor. Gün boyu yüzlerce görüntü görüyor, onlarca mesaja cevap veriyor; ama çoğu zaman gerçekten dinlenmiyor, gerçekten anlaşılmıyor.
Dijitalleşen sosyal hayat gençleri birbirine yaklaştırıyor gibi görünse de, aslında iç dünyalarını birbirinden uzaklaştırabiliyor.
Aynı evin içinde herkes birbirine birkaç metre uzaklıkta ama bazen kalpler kilometrelerce ayrı düşmüş durumda.
Bir de çocuklarımızın üzerine sürekli bırakılan kaygı yükü var.
Ekonomik sıkıntılar, savaş haberleri, gelecek korkuları, başarı baskısı, uyaranlar genellikle olumsuz.
Henüz hayatın başındaki bir gencin omzuna bu kadar ağır yükler bırakıldığında, iç dünyasında fırtınalar kopması kaçınılmaz oluyor.
Üstelik çocukların sıkıntı yaşamalrına asla izin verilmiyor.
Düşmesinler, üzülmesinler, zorlanmasınlar diye onları fazlasıyla koruyoruz. Hepsi kral ya da kraliçe olduğunu düşünüyorlar.
Oysa hayat; sadece konforla değil, sorumlulukla da öğrenilir. Mücadele etmeyen, sorumluluk almayan ve kendi kararlarını veremeyen bir genç, hayatta sorunlar karşısında güçlü durmakta zorlanır.
Anne babaların sevgisi çok kıymetlidir. Ancak bazen aşırı koruma, çocuğun kendi gücünü keşfetmesine engel olabilir. Çünkü çocuk dediğimiz varlık; biraz güvenle, biraz tecrübeyle, biraz da hayatın içinden geçerek olgunlaşmak gelişecektir.
Gençlerin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; sürekli eleştirilmek değil, anlaşılmaktır.
Onlara sadece nasihat değil; güven, ilgi, sorumluluk ve örnek bir duruş da verilmelidir.
Unutmayalım;
Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey; kusursuz bir hayat değil, yanında güvenle duran ailesi ve kendini değerli hissedebileceği bir yuvadır.
Çünkü gençler; sevildiğini hissederek, güven duyarak, sorumluluk alarak; bazen düşüp yeniden ayağa kalkarak inançla büyürler. Ve hayata bu şekilde hazırlanan çocuklar, sadece başarılı değil, vicdanlı, güçlü, empati yeteneğine sahip; değerleri olan sağlam insanlar olurlar.
Her şey bütünün hayrına olsun.
Eyvallah.

























































Yorum Yazın