Reklamı Geç
Mert Kasap
Kozsan Gıda Mustafa Sancak
bahar home mehmet taze kırıkhan
Nuri Restaurant
Hatay
BIST14.917
DOLAR45.2517
EURO53.3714
ALTIN6842.5
BTC/USD81034.029
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

ALLAH ADALETİ EMREDER

 

ALLAH ADALETİ EMREDER

 

Ferdi ve ictimai hayatta huzurun ve güvenin temeli “Adalet” tir. Ahiret saadetini yakalamanın yolu da adâlettir.

Bunun içindir ki, Rabbimiz Allah her işte adâleti emreder. Yüce Allah Kur’anda bu konuda şöyle buyurur: “Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardımı emreder. Fenalığı, kötülüğü ve hayasızlığı da men eder, tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl-90) Adâlet; merhametin, şefkatin, dürüstlüğün, doğruluğun barışın ve huzurun kapısıdır. Adâletin olduğu yerde barış, huzur ve güven bulursunuz. Adaletin olmadığı yerde ise haksızlık, zulüm ve kötülükler görürsünüz, düşmanlıklar ve kavgalar görürsünüz. Onun için adâlet herkes için önemli bir değerdir.

Pekî Adalet nedir? Adalet; Hakkı olana, hak edene hakkının tam olarak verilmesidir. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa, karşılığını mutlaka mükâfat olarak görecektir.Her kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa o da karşılığınını mutlaka azab/ceza olarak görecektir.” (Zilzal-7,8) Adalette ölçü nedir?. Yüce Allah Kur’anda: “Ey iman edenler! Allah için Hak’kı ayakta tutan ve Allah için adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir kavme karşı olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın, âdil olun! Çünkü o, takvaya en yakın olan bir davranıştır.” (Maide-8) buyurduğu gibi adalette ölçü; “Hak” kın gözetilmesidir. Hak nasıl gözetilir? Hüküm verirken doğru ve dürüst olmakla gözetilir. Hüküm verilirken doğru ve âdil olunmazsa mutlaka bir tarafa haksızlık ve zulmedilmiş olur. Bizler adâleti genelde insanlar arasındaki haksızlıkların giderilmesinde ararız. Halbuki adalet; hayatın her alanında uygulanması gereken bir ilkedir. İnsan, adaleti ilkönce kendi nefsinde uygulamalıdır. Meselâ insan, sağlığı için gününün bir bölümünü mutlaka dinlenerek veya uyuyarak geçirmelidir. Bu, o kimsenin vücudunun bir hakkıdır. Allah’ın emri de böyledir. Zîra Yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur: “Biz uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de örtü kıldık.” (Nebe-9-10) İman, ibadet ve duâ da insan ruhunun bir hakkıdır. Bunu yapmayanlar nefislerine zulmetmiş olurlar.. İnsanın midesini helal ve temiz yiyecek ve içeceklerle doyurması midenin bir hakkıdır. Midenin hakkı; Helâl ve temiz lokmadır. Ölçülü yemektir. Allah, Kuranda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz nimetlerin helalinden ve temizinden yiyin.” (Bakara-172) “Yiyin, için ve israf etmeyin. Muhakkak ki Allah, israf edenleri sevmez.” (Âraf-31) Vücudumuza karşı âdil olmanın bir yolu da vücudumuzu ve azalarımızı Allah’ın razı olduğu meşru işlerde kullanmaktır. Adâletin nefislerden sonra ikinci uygulama alanı ise, ailedir. İnsanın kendi rızkını ve ailesinin rızkını elde etmek için çalışması, helal ve temiz bir rızık kazanması, ailesinin o kişi üzerindeki hakkıdır. Bunu yerine getirenler ailelerine karşı âdil olmuş olurlar. Anne ve babalar aile içinde çocuklarına karşı söz ve davranışlarında müşfik ve merhametli olmaları çocukların; anne ve babaları üzerinde haklarıdır. Çocuklara karşı sadece sevgi ve merhamette değil, söz ve davranışta, yardım ve iyilikte, mal ve eşya hediyelerinde ve miras bağışında da onların haklarını gözeterek âdil olmalıdırlar..

Adaletin en büyük alanı ise toplumdur. Rabbimiz Allah Hakkın gözetilmesinde ve adaletin uygulanmasında kişinin soyuna, sopuna, nesebine veya rütbesine ve makamına göre kimseye ayrıcalık tanımaz. O, ancak Hak’kın gözetilmesini ve yerini bulmasını ve adâletin sağlanmasını emreder. Allah, şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlik ederken âdil olun. Velev ki onlar zengin olsun veya fakir olsun.. Adâletinizde nefislerinize uymayın. Eğer (adaleti) eğritirseniz veya haksızlık yaparsanız, biliniz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa-135) Peygamberimiz Hz.Muhammedin Sa’doğullarından birine bir sepet hurma borcu vardı. Adam bir gün peygamberimizden alacağını istemeye geldi. Peygamberimiz de yakınlarından birine bu borcu ödemesini istedi. O da ödedi. Fakat ödenen hurma alacaklının verdiği hurmanın aynı cinsinden değildi. adam itiraz etti. Sahabeden orada bulunanlar adamın bu nezaketsizliğinden dolayı o adama kızdılar. Adam ise onlara şöyle söyledi: “Şu dünyada peygamberden daha âdil kim olabilir?” Biraz ötede bulunan peygamberimiz bu sözü işitince gözleri yaşardıve o kişinin bu hassasiyeti üzerine Alaha şükretti ve adamın istediği hurmanın bulunarak kendisine verilmesini istedi. Bir gün Mısırlı bir adam Hz.Ömer’e gelerek: “Ey mü’minlerin emîri! Zulümden ve zâlimden Allaha ve sana sığınırım” dedi. Hz.Ömer, ne olduğunu sordu. Adam başından geçen olayı şöyle anlatır: Mısır valisinin oğlu ile yaptığı At yarışında onu geçtiği için Valinin oğlu tarafından kırbaçlandığını ve haksızlığa uğradığını ve "Adalet” istediğini söyledi. Hz.Ömer, Mısır Valisi Amr’a bir mektup yazarak oğlunu alıp gelmesini istedi. Hz.Ömer olayın doğruluğunu öğrendikten sonra, aynı şekilde Valinin oğlunu da aynı şekilde kırbaçlattı. ve Amr’a dönerek: “Bu insanlar analarından hür doğmuşken siz onları ne hakla köleleştirirsiniz. Halk arasında adaleti sağlayamayan bir kimse o halkın nasıl valisi olabilir?” dedi ve Amr’ı Valilikten azletti.

“Şüphesiz Allah, size emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”

(Nisâ-58) 2026)

(muallimosman)

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Haas Taş Sanatları