HAYATIN DENGESİ ÜZERİNE
Hayat; sadece nefes alıp vermekten ibaret değildir. İnsan, kendisine emanet edilen nimetlerle anlam kazanır.
Sağlık, akıl, aile, rızık, zaman. Her biri görünürde sıradan, gerçekte ise büyük bir lütuftur esasında.
Bu lütufların insanda oluşturması gereken temel bilinç ise manevi dengedir.
Bu denge üç temel kavram üzerinde yükselir: zikir, fikir ve şükür.
Zikir, başlangıçtır. İnsan başlarken “Bismillah” diyebildiği ölçüde haddini bilir. Başladığı her işte kendi gücünü değil, kendisine güç vereni merkeze alır. Bu bilinç, kalbi arındırır; başarıyı kibirden, imkânı gururdan korur. Zikir, insanı merkeze değil; hakikate bağlar.
Fikir, bu dengenin akıl boyutudur. Tefekkür etmeyen insan nimeti tüketir; düşünen insan ise nimeti okur. Bir çiçeğin estetiğinde inceliği, kâinattaki düzende hikmeti, rızkın sürekliliğinde rahmeti görebilmek;
İşte fikir budur. Nimetin sadece maddi yönünü değil, anlam boyutunu kavrayabilmektir.
Şükür ise neticedir. “Elhamdülillah” demek; sahip olduklarını hak edilmiş bir kazanım değil, emanet bilerek yaşamaktır.
Şükür; nimeti yerli yerince kullanmak, onu israfa değil hayra yönlendirmektir. Dil ile başlayan şükür, davranışla tamamlanır.
Hayatın manevi dengesi bozulduğunda insan çok şeye sahip olsa bile huzur bulamaz. Denge kurulduğunda ise az imkân dahi berekete dönüşür.
Gerçek denge; nimeti hatırlamak, üzerinde düşünmek ve hakkını vermektir. Zikirle yönünü bulan, fikirle derinleşen ve şükürle tamamlanan bir hayat, hem dünyada huzur hem de ahirette yüz akı vesilesidir inşallah.
Her şey bütünün hayrına olsun
Eyvallah.

























































Yorum Yazın