İYİ KIZ SENDROMU: SEVİLMEK UĞRUNA KAYBOLMAK
Küçüklüğümüzden beri bize öğretilen ilk şey neydi?
“Uslu ol.”
“Sesini yükseltme.”
“Büyüklerini üzme.”
“Düzgün ol.”
Ve biz buna bir isim verdik:
İyi olmak.
Ama kimse şunu söylemedi:
İyi olmak ile kendin olmamak arasında ince değil, koskoca bir uçurum var.
Çünkü “iyi kız” olmak çoğu zaman şu anlama geliyor:
Kendini geri çek.
Fikrini yumuşat.
Hislerini bastır.
Fazla gelme.
Sevilmek için törpülen.
Kabul edilmek için küçül.
Ve zamanla fark etmeden şuna dönüşüyorsun:
Herkesin sevdiği… ama kimsenin gerçekten tanımadığı biri.
En acı olan ne biliyor musun?
Aynaya baktığında sen de kendini tanımıyorsun.
Çünkü o kadar çok rol oynadın ki…
Gerçek yüzün hangisiydi unuttun.
İyi kız kırılmaz.
İyi kız kızmaz.
İyi kız yorulmaz.
Yalan.
İyi kız sadece göstermez.
İçinde birikenler ne oluyor peki?
Suskunluk olarak çıkıyor.
Yorgunluk olarak çıkıyor.
Anlamsız bir boşluk olarak çıkıyor.
Ve bir gün bedenin konuşuyor:
“Ben artık bu rolü taşımıyorum.”
İşte o gün, çoğu insan korkup geri dönüyor.
Yine “iyi” olmaya.
Ama bazıları var…
Onlar o noktada duruyor ve ilk defa kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten iyi miyim, yoksa sadece uyumlu mu?”
Çünkü uyumlu olmak, kendinden vazgeçmenin en kibar hali.
Ben artık “iyi kız” olmak istemiyorum.
Sevilmek uğruna eksilmek istemiyorum.
Herkese uygun olup kendime yabancı kalmak istemiyorum.
Ben gerçek olmak istiyorum.
Bazen sert.
Bazen fazla.
Bazen anlaşılmaz.
Ama en azından bana ait.
Çünkü şunu anladım:
Herkes tarafından sevilmek…
Kendini kaybetmenin en pahalı yolu.
Ve ben o bedeli çoktan ödedim.
Gamze Arslan
Yaşam Koçu
Benden bana , bizden size...
























































Yorum Yazın