RENGADAN RANGA:
RENKTEN RENKSİZLİĞE
Rengadan ranga.
Renkten renksizliğe.
Süslüden çıplağa.
Özgürlükten prangaya savrulduk.
Özgürlüğü soyunmak sandılar.
Kıymet, tenin göründüğü kadar oldu.
Vitrinlerde açık ürüne sinek konar diye tiksiniyoruz.
Sokakta açık insana alkış tutuyoruz.
Unuttuk.
Açık ürün ambalajsız üründür.
Toz alır.
Değer kaybeder.
Korunan kalır.
Bu çağ bir reçete yazdı.
Adı: Özgürsün.
Sonucu: Bağlar koptu.
Kumaş azaldı.
Edep azaldı.
Hayâ moda dışı oldu.
"Sıkıcı" dendi.
Okul yarıda kaldı.
Kitap kapandı.
Telefon açıldı.
Ekran doyurdu.
" Bunu giyme " sözü baskı oldu.
" Eve gel " nasihati müdahale oldu.
" Anne baba bilir " cümlesi alay konusu oldu.
Kapı çarptı.
Ev hapishane ilan edildi.
Gece sokak oldu.
Arkadaş evi yuva oldu.
Sorumluluk yük oldu.
Sonra " benim hayatım " diye duvar örüldü.
Mahrem bitti.
" Ne var ki " denildi.
Eşin yanında bile sınır kalmadı.
Ayıp trend oldu.
Terbiye demode oldu.
Saygı eskidi.
Çocuk büyüğünü dinlemedi.
Büyük küçüğe söz geçiremedi.
Sofra dağıldı.
Sohbet bitti.
Herkes odasına çekildi.
Herkes kendi yayınında başrol oldu.
Aile sallandı.
Temel çatladı.
Nasihat suç oldu.
Sessizlik çaresizlik oldu.
Sahip çıkmak " kıskançlık " oldu.
Maalesef devir bu devir.
Gösteren makbul.
Saklanan yadırganıyor.
Saçılan değerli.
Gizlenen gereksiz.
Gürültü alkış alıyor.
Sükut görünmüyor.
Biz kimseye akıl vermiyoruz.
Sadece olanı söylüyoruz.
Vitrin dolu.
İçerisi boş.
Ve rengadan ranga'ya gidiş sürüyor.
























































Yorum Yazın