CUMHURİYET DEMOKRASİ MONARŞİ MEŞRUTİYET
Cumhuriyet, bir devletin egemenlik şekli, demokrasi ise bir yönetim şeklidir. Bu konuyu iyi anlamak için tarihi sürecini takip etmek gerekir. Her beldede öne çıkan kanaat önderleri ve onları temsilen de bağlı oldukları bir liderleri olmuştur. Yakınlık duygusu, genetik veya kültürel yakınlık duygusu olarak toplumun tamamını bir arada tutar, zamanla aralarında empati gelişir. Bunda birbirlerinin üretimlerine ihtiyaç duymaları etkili olur. Toplumu bir arada tutan şey, bilgiden ziyade sağduyudur. Bilgi öğretimin, sağduyu eğitimin ürünüdür. Bu nedenle halkın olduğu kadar lider ve kanaat önderlerinin de bilgiden ziyade sağduyu ve vizyon sahibi olmaları ön plana çıkar. Her ne kadar bilginin önemi inkar edilmese de… Almanya ve Japonya gibi büyük mağlubiyetler alan ülkelerde sağduyunun gelişmesi daha güçlü olmuştur.
Toplum geliştikçe egemenliği temsil ve yönetim şekline ulaşma araç ve yolları da değişiklikler göstermiştir. Bu arada üretim ve ihtiyaç mallarının kıtlığı iç ve dış güvenliği sağlama güçlüğünü artırmıştır. Çoğu zaman içerden birini tehdit etmek yada satın almak büyük yıkımlara yol açmıştır. Burada birlikte başarının getirdiği tatmin duygusu yerini pişmanlık ve mutsuzluğa bırakmıştır. Herkesi bilgiyle teçhiz edemezsini, ama herkesi milli birlik ve takım olma ve etik olarak sağduyu sahibi yapabilirsiniz. Bu, toplumun tamamının kucaklandığı duygusu vererek sağlanabilir. Çatışmadan nemalanmak, sonunda mutlaka olumsuz bir sonuca götürecektir. Bazen istemesek de büyük dış tehditler milli birliği sağlamayı kolaylaştırıcı rol oynamaktadır.
- Tarihte başkanın yetki alması toplumdaki kanat önderlerinin meyli veya tercihi doğrultusunda olurdu. Bu kanat önderleri, zamanımızda meclis dediğimiz kurumun üyeleridir. Kanat önderlerinin seçiminde başkanın etkisi fazlaydı. Başkanın alacağı kararlarda kanat önderlerinin tercihi söz konusudur. Başkan da olsa idaresini ve yönetimini bu kanaat önderlerinin millet adına, halk adına daha önceden belirlediği kararların sınırlarını aşamaz. Bu, bir işletmenin fiyat etiketi asması gibidir; bu, size uygulayacağım fiyat daha önceden bellidir, size göre yeniden oluşacak kanaatim fiyatı belirlemede etkili olmayacaktır, anlamına gelir. Tarihte ilk kanun koyucu olarak Hamurabi kabul edilir. Anayasalar da halkla yöneticiler arasında yapılan sözleşmelerdir. Magna Karta, Büyük Şart (Büyük Ferman) 1215 yılında İngiltere Kralı John’un Baronların talebiyle yaptığı sözleşme olup, halk ile kral arasındaki sözleşme sayılır, tarihte ilk anayasa olarak kabul edilir. Magna Karta ile kişi hakları, vergide ölçü gibi haklar güvence alına alınmıştır. Daha sonra ABD’de bağımsızlık Bildirgesi 1776 ve Haklar Bildirgesi 1791, Fransa’da 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ne örnek oluşturmuştur. Anayasa, halkla yöneticiler arasında yapılan sözleşmedir. Bu nedenle İngiltere’de bir anayasa yoktur, Magna Karta vardır. İslam’da ilk anayasa olarak Medine sözleşmesi kabul edilir. Ayrıca kanat önderleri olarak şura vardır ve her karar istişare edilir. Bunun yanında yönetim yada idare alanı içinde bulunan diğer inanç ve topluluklar kendi örfleriyle ve inançlarıyla idare edilirlerdi. Dört halife döneminde soy bağı ile egemenliği belirleme benimsenmemiş, ancak onu takiben hem Şii ve hem de Sünnilerce soy bağı aranmıştır.
Kralın anlaşmaya zorlanmasında toplumun yetişmiş insan sayısındaki artış ve zenginliğin çok kişinin eline geçmesinin önemi vardır. Tabi her gelişmede, nüfus sayısının artması ile yeni maddi ve sosyal bazı oluşumlara ihtiyaç duyulmuş olması da etkili olmuştur.
Feodalitelerin birleşmesi ile krallık ve hatta imparatorluklar ortaya çıkmış, Artan nüfusla birlikte bilgi birikimi ve özgür düşünce gelişme göstermiştir. Daha nitelikli geniş halk kitlelerinin kontrolü zorlaşmış ve onların fikirlerinin alınması ve yönetime katılmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Toplumun egemenliği bazen toplumu temsil eden bir ailenin ve o aileyi temsil eden bir kişinin egemenliği olarak algılanmıştır. Ancak bu egemenliğin kazanılması ve devamı geniş halk kitlelerinin canını feda etme rızası taşıyan desteğini de gerektirmekteydi, yani baştan beri egemenlik hakkı elde etmek, halk kitlelerinin desteği ile mümkündü. Bu, toplumun karnını doyurması ve hayatta kalmasıyla aynı anlama gelmekteydi. Kanaat önderleri daha sonra halkın tercihiyle belli olmuş ve ülkeyi yönetme iradesi bazı kurallara bağlanmıştır. Kanaat önderlerinin oluşturduğu topluluğa bizim tabirimizle meclis denilmiştir. Bu durumda egemenlik halen devlet şekli olarak tek kişiye dayanmıştı. Buna krallık veya büyüklüğüne göre imparatorluk denmiştir. Demokrasi halkın iradesine, eşitliğe, gerçek anlamda hukuki alt yapıya ve özgürlüklere dayalı yönetim biçimidir. Krallık ve İmparatorluklar halk tarafından seçilen ve onların verdiği yetkiyle yöneten bir meclis taşıyorsa burada demokrasi vardır, ancak ismi meşruti monarşi olmuştur. Daha önce, yetkinin tamamının bir kişinin yada kraliyet ailesinin elinde olduğu ve egemenliğin soydan geçtiği bir yönetim sistemiydi, Bir meclisle denetlenmiyordu bunun adı mutlak monarşiydi. Demokraside ve meşruti monarşide hukuk kurallarının toplumun içinde yaşadığı geleneklerden ve inançlardan aldığı ve toplumun artan ihtiyaçlarına göre gene toplumun görüş ve onayı alınarak düzenlenen hukuk kuralları vardır. Meşrutiyet “hukuken geçerli yönetim” anlamına gelir. 1876 yılından sonraki Osmanlı Rus savaşlarının sebebi, meşrutiyetin Rusya’yı etkileyeceği endişesi olup, bu nedenle ve Rusya’nın tehdidi ile Birinci Meşrutiyet kaldırılmıştır. Avrupa’da var olan İngiltere, Belçika, Hollanda monarşilerinin hala meşruti monarşi olarak yaşıyor olmasının sebebi dünya küresel güçleriyle uyumlu hareket etmeleri ve onların istedikleri şekilde devam etmeleridir. Bunun dışındaki monarşiler geleceğin şekillenmesi doğrultusunda ortadan kalkmışlardır.
Cumhur; halk, kamu ve devletin kendisi demektir ve cumhuriyet halkın egemen olduğu devlet yönetim sistemini belirler. Cumhurbaşkanının bugünkü teknoloji ve imkanlarla doğrudan halk yani cumhur veya kamu tarafından seçilmesi imkanı vardır. Cumhurbaşkanı öncelikle kamu anlamındaki devletin en yetkili kişisi yani süresi sınırlı olan hükümetin, diğer bir anlatımla yönetimin başıdır. Ve sonra da administrator yani idare kurumlarının toplamı ve organize olmuş şekli olan state anlamındaki devlet teşkilatının başıdır. State İngilizcede ayrıca mevcut durum (halihazır) ve beyan anlamına da gelir. Başkanın her halükarda yetkisi belli bir zamanla sınırlıdır. State halk tarafından seçilmişlerin atadığı, zamanla sınırlı olmayan veya zamanı belli olamayacak şekilde atananlardan oluşur. Yani gücünü gene halkın egemenliğinden alır. Bunun ikisi birlikte başkanlık sistemini oluşturur.
Meşruti monarşilerden kralı çıkarır ve yerine halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı koyarsanız meclisin yönettiği parlamenter sisteme ulaşmış olursunuz. Uygulamada kuvvetler ayrılığı nedeniyle birbirinden bağımsızdırlar. Ancak, Başkanlık sisteminde sadece meclis ve başkanın yetki dağılımı kuvvetler ayrılığını oluşturmaktadır, bu bilhassa birbirlerini fesih konusunda olmakta ve burada belirli büyüklükteki kararların meclisten çıkma mecburiyeti ön plana çıkmaktadır. Yönetimde hızlılığı öncelemektedir. Ayrıca yargının bağımsızlığı esastır. Burada idarenin önemli bir bölümü cumhurbaşkanının atamasına tabidir. Parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı daha belirgindir. Hükümet yürütmeyi, meclis yasamayı, bağımsız yargı da adaleti temsil eder. Her iki sistemde de hukuk kurallarının halkın içinden çıkması yerine idarenin halkı kıskaca almak için yasamadan talep ettiği kanunların çıkması bir garabet olarak devam etmektedir. Ayrıca yasamanın hükümeti denetlemesi çoğunlukla sözde kalmaktadır. Bu, ancak bilinçli ve sağduyulu vatandaşlara sahip olmak ve kendilerini özgür hissetmeleri ile mümkün olabilir.
Burada Cumhuriyet egemenliği, Demokrasi ise, bilhassa seçilmişlerin hükümet yönetimini belirtir, şekline dönüşmüştür. Parlamenter sistem aynı zamanda egemenlik dışında yönetim şeklidir. Cumhuriyet ise bir egemenlik şeklidir. Cumhuriyetle yönetilen, ancak demokratik olmayan devletler de vardır. Sadece cumhurbaşkanı soya bağlı olarak yani miras kaynaklı seçilmemiştir. Bazen bu da sözde kalır.

























































Yorum Yazın