Reklamı Geç
Avula Hikmet Hatunoğlu
Diva Otel
bahar home mehmet taze kırıkhan
bahar home mehmet taze kırıkhan
Hatay
BIST13.744
DOLAR46.2686
EURO53.5186
ALTIN6214.0
BTC/USD63305.455
Muhammet KEMALOĞLU

Muhammet KEMALOĞLU

Mail: [email protected]

ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL  HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI

 

ERMENİ İDDİALARINI KABUL EDEN İSRAİL  HÜKÜMETİNE TARİHİ ÇAĞRI

 

İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın “1915- 1916 Yılları Arasında Yaşanan Olayları Ermeni  Soykırımı Olarak Tanıma” tasarısını 28 Haziran 2026  günü Bakanlar Kurulu’nda oybirliği ile almış olduğu  kararla kabul etti.

Alınan karar siyasi olmasının ötesinde  haksız, hukuksuz ve tarihi gerçeklerle uyuşmayan bir  karardır.

Bu karar İsrail parlamentosunda da kabul edilirse asılsız  Ermeni iddialarını kabul eden bir ülke olacak ve  kurulduğu günden itibaren savunduğu tarihî  gerçeklerden vazgeçmesi anlamına gelecektir. Çünkü  İsrail devleti ve Musevî lobisi on yıllardır doğrudan yana  tavrını koymuş, Türk milletinin asılsız Ermeni iddialarına  karşı verdiği haklı mücadeleyi desteklemiş ve başta ABD  olmak üzere birçok ülke parlamentosunda bu iftiranın  kabul edilmesinin önüne geçmiştir. Tüm bunlara rağmen;  Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı Paşinyan bile asılsız  soykırım iddialarını sorgulamaya açmışken, İsrail  Hükümeti’nin “Türk milletini soykırımla suçlaması” nasıl  açıklanabilir?

Öncelikle belirtmek gerekir ki; 1915 olaylarına ilişkin  iddiaların tarihî ve hukuki olarak hiçbir karşılığı yoktur ve  bu iddialar Türk milletine atılmak istenen bir iftiradan  ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti tüm arşivlerini tahditsiz  şekilde bilim insanlarına açmış, ortak bilimsel çalışma  için çağrıda bulunmuş ve her türlü imkanı sağlamıştır.  Ortaya çıkan sonuç, mezalimin Türk milletine yapıldığı  yönündedir. Hukukî açıdan da Türk milletinin soykırım 2 suçunu işlediği iddia edilemez. Çünkü iddia edilen  olayların üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen tek  bir mahkeme tarafından ne bir yargılama yapılmış ne de  bu yönde bir hüküm kurulmuştur. Kurulması da mümkün  değildir, çünkü soykırım suçu 1948 yılında

Soykırımı  Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile tanımlanmıştır.  "Kanunların Geriye Yürümezliği" ilkesi bir yana tarihî  gerçekler ve hukukî mesnetsizlik bu iddiaların asılsız  olduğunu, asıl mezalimin Türk milletine yapıldığını ispatlamaktadır. Bu konuda verilen tek mahkeme kararı  “Perinçek v. İsviçre” kararıdır. Bu karar gerekçesinde;  1915 olaylarının Holokost’a benzemediği için soykırım  olarak nitelendirilemeyeceği ve yetkili mahkemeler  dışında, başta parlamentolar olmak üzere kurum ve  kuruluşların soykırım tespiti yapamayacağı yer almıştır.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu kararına  rağmen; bu iddiaları Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı siyasi  şantaj olarak kullanmak isteyen ülkeler vardır. İyi niyetli  olmayan bu girişimin sahibi olan İsrail hükümetinin de  amacının aynı olduğu anlaşılmaktadır.

Türk milletinin haklı mücadelesine yıllardır destek veren  İsrail devletinin asılsız Ermeni iddialarını soykırım olarak  nitelendiren tasarıyı Bakanlar Kurulu’nda kabul etmesi  talihsiz bir durumdur, İsrail hükümetinin ne kadar çaresiz  duruma düştüğünün de göstergesidir. İsrail Hükümeti  şunu çok iyi bilmelidir ki; Filistin halkına yapılan katliam  ve soykırımların Türk milletine iftira atarak üstü  kapatılamaz. Bu nedenle, İsrail hükümeti bu büyük  yanlıştan derhal dönmeli, Musevî cemaatine tarih  boyunca kucak açmış Türk milletinden özür dilemelidir.    

 

TEKAR Vakfı

(Türk-Ermeni Konusunu Araştırma Vakfı)

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Güneyler