Reklamı Geç
kurban diyanet
Edem
Zeno Mobilya
Hatay Alo Böcek
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Mail: hulyaiskifoglu@gmail.com

Sosyal Mesafe Kuramı

Sosyalleşmenin ve toplumsallaşmanın birincil koşulu iletişim ve etkileşimdir.

Toplumların, 'toplum' olmasını sağlayan; kuşaktan kuşağa taşınılagelen değerler, inançlar, alışkanlıklar ve bunlara bağlı olarak doğan, gelişen ihtiyaçlar, her toplumun kendi bünyesinde ortak değerler olarak "iletişim ve etkileşim" yolu ile süreklilik kazanır.

Sosyalleşmeyi sınırlayıcı bir kural olarak karşımıza çıkan, tükenmekte olan komşuluk ilişkilerinin ardından aile ve akraba ilişkilerini de sınırlayan, bütün toplumlarda tek bir sebebe bağlı yaptırım olarak uygulanan 'Sosyal mesafeyi', bir de sosyolojik düzlemde 'kuramsal' açıdan değerlendirmeye almak gerekir.

Pandemi sürecinde bulunduğumuz konjonktür, toplumda kalıcı etkilere neden olacak uygulamalı kurallar, tekrarı yapılan dikte ve uyarılar, arka plan teoremleri, pratikte 'yeni normal' akışıyla 'değişim ve dönüşümleri' büyük ölçüde tetikler.

Bir 'tasarım planı' teoremi olarak "sosyal mesafeyi" sağlamanın en akılcı yolu; insanlık tarihinin tek ortak ve odak noktası olan, insanın bilişsel olarak "hayatta kalma arzusu" ve merkezine alıp önem atfettiği "sağlık", bir gerekçe ve yaptırım aracı olarak mı kullanıldı? sorusu bu köklü değişimde "sosyal mesafeyi" bir teorem olmanın dışında kuramsallaştırabilir.


Fiziksel mesafeyi ziyadeleştiren, sübliminal vurgusu yapılan bu kavramın ayırımına dikkat çektiğimizde ve dünya tarihine baktığımızda, hiç bir tarih ve zamanda "toplumsal karantinanın" "bireysel, toplumsal ve ulusal sosyal mesafenin" uygulanmadığını görürüz.


Farklı tarihlerde, çeşitli bulaşıcı ve ölümcül hastalıkların olduğu, devrimlerin, aydınlanma ve modernleşme süreçlerinin, değişim ve dönüşümlerin yaşandığı zamanlarda dahi, bireysel, toplumsal ve ulusal düzeyde sosyalleşme engeli 'mesafe' bir 'kural' olarak uygulanmamıştır.


Pandemi öncesi ve pandemi sonrası toplumlara kıyasla baktığımızda, sürekli olarak dikte edilen ve uygulanan kuralların, izolasyonların, sosyokültürel, sosyoekonomik, sosyopsikolojik, sosyosiyasal ve teknolojik değişimlerin, alışılagelen hayatımızı nasıl etkisi altına aldığını, pandemi öncesi topluma nazaran gitgide açılan 'mesafenin' oluşturduğu farkı, fark etmemek mümkün olmasa gerek...


Kalıplaşmış eğilimlerin, alışkanlıkların, ihtiyaçların ve normların, yerini, "yeni 'norm'ale" bırakması, teknolojik, ekonomik, demografik, politik ve en nihayetinde, toplumsal olarak artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı kanısı aynı zamanda yeni sosyolojik olgu ve oluşumları da beraberinde getirmekte...

Yeni (A) normal kavramının ve kuralların dayattığı 'itaat' bilinci gelişiminin, yeni dünya toplumu ve dünya devleti arasında sağlayacağı uyumun, ekonomik ve politik mesafeyi de kolaylaştıracak olması, “Sosyal Mesafe Kuramı”nı hem sosyolojik hem felsefik açıdan incelemeyi gerektirir.


Sosyal mesafenin ulusal düzeyde açılımı, iş bölümü ve sömürünün temel olduğu bağımlılık ilişkilerini ortadan kaldıracak olsa da, kontrolün merkezileşecek olması, şimdilik kısmen legalize ve normalize edilmiş sübliminal yasaklar, zamanla bu 'mesafeyi' daha da içkinleştirebilir.


Dünya tarihine, klasla damgasını vuran virüs ve evrensel korkusu, uygulanan kurallar bütününde toplumlarda kendine özgü sosyal olgular ile kaale alındı.


Nitekim, kendine özgü sosyal olguları olan toplumları, bu olgulardan izole etmek, tek düze "dünya toplumu" olma yönünde evrimleştirmek çabası, bu dönüşümün sac ayaklarından biri ve ana dinamiği olan "sosyal mesafe kuramı" ile toplumsallaşmayı sağlayan bireyler arası iletişimi, etkileşimi kesme yönünde olmalıydı...


Toplumlarda kenetleyici ve bağlayıcılığı bakımından büyük önem taşıyan değerler, din, kültür vs. gibi ögelerin, virüse karşı alınan 'önlem/tedbir' uygulamalarıyla etkileri zayıflatılsa da, bazı toplumlarda pozitif korelasyona yol açarak maneviyat ve ruhani eğilimleri artırdı. Tek evrensel odak nokta ve kural olarak, sınıfsal farklılıkları eşitleyici uygulamalar ile, 'dünya toplumunun' sanki balans ayarını yapan "sosyal mesafenin", özenle dikkate alınmasını gerektiren söylemler, dikkatlerden kaçmayacak bir dikte halini aldı.


Duygusal ve sezgisel yöndende ayrıştırıcı, dokunsallığı önleyici iki metrelik bir boşluk alanı oluşturan, pratikte 'fiziksel' , teorikte ve algısal operasyonda 'sosyal' olan 'mesafe', bir taşla iki kuş vururcasına ' ne tesadüftür ki; insan vücudunu çevreleyen elektromanyetik alan olan aura alanı, iki metrelik görüş mesafesi ile aynı ölçüye sahip... Küçük bir araştırma sonucunda edinmiş olduğum bu bilgiye göre, eterik, duygusal, zihinsel ve ruhsal beden olmak üzere dört ana katmandan oluşan ve kendine özgü işlevleri olan aura alanı, ruhsal, duygusal ve zihinsel enerji akımlarını sağlıyor... Buradan yapacağım çıkarım ile 'sosyal mesafenin' bireyler arası aura alanı enerjisel bağının zayıflatılarak, duygusal, ruhsal, eterik ve zihinsel enerji akışının, sürkülasyonunun da önünü kestiği aşikâr...

Böylelikle dijital sisteme adaptasyon, etki ve tepkimelerin olmayacağı, münferit duyum, sezgi, algı, davranış ve karar mekanizmalarını sağlamakla mümkün olabilir...


Bu süreçte sağlanılan kontrollerin, uyarı ve önlemlerin eksikliklerini eleştirmek, mantıksal düzlemde anlamlandırmak, çeşitli komplo teorileri kapsamında eğlenceli bir gündem haline gelse de; toplumlarda güç oluşturan, birlik ve beraberliği sağlayan 'aidiyeti' kaldırma, bireyselleştirme, yalnızlaştırma tahribatlarını sağlayacak "sosyal mesafe" kavramının kuramsal analizini yapmak, bir 'teori' kategorisine girmez sanıyorum...

Bilginin, merkezi kontrolü, sürü bağışıklığına dönüşen modeller oluşması, bu dönüşümün yapısal deşifresinde bir teorem olarak henüz çok yüzeysel kalabilir... ancak 'sosyal mesafe' kavramının kuramsal analizi, bu sürecin gidişatında hiç de abartılı olmaz.

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
kurban diyanet