Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Yükseliş Koleji
Yılmaz Tuhafiye
Halep Tur
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

Gönül Kahvesi

ÇOCUKLARI PEYGAMBER SEVGİSİYLE SEVİN

Tarkan

ÇOCUKLARI PEYGAMBER SEVGİSİYLE SEVİN

 

Her hangi bir ailede doğup dünyaya gözlerini açan her çocuk, hayatın ilk tadını ailesinde tatmaya başlar. İlk yediği şey; annesinden emdiği helal bir süttür. İlk duyduğu ses; anne sesidir. İlk aldığı duâ ve tebrik; annesinin, babasın ve yakınlarının övgüsü ve duâsıdır. Duygu ve düşünceler; çocukların kalbine ilk önce ailede birer tohum olarak atılır ve serpilir, zamanı gelince birer birer filizlenir, yeşerir, söz ve davranış olarak kendini gösterir… Bu nedenle anne ve babalar çocuklarına “Evladım” diyebilmeleri ve onları gönül rahatlığıyla bağırlarına basabilmeleri için; onları sevgiyle, şefkatle ve merhametle sevmeli, iman, ahlak ve edeple büyütüp yetiştirmelidir. Zira; sevgisiz ve şefkatsiz büyüyen çocuklar, susuz, gübresiz ve ilgisiz büyüyen ve kuruyan bir fidan gibi olur. Çocuk yaşlarda ve ileriki yaşlarda insanlarda görülen pek çok ruhî ve psikolojik bozuklukların temelinde sevgi eksikliği vardır. Çünkü sevginin ve ilginin olmadığı yerde hiçbir güzellik yeşermez.. Bu nedenle çocuklar için sevgi ve şefkat; ilgi ve alaka; su kadar, hava kadar önemlidir. Onun için çocuklarınızı ve tüm çocukları her zaman ve her yerde sevin..

Sakın, çocuklara öfke, azarlama, aşağılama ve dayak gibi süflî duygularla yaklaşmayın. Zira bu olumsuz davranışlar onlara beslediğiniz sevgiyi ve merhameti zedeler ve yok eder. Yeteri kadar sevilmeyen çocuklarda; konuşma bozukluğu, ifade zorluğu ve davranış bozukluğu meydana gelir. Horlanan, hırpalanan ve azarlanan çocuklarda; nefret, öfke, şiddet gibi bir takım sadist duygular gelişir. Bu da çocuklarda, isyan, itaatsizlik, korku ve güvensizlik gibi psikolojik ve davranış bozuklukları meydana getirir!.. Bu nedenle diyebiliriz ki; Dünyanın en şanssız çocukları; sevgisiz, şefkatsiz ve merhametsiz büyüyen çocuklardır.

Çocuklar için sakın; “Bunlar çocuktur, bir şey anlamaz” demeyin! Zira, çocuklar o dönemde dahi, kendi idrak ölçüleri içerisinde etrafındaki her şeyi görür, gözetir, hisseder, duyar, düşünür ve algılar. Duyduğu, gördüğü ve hissettiği her şeyi bir kamera gibi hafızasının bir köşesine kopyalar ve zamanı gelince bunlar bir bir otaya çıkar. Bazen sizin onlara çok küçükken söylediğiniz bir sözü veya yaptığınız bir davranışı yıllar sonra size hatırlatırlar da siz apışıp kalırsınız ve; “Allah, Allah! Yıllar önce söylediğim bu sözü, yaptığım bu davranışı nasıl unutmamış” dersiniz. Onun için başta anne ve babalar olmak üzere, bütün büyükler; çocuklarla olan münasebetinde, onlara değer vermeli ve onlara sevgi ve şefkatle yaklaşmalıdırlar.

Büyüklerde saygı görme, sevilme ve takdir edilme duygusu ne ise, çocuklarda da sevilme, ilgi görme ve takdir edilme duygusu aynıdır. Nerde olursa olsunlar, hangi ahval ve şerait içinde bulunursa bulunsunlar, onlar daima sevilmeye, şefkate ve takdir edilmeye muhtaçtırlar. Bir hadisinde; “Küçüklerine merhamet etmeyen, büyüklerine hürmet göstermeyen bizden değildir” buyuran sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v), çocuklara sevgi ve merhamet göstermeyi müslüman olmanın şartı olarak görmüştür. Peygamberimiz bir gün, torunları Hasan ve Hüseyin’i kucağına almış dizleri üzerine oturtmuş seviyordu. Öteden gelen bir adam peygamberimize şöyle dedi; “Ey Allah’ın Rasûlü, siz çocukları kucağınıza alıp seviyormusunuz? Benim on tane çocuğum var. Hiç birini kucağıma almış değilim..” dedi. Peygamberimiz ona şöyle buyurdu; “Allah, senin kalbinden sevgiyi ve merhameti söküp atmışsa ben ne yapayım.” Peygamberimiz bir gün torunları Hasan ve Hüseyini iki dizine oturtarak Allah’a şöyle duâ etti: “Yâ Rabbi! Ben bunları seviyorum. Onları Sen de sev ve merhamet et!.

Sahabelerden İbni Câfer çocukken yaşadığı bir olayı şöyle anlatır: “Rasulullah, bir gün seferden dönerken yolda Onunla karşılaştık. Yanımda Hasan ve Hüseyin de vardı. O, üçümüzü de hayvanının terkisine bindirdi ve bizi Medine’nin içine kadar hayvanın üstünde götürdü. Biz buna çok sevinmiştik.” Peygamberimizin oğlu İbrahim’in süt annesinin kocası bir demirci idi. Peygamberimiz, zaman zaman ona uğrar ziyaret ederdi. Peygamberimizin oraya geldiğini gören o adamın çocukları da oraya gelirdi. Peygamberimiz onların başlarını okşar ve severdi. Peygamberimizin bu davranışı hem o çocukları mutlu ederdi, hem de anne ve babalarını… Peygamberimizin hanımı Hz.Âişe anlatıyor: “Ben çok hastaydım. Hastalığımı öğrenen babam Ebu Bekir, evimize gelmişti. Bana ‘Nasılsın kızım?’ dedi ve alnımdan öperek bana Allah’tan rahmet ve şifa diledi ve dua etti.. Beni öyle mutlu etmişti ki, babamın bu davranışını ömür boyu unutmadım.” Bu kıssalardan da dersler alarak şunu ifade edelim ki; anneler ve babalar bilsinler ki, çocuklar hangi yaşta olursa olsunlar büyükler nezdinde onlar her zaman çocukturlar. Onlar her zaman anne ve babaların ve büyüklerin sevgisine ve şefkatine muhtaçtırlar. Sizin onlara vereceğiniz her güzel sevgi ve yaptığınız her güzel iyilik ve her güzel davranış onları çok mutlu eder. Bunu asla unutmayın! Ve çocuklarınızı ve tüm çocukları peygamber sevgisiyle sevin ki, Allah da sizi sevsin!.. İmanınız kavi, sevginiz güzel, ahlakınız güzel, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun. (muallimosman)

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

Kapan Mobilya

Yorum Yazın

Esmergil
İstanbul Oto Gaz