Reklamı Geç
Zekeriya Gök Leziza
Tulpar
Antikya
istanbul oto gaz
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

DÖRT KUŞUN KISSASI ve Hz.MEVLÂNA

DÖRT KUŞUN KISSASI ve Hz.MEVLÂNA

(4)

(Önceki yazının devamı) … Mevlâna’ya göre Kur’anda anlatılan dört kuşun kıssasında (Bakara-260) yer alan dördüncü kuş; Horoz’dur. Horoz; şehvete düşkündür, Mevlâna bu kıssada onu şehvetin sembolü olarak görür. Hz.İbrahimin kesip öldürdüğü dört kuş arasına Horoz’u seçmesinin, kesmesinin ve öldürmesinin nedeni de şehevi arzuları kesmek ve öldürmektir. Kelime anlamı olarak şehvet: Her türlü cinsel arzu ve istek ile dünya nimetlerine karşı aşırı derecede duyulan sevgi, istek ve arzulardır. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Kadınlar, oğullar, yığınlarla altın ve gümüşler, cins atlar, davarlar ve ürünler ve nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü ve çekici gösterilmiştir. Halbuki, bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl gidilecek güzel yer ancak Allah katındadır.” (Ali İmran- 14) buyurduğu gibi dünyaya ait pek çok şey insana cazip ve çekici kılınmıştır. Ve insan onlara kaşı aşırı istek ve arzu duyar. Onları elde etmek için büyük çabalar sarfeder, pek çok kötülük ve günah işler. Ve Allah Kur’anda kullarını şöyle uyarır: “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve haddi aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.” (Mâide-87)

Mevlânaya göre yaratılan cismani şehvet; soyu sopu üretmek içindir. O lâzım olmasaydı insanlar ve hayvanlar nasıl çoğalacaklardı. Ama onun da bir ölçüsü ve sınırı var. Rabbimiz Allah bunun ölçüsünü Kur’anda insanlara öğütlemiştir. Cinsel ilişkiler dahil her türlü aşırı istek ve arzunun temelinde “Şehvet” duygusu vardır. Bu bağlamda şehvetin iki anlamı vardır. Biri cinsellikle ilgili şehvet, diğeri de insanı aşırılığa, doyumsuzluğa, kötülüğe ve günaha iten, nefsin her türlü aşırı istek ve arzusu olan şehvet. Meselâ geçen yazımızda ifade ettiğimiz uzun bir ömür yaşama isteği de şehevi bir arzudur. Kadına, mala, servete, dünyaya, itibara olan aşırı istek ve arzular da birer şehevi arzudur. Bunlar lânetlenmiş şeytanın bir şehvet tuzağıdır. Şeytan insana daima aşırılığı ve isyanı öğütler. Haddi aşan aşırıya giden her türlü istek, arzu ve hırs şehvettir. Bir başka ifadeyle şehvet; istek ve arzuda, zevk ve eğlencede ölçüyü kaçırmaktır. Haddi ve sınırı aşmaktır. Her aşırı istek ve arzu, insanı kötülüğe ve günaha iten, insanı sarhoş eden şehevi bir arzudur. Şehevi arzular bazen insana en çirkin en kötü şeyleri en güzel olarak gösterir. Şehevi arzularına kapılan insan ise dünyasını da ahretini de ateşe vermiş olur. Şehvet, aklı başında olan akıllı insanları bile tuzağına düşüren gizli bir şeytan tuzağıdır. Şeytanın şehvet tuzağı; insanın içinde kalbinde kümelenen ve su ile sönmeyen bir ateştir. Mevlânaya göre dışarıdaki ateş su ile söner. Ama, İçerdeki, (kalbdeki) şehvet ateşi su ile sönmez. Çünkü o cehennem ateşidir ve o ateş insanı cehenneme kadar götürür. Şehvet ateşini söndürmenin tek çaresi vardır, O da “İlahi Aşk” tır. Allah sevgisidir. Rabbimiz Allahın koyduğu kurallar ve ölçülerdir. Kitap ve sünnet ölçüsüdür. Bu tuzaktan kurtulmanın bir yolu da Şeytanı düşman bilip ondan uzak durmak, Allahı dost ve Rab edinmektir. Mevlâna’ya göre bu da ilahi aşkla olur. Ve Rabbimiz Allah, bu konuda bize şu öğüdü verir: “Eğer şeytandan gelen bir dürtü seni dürtecek (azdıracak) olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O en iyi işiten ve bilendir.” (Fussılet -36) Şehevi duygular az veya çok her insanda vardır. Belki olması da gerekir. Ama insan şehvetine hakim olamayıp da şehveti ona hükmetmeye başlarsa işte tehlike o zaman başlar. Nasıl ki ateşe odun atıldığı takdirde ateş alevlenir ve sönmesi mümkün olmazsa, nefsin aşırı istekleri yerine getirildikçe şehvet ateşi de alevlenir gücü artar ve sönmesi mümkün olmaz. Ateş, odun çekildiği zaman sönüyorsa, şehvet ateşi de nefsin aşırı istekleri terk edildiği zaman söner. Şehvet ateşinin sönmesiyle birlikte ilahi aşk, iman, takva ve sâlih amellerle beslenen nefis güzelleşir ve orada artık iyilikler ve güzellikler yeşermeye başlar. Bu da insanı iyi bir insan, iyi bir kul ve kâmil bir mü’min yapar. Ahrette varacağı yer de güzel olur.

Sevgili dostlar, Kur’anda anlatılan dört kuşun kıssasıyla ilgili Mevlânanın tefekkürünü, yorumlarını ve almamız gereken dersleri idrakimiz çerçevesinde dört bölüm halinde sizlerle paylaştık ve konuyla ilgili yazımızı burada tamamlıyoruz. İnşaallah faydamız olmuştur. Ama sizler de aynı kıssayı tekrar tekrar okuyarak ve tefekkür ederek daha güzel dersler çıkarabilirsiniz. Meselâ, bir başka mütefekkir bu kıssada öldürülen ve diriltilen kuşların olayını “Topluluk şuuru” kapsamında ele alır ve Rabbimizin şu âyeti "Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına) sımsıkı sarılın, birlik olun. Sakın ayrılığa düşüp dağılmayın..." (Ali imran-103) çerçevesinde yorumlar ve bir toplumda meydana gelen tüm ayrılıkları o toplumun ölümü olarak görür. İnsani ve imani değerler etrafında birleşmeyi ve birlik olmayı da toplumun dirilmesi olarak görür. Bunun da ancak Allahın kitabına sımsıkı bağlı olmakla mümkün olacağını ifade eder. Bunu da buraya ayrı bir not olarak düşelim. İmanınız kavi, ameliniz sâlih, dünyevi ve uhrevi istek ve arzularınız şehvetten uzak, güzel, temiz ve feyizli olsun! Ömrünüz temiz, sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun! Cumanız mübarek olsun! (muallimosman)

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Ekrem