HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR
(Âhiret İçin Hazırlığınız Var mı?)
Dünyada var olan her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu olduğu gibi insan hayatının da bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Her insan doğar ve Allah’ın kendisi için takdir ettiği ömrü/hayatı yaşar ve Yüce Allah Kur’anda: “Her nefis (insan) ölümü tadacaktır.” (Enbiya-35) buyurduğu gibi Allah’ın o kimse için takdir ettiği ömür bitince, yani ölüm vakti gelince, yani eceli gelince, ölümü tadar ve ölür. Ve dünya hayatı sona erer. Bu değişmez ilahi bir hakikattir. Ama, insanların pek çoğu ölümden ürperir ve korkar. Bunun nedeni; hayatın, ölümün ve âhiretin gerçek mahiyetini bilmemesidir.
İnsan için nasıl ki, doğum ve hayat bir mukadder ise, Sünnetullah gereği ölüm de bir mukadderdir. bir hakikattir. Bazı insanların takdiri ilahinin tecellisi olarak çok genç yaşta öldükleri gibi çok uzun ömür yaşayarak, ihtiyarlayarak ölenler de var.. Çok zengin ve çok güçlü insanlar da eceli geldiğinde ölürler, fakir ve yoksul insanlar da!.. Allah’ın çok sevdiği kulları da eceli geldiği zaman ölür, O’nu inkar eden, O’na isyanda bulunanlar da!.. Bugüne kadar ölümden kurtulup dünyada ebedi olarak yaşayan olmamıştır!. İnsanın eceli geldiği zaman, onun ölümünü ne bir saniye geciktirebilirsiniz, ne de bir saniye öne alabilirsiniz. Buna kimsenin gücü yetmez. Hz.Lût, azgınlıkta ve sapıklıkta çok ileri giden kavmini Allah’ın azabıyla uyardığı zaman, onlar kayaları oyarak yaptıkları çok sağlam evlerine ve saraylarına güvenerek; Hz.Lûta meydan okuyup şöyle demişlerdi: “Eğer sen gerçekten sözünde doğru isen, bize haber verdiğin Allah’ın o azabını getir de görelim bakalım. Bizim bu sağlam evlerimizi yıkmaya kimin gücü yeter.” (Ankebut-29) Ama Allah’ın azabı gerçekleşti ve Lût (Sedûm) kavmi o yıkılmaz dedikleri evleriyle, saraylarıyla birlikte yerin dibine battılar ve helâk oldular. Çünkü, ölüm vakti gelince bunun önüne kimse geçemez. Ne kadar güçlü ve kuvvetli olsanız da, ne kadar sağlam evlerde, saraylarda, köşklerde olsanız da!. Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Her nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur. Son derece sağlam kaleler içinde bulunsanız dahi.” (Nisa-78) Dini anlamda ölüm; ruhun bedenden ayrılmasıyla insanın dünya hayatının sona ermesidir. Fiziki anlamda ise ölüm; Kalbin durmasıyla, beyin fonksiyonlarının ve diğer organlaarın işlevini yitirmesiyle fiziki hayatın son bulmasıdır.
Pekî, hayat ve ölüm niçin vardır? Yüce Allah Kur’anda: “O Allah, hanginizin daha güzel işler yapacağınızı sınamak için hayatı ve ölümü yaratandır.” (Mülk/2) buyurduğu gibi Hayat; insanların Kur’an ölçeğinde faydalı ve güzel şeyler yaparak ebedi olan âhiret yurdunu, yani Cenneti kazanma ve imtihan yeridir. Yüce Allah, hangimizin Allahın emir ve yasaklarına ve öğütlerine uyarak daha iyi işler yapıp yapmayacağımızı sınamak için hayatı yaratmış ve bizler bu hayatı Allahın takdir ettiği süre kadar yaşıyoruz ve buna; ‘Dünya Hayatı’ diyoruz. Ve insan dünyada iyi veya kötü olarak yaptığı herşeyin hesabını vermek ve kazandığı sevaplara ve günahlara göre Cennetten veya Cehennemden birinde ebedî olarak yaşayacağı ebedi hayata da: “Âhiret Hayatı” diyoruz. İşte, Rabbimiz Allahın yarattığı ve insnların yukardaki ölçü çerçevesinde yaşadığı Dünya hayatından Âhiret hayatına geçiş evresine “Ölüm” diyoruz. Bu bağlamda dünya hayatı, kimse için ebedî değildir. ölüm de insan için bir yok oluş değildir. Ölüm; âhiret hayatına geçiş sürecidir. Ölüm olayında İnsan bedenen ölür, ama ruhu kıyamet kadar, hesap gününe kadar Allahın takdir ettiği gökler âleminde bir yerde bekler. Bu bağlamda ölüm; ne bir cezadır, ne de bir sondur.
Ölüm; aslında yeni ve ebedi olan âhiret hayatına geçiş aşamasıdır. Ve her insan; yukardaki ayette (Enbiya-35) ifade edildiği gibi mutlaka ölümü tadacak ve ölecektir. Ve Yüce Allah Kur’anda: “Kim zerre miktarı iyilik yaparsa mükafatını görecektir. kim de zerre miktarı kötülük yaparsa o da mutlaka cezasını görecektir.” (Zilzal-7,8) buyurduğu gibi her insan ölümden sonra dünyada yaptıklarının hesabını âhirette (mahşerde) verecek ve insanlar dünyada yaptıklarının karşılığını azab ve mükâfat olarak mutlaka görecektir.
Bu nedenle her insan bu gerçeğe inanmalı ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu kazan...” (Kasas-77) buyurduğu gibi her insan; Allaha iman, ibadet ve sâlih amellerle feyizli bir “Dünya Hayatı” yaşamalı ve âhiret azığını iyi hazırlamalı. Âhiretin azığı ise; Haramlardan, günahlardan ve kötülüklerden arınmış bir nefisle Kur’an ve Sünnet ölçeğinde ihlaslı bir iman, riyasız ve ihlasla yapılmış ibadetler, tesbihatlar ile yapılan iyilikler, infaklar, ihsanlar ve sâlih amellerdir.
Bu bağğlamda; Eğer mü’min; ebedi yaşayacağı âhiret yurdunu/Cenneti kazanmak istiyorsa, ölümü asla unutmamalı ve her zaman ölüme ve âhirete hazırlıklı olmalı..
(muallimosman)

























































Yorum Yazın