Reklamı Geç
Tunas
Teras Acua Otel
Esmergil
Çelik Sigorta
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

İNSANI YÜCELTEN GÜZEL BİR HASLET: “TEVÂZU”

İNSANI YÜCELTEN GÜZEL BİR HASLET: “TEVÂZU”

 

Allahın kulları üzerinde görmek istediği güzel hasletlerden biri de Tevâzu’dur. Pekî Tevâzu nedir? Tevâzu: İnsanın iman ve ibadetlerinde, söz ve davranışlarıda kendisini büyük görmeden, kibirlenmeden, nefsini öne çıkarmadan, başkalarını küçümsemeden sade, ölçülü ve edepli olmasıdır. Tevâzu sahibi olanlara da “Mütevâzi” denir. Tevâzu; kötüleri utandıran, iyileri yücelten ulvî bir meziyettir. Tevâzu büyük insanların vasfıdır. Büyüklük ise; büyük ve yukarda olmak, üstte olmak, güçlü olmak değildir, yukarda olduğu halde güçlü ve varlıklı olduğu halde aşağılara inip oralara bereket ve şifa olabilmektir. Oralara kol kanat açabilmektir, Herkesi kucaklayabilmektir. Güneş gibi, Su gibi toprak gibi bereketli ve feyizli olabilmektir. İşte tevâzu budur. Bakın güneş yukarda olduğu halde Allah’ın ona vasfettiği tevâzusu ile kainatın her tarafını aydınlatıp ısıtmaktadır. Su göklerden, dağlardan aşağılara doğru akarak dağlara ve ovalara hayat vermektedir. Meyve ağaçları dallarında ürettiği meyvelerle bizlere gıda olmkatadır. Bunlar; Allah’ın bize sunduğu birer tevâzu örneği nimetlerdir. Öyle değil mi?.

Tevâzunun en büyük düşmanı ise “kibir ve “Gurur”dur. Zira, günümüz insanlarına baktığımızda bu hastalığı taşıyan pek çok insan görebilmekteyiz. Günümüz insanlarının pek çoğu varlıklı ve üçlü olmasına rağmen iman zayıflığı nedeniyle Gururlu, Kibirli ve Bencildir. Kibir ve gurur nedeniyle kendilerini hep büyük görürler. Böbürlenerek yürürler. İnsanları hor görürler ve küçümserler. iman ve ibadetlerinde de böyledirler. Böylelerinin gözü vardır ama Allaha ve çevresine karşı kör ve duyarsızdırlar, Kulakları vardır ama Allaha ve çevrelerine karşı sağırdırlar. Kalbleri vardır ama Allaha ve çevreye karşı hissiz ve sorumsuzdurlar. Onlar tevazudan uzaktırlar. Allah böylelerini şöyle uyarıyor:“İnsanları küçümseyip onlardan yüz çevirme! Yer yüzünde böbürlenerek yürüme! Allah kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.” (Lokman-18) Halbuki mahlukatın en şereflisi ve en mükemmeli olarak yaratılan insan; eğer gerçekten Allaha inanıyorsa, gerçekten mümin ise; tevâzu elbisesini giyip aç olanı doyurarak, susuz olanı sulayarak, çıplağı giydirerek, güçsüze güç vererek, dertliye derman olarak, Allaha ve insanlaradost olarak imanıyla, ihlasıyla, sevgisiyle ve merhametiyle herkesi kucaklayarak “Tevâzu” sahibi olmalıdır.

Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam dalâlet içinde olan Tâiflileri Allah’ın dinine davet etmek, onlara islamı anlatmak ve hidayet yolunu göstermek için Tâif’e gittiğinde Tâifliler kendilerini üstün görerek peygamberimize inanmadılar, geri dönüşte çocuklara peygamberimizi taşlattılar, gideceği yolun kumları arasına dikenli çalılar gömerek O mübarek insanın ayaklarını kan, revan içinde bıraktılar. Buna rağmen Peygamberimiz onlara kızmadı, kin beslemedi, beddua etmedi ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Allah’ın o kulları yer yüzünde tevâzu ile yürürler. Cahiller onlara sataştıkları zaman onlar sataşanlara; “Size selam olsun” derler.’ geçer giderler. (Furkan-63) buyurduğu gibi peygamberimiz onlara tevâzuyla muamele etti ve onlar için Allaha şöyle dua etti: “Ey Allah’ım! Onlar hakikati bilmiyorlar. Onlara merhamet et! Onlara hakikati göster!” Yüce Allah’tan onlar için af ve hidayet diledi. Ve bir sene sonra Allah’ın hidayetiyle Tâifliler Peygamberimize gelerek topluca İslamı kabul ettiler. İşte bu güzel netice peygamberimizin gösterdiği tevâzunun güzel bir meyvesiydi. Peygamberimiz bir gün ashabıyla oturuyordu ve sohbet ediyordu. Öteden bir yabancı geldi. Peygamberimizle görüşmek istediğini söyledi.. Peygamberimiz üzerinde oturduğu sergiden kalkarak gelen misafiri oraya oturttu ve onu dinledi... İşte bu da tevazunun bir başka örneği. Mütevâzi insan; zenginleştikçe cömertleşen, makam ve mevkisi yükseldikçe insanlara kol, kanat geren, herkesi kucaklayan, bağışlayan, merhametli ve şefkatli insandır. Mütevazi insan; her zaman sevgi gönüllüdür, kibir, riya ve gösterişten uzaktır. Mütevâzi insan her türlü övgüyü ve teşekkürü yalnız Allah’tan bekler. Yaptığı her iyiliği her ibadeti, her davranışı O’nun rızası için yapar, sadece O’nun rızasını ve sevgisini kazanmak için yapar. İnsanlar teşekkür etsin veya hürmet göstersinler diye değil!.. Şunu iyi bilmeliyiz ki; Şeref; kibir ve gururda değil Tevâzudadır. Üstünlük; makam ve soyda değil, Tevâzudadır. Zenginlik; mal ve servet çokluğunda değil, Tevâzudadır. Tevazu ise insanı kötülüklerden ve hayasızlıklardan koruur onu sevgiye, iyiliğe,, cömertliğe, takvaya ve Cennete götürür. Rabbimizin bizden istediği de bu değil mi?. Bizim arzumuz da bu değil mi?. Öyleyse eğer gerçekten Allaha inanıyorsak, her zaman ve her yerde mütevâzi olalım, tıpkı örneğini gördüğümüz peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam gibi!.. İmanınız kavi ameliniz sâlih, ömrünüz feyizli ve bereketli olsun!

(muallimosman)

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar