Reklamı Geç
Muhtarın Yeri
Samandağ Hastanesi
Zeno Mobilya
Samandağ Hastanesi
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: muallimosman01@hotmail.com

MÜ’MİN KİBİRLİ DEĞİL TEVÂZU SAHİBİ OLMALI

 

MÜ’MİN KİBİRLİ DEĞİL TEVÂZU SAHİBİ OLMALI

 

Kur’an ahlâkının yaşanmadığı toplumlarda insanlar sahip olduğu maddi ve manevi şeylerle çok övünürler, büyüklenirler ve kibirlenirler. Kendilerini hep büyük ve üstün görürler.

Oysa kibirlenme ve büyüklenme; sevgiyi ve iyilikleri yok eden, insana birçok kötülükleri işleten, günahlar kazandıran Rabbimizin sevmediği ve men ettiği çok kötü bir huydur. Kibir İblisin vasfıdır. Bu nedenle Allah insanları şöyle uyarır: “Bana kulluk etmede kibirlenenler bilsinler ki, onlar alçalmış olarak Cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min-60) Kur’an ahlakının yaşandığı toplumlarda ise; insanlara huzur veren, sevginin, kardeşliğin, barışın, merhametin, şefkatin ve cömertliğin yeşerdiği, Rabbimizin sevdiği Tevâzu vardır.. Tevâvu: insanın imanında ve ibadetlerinde, söz ve davranışlarında Allaha ve insanlara karşı samimi, sade, zarif ve latîf olmasıdır, alçak gönüllü olmasıdır. Tevâzu; insanı kibirden ve büyüklenmekten ve birçok günahtan korur.. Tevâzu; Allaha iyi bir kul, insanlara iyi bir dost olmanın anahtarıdır. Tevâzu; Toplumsal barışın ve huzurun anahtarıdır. Cennete girmenin anahtarı da Tevâzudur. Tüm iyiliklerin anahtarı Tevâzudur. Yüce Allah Kur’anda: “Allahın o kulları yer yüzünde tevâzu ile yürürler.

Cahiller onlara sataştıkları zaman onlar sataşanlara; “Size selam olsun” derler.’ geçer giderler. (Furkan-63) buyurduğu gibi Tevâzulu insan, kendisine sataşanlara bile centilmence davranır. Karşısındaki insan zâlim ve kibirli de olsa, kendisi alçakgönüllü olur. İnsan kibir ve gururla büyük olmaz, tevâzusuyla ile büyük olur, erdemli olur. İnsan makam, mevki ve soyuyla üstün olmaz, tevazusuyla, takvasıyla üstün olur. İnsan mal, mülk ve servet çokluğuyla itibarlı olmaz, tevazusuyla, cömertliğiyle, sevgisiyle ve hoşgörüsüyle itibarlı olur. Bakın, Güneş yukarda olduğu halde Allah’ın ona vasfettiği tevâzu ile kâinatın her tarafını aydınlatıp ısıtmaktadır. Su yüksek dağlardan aşağılara doğru akarken tevazusuyla ve cömertliğiyle toprağa hayat ve bereket vermektedir. Toprak; tevazusuyla her varlığı kucaklamakta ve içinde barındırmaktadır. Bunlar Allah’ın bize ihsan ettiği birer tevâzu örneği nimetlerdir. İşte müslüman da Rabbimizin sevdiği ve öğütlediği güzel hasletlerden olan Tevâzuyu “Huy” edinmeli. O da Güneş gibi aydınlatıcı ve ısıtıcı, Su gibi bereketli ve şifalı, Toprak gibi merhametli müşfik ve kucaklayıcı olmalı. Müslüman böyle olursa hem insanlar nezdinde hem de Allah katında itibarlı ve değerli olur. Çünkü Allah tevâzulu olanları sever.

Peygamberimiz dalâlet içinde olan Tâiflileri Allah’ın dinine davet etmek, onlara islamı anlatmak ve hidayet yolunu göstermek için Tâif’e gittiğinde Tâifliler kibirlenerek peygamberimizi dinlemediler ve Ona inanmadılar. Geri dönüşte çocuklara peygamberimizi taşlattılar, gideceği yolun kumları arasına dikenli çalılar gömerek O mübarek insanın ayaklarını kan, revan içinde bıraktılar. Buna rağmen Peygamberimiz onlara kibirlenmedi, öfkelenmedi, kin beslemedi, beddua etmedi. Onlar için Allaha şöyle duâ etti: “Ey Allah’ım! Onlar hakikati bilmiyorlar. Onlara merhamet et! Onlara hakikati göster!” Yüce Allah’tan onlar için af ve hidayet diledi. Ve bir kaç sene sonra Allah’ın hidayetiyle Tâifliler Peygamberimize gelerek topluca İslama girdiler ve müslüman oldular. Peygamberimiz bir gün arkadaşlarıyla oturuyordu ve sohbet ediyordu. Öteden bir yabancı geldi. Peygamberimizle görüşmek istediğini söyledi.. Adam korkudan veya heyecandan titriyordu .Peygamberimiz ona şöyle dedi: “Korkma ben kral değilim. Ben kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının evladıyım.” Ve peygamberimiz üzerinde oturduğu hasırın üzerinden kalkarak gelen o yabancıyı oraya oturttu ve onu dinledi... Peygamberimiz her zaman mütevâzi bir insandı.

O, asla kibirlenmezdi. büyüklenmezdi. Herkesle selamlaşır, herkesle sohbet ederdi. Hastaları ziyaret ederdi, şifa dilerdi. Cenazelere katılırdı. Bir topluma girdiğinde ayağa kalkılmasnı istemezdi, boş bulduğu yere otururdu. Kendisinin aşırı şekilde övülmesini istemezdi ve şöyle derdi: “Hristiyanların Meryem oğlu İsâ’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” O elbisesini yamardı, eşine yardım ederdi. Onu süt sağarken gören çoktu. O çocuklarların arasına katılır onların oyunlarına iştirek ederdi, başlarını okşar, hediyeler verirdi. İşte size sevgili peygamberimizin hayatından güzel Tevâzu örnekleri. Güzel bir tevâzu ve ahlak örneği olan Lokman aleyhisselamın Rabbimizin vahyi ile oğluna yaptığı tevâzu ile ilgili şu öğüdü de bizler için bir tevâzu öğüdü olsun: “Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir!” (Lokman-19) Şunu da belirtelim ki, her şeyin aşırısı iyi olmadığı gibi tevâzuda da ölçülü olmak gerekir. Riyaya sebebiyet verecek şekilde aşırıya gidilmemeli, sözler ve davranışlar, ibadetler ve ameller tabii olmalı. Rabbimiz de böylesini sever. İşte, sevgili dostlar bizler de Tevâzu ile ilgili yukardaki güzellikleri huy edinelim ve güzel bir tevâzu sahibi olalım ki, Allahın rahmeti ve mağfireti ve lütfu bizlerin yanında olsun! Ömrümüz ve âhiretiimiz feyizli olsun! (muallimosman)

youtube

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT