KENDİNİ KURTARMANIN GÜCÜ
Sana zarar veren birini anlamaya çalışmak, her zaman erdem değildir.
Bazı insanlar, doğaları ya da seçimleri gereği incitir.
Bunu istemeden yapmaları, verdikleri zararı ortadan kaldırmaz.
Birisi seni kırdıysa, aldattıysa, ihanet ettiyse, onun korkularına, geçmişine
ya da nedenlerine çözüm aramak, senin iyileşmeni geciktirir.
Asıl soru, "Neden yaptı?" değil,
"Ben şimdi kendimi nasıl korurum?" olmalıdır.
Cevap aramak, yardım aramanın önüne geçtiğinde, acı derinleşir, zaman kaybedilir.
Herkes seni anlayacak kadar dürüst değildir, herkes zarar verdiğini kabul edecek kadar cesur değildir.
Bu yüzden, her yaraya açıklama gerekmez, her hikaye kapanış istemez.
Bazı ilişkilerde, ders olmak için yaşanır, sürünmek için değil.
Gerçek güç, seni incitenin karanlığında adalet aramakta değil, kendini seçip oradan uzaklaşabilmektedir.
Kendini kurtarmak, bencillik değil, hayatta kalmaktır.
Örneğin, tarlada eken tohumlar gibi, hayatımızda da bazı şeyler filizlenmeyebilir.
Ama bu, yeni tohumlar ekmemize ve tarlamızı yeniden canlandırmamıza engel değildir.
Aynı şekilde, seni inciten ilişkilerden uzaklaşarak, yeni ilişkiler kurabilir ve hayatını yeniden canlandırabilirsin.
Ya da, bir bahçeyi sularken, bazı bitkilerin solduğunu görürsün.
Onun yerine, solmanın nedenlerini düşünmek yerine, yeni bitkiler ekebilir ve bahçeni yeniden canlandırabilirsin.
Kendini kurtarmak, en büyük zaferdir. Kendini seçmek, en büyük cesarettir. Seni incitenlerden uzaklaşmak, en büyük özgürlüktür.
Sen, kendi hayatının kahramanı olmaya hak kazandın.
Kendi ayakların üzerinde dur, kendi yolunu çiz, kendi kaderini yaz.
Hayat, senin için büyük bir fırsat, onu değerlendirmek senin elinde.

























































Yorum Yazın