ÇOCUKLARIMIZI !!
EKRAN MI YÖNETİYOR?
Son iki üç gündür haberler aynı yerden vuruyor. Geçen yazıda “Okullara güvenlik şart” demiştik, “vurdum kırdın mı” diye sormuştuk. Cevabı ekran verdi.
Hem de avaz avaz.
Televizyonu açıyorsun, yemek programı. Sözüm ona yemek yapılıyor ama tencereden çok terbiye kaynıyor. Bağırmalar, aşağılamalar, masaya vurmalar… Usta öğretici olması gereken şef, yarışmacıya hakaretin kitabını yazıyor. Çocuk da karşısında. “Ustalık buysa ben de bağırırım” diyor içinden. Ekran terbiye vermesi gerekirken, terbiye sınırını siliyor.
Kanal değiştiriyorsun, bir yarışma. Ödül için insanlar birbirini küçük düşürüyor. Reyting uğruna mahrem kalmıyor, saygı kalmıyor. Orada hadsizliğin tanımı yapılıyor her akşam. Hem de prime time’da. Çocuk odasından duyuyor, salondan görüyor. Sonra biz “çocuğum neden böyle konuşuyor” diye şaşırıyoruz. Şaşırma. Ekran öğretiyor.
Sokağa çıkıyorsun, başka dert. Küçük çocukların elinde silah. Oyuncak deyip geçme. Belinde, cebinde, parka getiriyor. Oyun kurarken “seni vurdum” diye başlıyor cümle. Nereden öğreniyor? Diziden, yarışmadan, o yemek programındaki kavgadan. Ekran önce normalleştiriyor, sokak sonra oyuna çeviriyor. Oyuncak da olsa, bir çocuğun eline silah yakışmıyor. Etik değil. Pedagojik değil. Doğru değil.
Biz ne yapıyoruz peki? Çocuğu ekranın kucağına bırakıyoruz. “Ağlamasın da ne izlerse izlesin” diyoruz. “Yemek yaparken dursun da, kavga etsinler” diyoruz. Sonra o çocuk okulda arkadaşını yaralıyor. Yine şaşırıyoruz. Şaşırma. Tohumunu ekran ekti, biz suladık.
Ve okul… Hepimizin kalbi orada atıyor. Çünkü bu hafta okulda çocuklarımız öldürüldü. Çocuklarımız öldü. Öğretmenlerimiz öldürüldü. Sırada oturan, teneffüse çıkan, tahtaya bakan çocuklarımız vefat etti. Ders anlatan, nöbet tutan öğretmenlerimiz vefat etti.
O çocuklar hepimizin çocukları. O öğretmenler hepimizin öğretmenleri. Sadece bir ailenin değil, bu milletin evlatları toprağa düştü. Sadece bir okulun değil, hepimizin öğretmeni sustu.
Şu anda hastanelerde yaralı çocuklarımız var. Yoğun bakımda bekleyen evlatlarımız var. Yaralı öğretmenlerimiz var. Hepsine Allah’tan acil şifalar diliyorum. Dualarımız onlar için. Yatak başında bekleyen annelere, babalara sabır diliyorum.
Ekran bağırdı, sokak oynadı, okul ağladı. Zincir burada kırılmalı. Okulda kırılmalı. Çünkü okul son kaleydi. O kale düştüyse, hepimiz düştük.
Kumanda sende. Tercih sende. Vebal de sende.
Çocuklarımızı ekranlara teslim etmeyelim.
Çünkü ekranın öğrettiğini, okulun bahçesinde kanla ödüyoruz. Çocuklarımız öldü. Öldürüldü. Öğretmenlerimiz öldürüldü.
Uyuyamıyoruz.
Bu yazı nokta ile bitmeyecek.
Bu yazı bir yeminle bitecek:
Bir daha okuldan tabut çıkmayacak.
Çıkarsa hepimizden hesap sorulacak.
O kapıya güvenlik gelmeli, o sınıfa huzur gelecek.
Gelecek ki çocuklarımız sadece dersle, öğretmenlerimiz sadece zil ile uğraşsın.
Okullar yaşatmak için var. Öldürmek için değil.
Bunu unutanın kalemi de, ekranı da kırılsın.
Çocuklarımızı yaşatacağız.
Ekrandan uzak evde
























































Yorum Yazın