KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt
Lokman aleyhisselam hikmetli ve güzel sözleriyle insanlara şifa dağıttığı gibi şifalı bitkilerden ilaç yaparak da insanlara şifa dağıtırdı..
Bu özelliğinden dolayı insanlar Ona ‘Lokman Hekim’ de derlerdi. Rivayete göre birgün Hz.Lokmana tedavi etmesi için devamlı ‘Bal’ yiyen ve Baldan başka bir şey yemeyen bir çocuk getirirler. Lokman aleyhisselam onların derdini dinledikten sonra şöyle dedi: “Şimdi siz gidin, kırk gün sonra gelin!” Çocuğun ailesi çocuklarını alırlar giderler ve kırk gün sonra tekrar gelirler. Lokman Hekim, çocuğa şöyle der: “Bak evladım, insan; Bal yemeden de yaşar. Balın azı faydalı, çoğu ise zararlıdır. Günde bir küçük kaşıktan fazla yeme. Bu söylediklerimi dene, bak göreceksin daha sağlıklı olacaksın!” Bu sözlerden sonra çocuğun ailesi biraz öfkeli, biraz da kızgın olarak Lokman Hekime şöyle derler; “Şimdi sen, kırk gün önce geldiğimizde sadece bu sözleri söylemek için mi bize; “Şimdi gidin kırk gün sonra gelin!” dedin? Bu sözleri o zaman söylesen olmaz mıydı? Hz. Lokman aileye döner ve yine şöyle der: “Şimdi siz gidin, bu dediklerimi uygulayın ve kırk gün sonra tekrar gelin!” Çocuğun ailesi biraz öfkeli, biraz da kızgın, Lokman Hekime şöyle der: “Şimdi sen bize yine diyorsun ki; “Şimdi gidin, kırk gün sonra yine gelin. Sen başka bir şey bilmezmisin. Bu nasıl hekimlik böyle?. Lokman aleyhisselam der ki; “Bunun cevabını inşaallah kırk gün sonra geldiğinizde vereceğim. Siz şimdi gidin dediklerimi uygulayın!” Onlar giderler, Lokman Hekimin dediklerini uygularlar ve kırk gün sonra tekrar gelirler. Lokman aleyhisselam, onlara sorar; “Nasıl, çocukta bir düzelme oldu mu?” Onlar; “Evet çocuğumuz devamlı Bal yemeyi terk etti.. Bu nasıl oldu? Biz anlayamadık.” Lokman aleyhisselam aileyi ayrı bir kenara çekti ve şöyle dedi: “Siz ilk geldiğinizde çocuğunuza bir tedavi tavsiyesinde bulunamadım. Çünkü, ben de her gün fazlaca Bal yiyordum. Bu nedenle ilk gelişinizde size kırk gün süre verdim ve o kırk gün içinde o tavsiyeyi ilk önce ben kendimde uyguladım ve anladım ki; “İnsan, az bal yiyerek daha sağlıklı oluyor. Ve tavsiyemi ona göre yaptım. Bak, tavsiyem işe yaramış ve çocuğunuz şifa bulmuş! Öyle değil mi! İnsan vereceği öğüdü, yapacağı tavsiyeyi önce kendi yaşamalı!” Bu kıssadan alınması gereken ders budur işte.
Bir insan, ister hekim/doktor, ister âlim, ister başka ünvanlı biri olsun; Eğer bir insan, birine herhangi bir konuda bir tavsiyede, öğütte bulunacaksa o şeyi önce kendisi yapmış, yaşamış ve faydasını görmüş olmalı ki, söylediği sözün ve yaptığı tavsiyenin faydası olsun. Yukardaki olayda Hz.Lokmanın, hasta olan o çocuğa verdiği öğüdü önce bizzat kendisi denemiş, yaşamış ve faydasını gördükten sonra tavsiyesini yapmış.. Burdan şunu anlıyoruz; insan birine öğüt verecekse, o öğüdü önce kendi nefsinde yaşamış ve faydasını görmüş olmalı ki, verdiği öğüt faydalı olsun... Yoksa yaşanmayan yalın öğütlerin bir faydası olmaz. Allah bu konuda insanları şöyle uyarır: “Ey iman edenler! siz kendiniz yapmadığınız şeyleri başkalarına ne diye söylüyorsunuz/öğütlüyorsunuz? Kendiniz yapmadığınız şeyleri başkasından istemeniz Allah katında büyük azab gerektiren bir iştir.” (Saf-2,3) Biliniz ki, her Anne-Baba veya her mü’min başkasına vereceği öğüdü veya tavsiyeyi önce kendi nefsinde yaşamış olmalı.. Günümüzde pekçok insan görürsünüz ki, onlar, başkalarına kulaktan duyma bol bol güzel öğütler verir, güzel mesajlar gönderir, ama kendisi o öğütlerin çoğunu nefsinde uygulamaz. Yani verdiği öğütleri kendisi yapmaz, Öyle olunca da verilen öğütlerin ve vaazların pek faydası olmuyor. Bu konuda Rabbimiz Allah bizleri şöyle uyarmaktadır: “Siz Kitabı (Kur’anı) okuduğunuz hâlde, insanlara iyiyi/iyiliği öğütleyip de kendinizi unuturmusunuz. Yoksa siz, bunun yanlış olduğunu bilmiyormusunuz? (Bakara-44) Bu bağlamda başkasına öğüt verip de verdiği öğütlere kendisi uymayanlar bilsinler ki, öyle öğütler insanlara fayda vermez. Bununla ilgili güzel bir atasözü var: “Ele verir talkını (öğüdü) kendi yutar salkımı. (haram lokmayı)
Eğer insanlar/müslümanlar yaşadıkları toplumda huzur ve barış istiyorlarsa, dostluk ve kardeşlik istiyorlarsa, iyilik ve şifa görmek istiyorlarsa, Fazilet ve Takvâ arıyorlarsa; Lokman aleyhisselam gibi öğütleri önce kendisi yaşamalı. Lokman aleyhisselamın, oğluna ve diğer insanlara verdiği öğütlerin tamamı Lokman aleyhisselamın hayatında bizzat yaşadığı ilahi ahlak ilkeleriydi... Bu nedenle onun verdiği öğütler şifa oluyordu. Sevgili dostlar, verdiğimiz öğütlerin ve tavsiyelerin tesirli ve etkili olmasını istiyorsak, o öğütleri önce kendi nefsimizde yaşayalım.
Sonra öğüt verelim.
Biliniz ki, eylemli öğütler, yani uygulamalı öğütler, sözlü öğütlerden daha etkili, daha tesirli ve daha feyizli olur. Unutmaayın! Kır Atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan. Üzüm üzüme baka baka kararır, tatlanır.
(muallimosman)

























































Yorum Yazın