Reklamı Geç
akabe iş ilanı
Vakıf Katılım
Vakıf Katılım
Marina
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

'ASHABI SUFFA' NEDİR BİLİR MİSİNİZ

“ASHABI SUFFA” NEDİR BİLİR MİSİNİZ

 

Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra (miladi 622) Medine’de yaptığı önemli işlerden biri ibadet için bir Mescid yaptırmak oldu. Akabinde bu Mescidin avlusunun giriş kısmına avlu duvarına bitişik olarak üstü hurma dallarıyla örtülü bir gölgelik yaptırdı. Peygamberimizin bundan amacı; Gerek Mekke’den gelen ve gerekse Medine’de bulunan evi olmayan fakir, yoksul ve kimsesizlerin burada kalmalarını ve barınmalarını sağlamaktı. Ayrıca okuma yazma bilmeyenlere burada okuma yazma öğretmekti. Öyle de oldu. İşte, yazımıza konu olan “Suffa” burasıdır. Burada kalanlara “Ashabı Suffa” denirdi. ve tarihe de böyle geçti.

Ashabı Suffanın sayısı zaman zaman değişse de sayıları 300 - 400 civarında olurdu. Bunların yemesi-içmesi Peygamberimizin ve müminlerin yaptığı yardımlarla karşılanırdı. İçlerinde çalışabilenler de vardı çalışamayanlar da! Bunlar zamanlarının çoğunu tesbihatla, zikirle, Kur’an okumakla ve Kur’anın hükümlerini ve hikmetlerini öğrenmekle geçirirlerdi. Peygamberimizin hadislerini tezekkür ve tefekkür ederek geçirirlerdi. Tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilmî çalışmalar yaparlardı. Burası âdeta yatılı bir “Eğitim Merkezi”ydi. İsteyen herkes bu Eğitim halkasına katılabilirdi. Mesela Hz.Ömerin oğlu Abdullah bunlardan biriydi. Peygamberimiz dışarıdan gelen heyetlerle ve elçilerle de çoğu kez burada görüşürdü. Burada birçok Hâfız, Fâkih, Müfessir ve Muhaddis yetişmiştir. Tefsir, Hadis ve Fıkıh ilimlerinde isimlerini sık sık duyduğumuz; Abdullah bin Mesûd, Ebu Hureyre, Abdullah b. Ömer, Said el Hudrî, Bilali Habeşî, Ammar b.Yasir, Selmâni Fârisî.. bunlardan bazılarıydı. Peygamberimiz burada yetişen ilim ve fazilet sahibi sahabelerden pek çoğunu civardaki kabilelere göndererek onlara islamı ve güzel ahlakı öğretirdi. Onlar Eğitim ve ilmin öncüleriydi! Hem öğrenirlerdi hem de öğretirlerdi. Rabbimiz Allah Kur’anda buyuruyor ya: “Sizden, hayra-hakikate çağıran, iyiliği öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir gurup bulunsun! İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Âli imran-104) İşte onlar böyleydi! İşte bir toplumda bu düşüncede insanlar olursa ve bu sayı çoğalırsa o toplum; bilgili, kültürlü, ahlaklı, medenî ve müreffeh olur. Bu bağlamda peygamberimizin oluşturduğu ve tarihe “Asrı Saadet” olarak geçen “Saadet toplumu” bu modelle oluşmuştu!

Onların aç ve susuz kaldıkları günler de olurdu. Onlar bu halleriyle bile bu ilim ve irfan meclisini terk etmezlerdi. Bu huylarından dolayı Peygamberimiz “Suffa Ashabı”nı çok severdi ve onları överdi. Kendisi de boş zamanlarında onlarla beraber olurdu.O halkaya katılırdı. Burada insanların sorunlarını dinler, cevaplar ve çözümler bulurdu. Peygamberimiz bir gün mescide girerken orada Allahı tesbih eden ve tefsir çalışması yapan iki gurup insan gördü. Peygamberimiz yanındakilere o iki gurubu göstererek şöyle dedi: “Bunların ikisi de hayır üzeredir.” Sonra ikinci gurubu (tefsir çalışması yapanları) işaret ederek “Onların yaptığı ise diğerinden daha faziletlidir. Çünkü onlar Kur’anın hakikatini öğreniyorlar.” dedi. Onlar boş zamanlarını Peygamberimizin yanında geçirirlerdi, Onun feyiz ve ahlakından istifade ederlerdi. Ondan öğrendikleri vahiyleri ve hadisleri ezberlerler ve diğer mümin kardeşlerine aktarırlardı.. Yaptıkları tefsir ve hadis çalışmalarıyla Kur’anın hükümlerinin ve Rabbimizin öğütlerinin, peygamberimizin hadislerinin ve örnek ahlakının müslümanlara ve sonraki nesillere aktarılmasında, Ashâbı Suffa’nın müstesna bir yeri vardır. Onlar tüm insanlığa örnek olacak güzel ve feyizli bir ‘İlim Meclisi’ oluşturmuşlardı. Bu Eğitim modeli Peygamberimizin vefatından sonraki nesillerde de zamanın şartlarına göre bilim alanı Tarih, Coğrafya, Matematik, Fen, Astronomi.. v.s. gibi ilim dallarıyla genişletilerek devam etti. Eski tarihi camilerin birçoğunda bunun izlerini görürsünüz. Şu anda bu yazıyı kaleme aldığımız bölgede ecdadımızın yaptırdığı Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesindeki Selimiye camiini ve Antakya Ulu Camiini gezerseniz bu örneğin izlerini görürsünüz. Bakınız tarihe Müslümanların ilimde ve medeniyette zirve yaptıkları zamanlarda müslümanların ilim, kültür ve medeniyet modeli hep böyleydi. “Okumak, öğrenmek ve öğrenilen faydalı şeyleri birbirleriyle paylaşmak!” Ne zaman ki müslümanlar bu modeli terkettiler, ilim ve hikmetten uzaklaştılar, dünyanın ve nefislerinin kulu olmaya başladılar, işte o zaman medeniyette ve müslümanlakta geri kaldılar.. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki; bir toplum için din ne kadar lüzumlu ise, hayat ne kadar lüzumlu ise ilim de o kadar lüzumludur. İşte, Ashabı Suffa buna güzel bir örnektir. İşte, günümüz müslümanları bu ihmalin sıkıntısını yaşamaktadır!. Dün olduğu gibi bugün de “Ashabı Suffa” gibi imanın, ilmin, irfanın, ahlakın, edep ve âdâbın öncülerine ihtiyacımız var. İmanınz kavi, ilminiz faydalı, ameliniz sâlih, ömrünüz sağlıklı, huzurlu feyizli ve bereketli olsun!. Cumanız hayırlara vesile olsun! (muallimosman)

Kapan

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Bre Ciğerim