İHLASIN OLMADIĞI YERDE HAYIR VE FAYDA OLMAZ
Büyük bir imanî ve insani çöküntünün yaşandığı günümüz dünyasında nefsani arzuların ön plana çıktığını, aşırı hırs ve isteklerin insanı çılgınlaştırdığını, bireysel çıkar ve menfaatlerin her şeyin önüne geçtiğini görürsünüz. Kibir ve gururun aklın önüne geçtiğini, kin, öfke ve düşmanlıkların azgınlaştığını, düşmanca bakış ve davranışların çoğaldığını, duygu ve düşüncelerin kaba ve saygısız sözlerle ifade edilir hale geldiğini, kavga ve cinayetlerin günlük olaylar haline geldiğini, insanların doyumsuzlaştığını ve sorumsuzlaştığını ibretle görmektesinizdir. Bütün bu ve benzeri olumsuzlukların en önemli nedeni; insanların “ihlas” ilkesinden ayrılmalarıdır. Çünkü, içinde ihlas olmayan hiçbir iş ve eylem söz ve davranış insana ve insanlığa fayda ve refah sağlamaz. Huzur ve saadet getirmez. İnsan, elde ettiği güç ve servetle belki çok lüks ve çok görkemli, gösterişli bir hayat yaşayabilir, ama, ihlas olmadan yaşanan bir hayatta insan, asla gerçek huzuru ve gerçek saadeti bulamaz. Çünkü, ihlas’ın olmadığı yerde; hayır ve huzur olmaz. Orada; insanı fesada ve kötülüklere sürükleyen riya, kibir, kin, hased, gıybet, yalan, iftira, dedikodu, doyumsuzluk, israf, kul hakkı ihlali, şiddet, zulüm gibi Allah’ın razı olmadığı haram kıldığı pek çok kötülükler bulunur. .
Pekî ihlas nedir?. İhlas; Yapılan tüm işlerde. söz ve davranışlarda, ibadetlerde Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu gözetmektir. Her iş ve davranışta Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu ölçü almaktır. Yani Allah’ın razı olacağı şekilde iş yapmak, razı olacağı şekilde yaşamaktır!.. Allah’ın razı ve hoşnut olacağı işlere yönelmektir. Yapılan her ibadet ve davranışta öncelikle Allah’a karşı dürüst ve samimi olmaktır. Allah’ın razı olmadığı ve rıza göstermediği şeylerden uzak durmaktır. İhlas; müslümanı Allah’ın rızasına uygun olmayan dünya tuzaklarından koruyan bir kalkan olduğu gibi insanı iyiliğe ve fazilete yönlendiren, insana dünya ve ahret mutluluğunun kapısını açan rahmani bir haslettir. İhlas; insanı doğru istikamette ve güzel ahlakta daim ve üstün kılan erdemli bir haslettir. Zira, fazilet ondadır, cömertlik ondadır, sevgi ve saygı ondadır. Şefkat ve merhamet ondadır. Hoşgörü ve güler yüz ondadır. Güven ve huzur ondadır. Arkadaşlık ondadır, dostluk ondadır. Hidayet ve fazilet ondadır. Çünkü, onda Allah’ın rızası, rahmeti, mağfireti, bereketi ve ihsanı vardır. Bir işte “İhlas” varsa, yani Allah rızası varsa o iş değerlidir ve faziletlidir. Biliniz ki, yapılan bir işi herkes beğeniyor alkışlıyor da Allah beğenmiyorsa, razı olmuyorsa veya razı olmadığı iş ise, o işte ihlas yok demektir. Dolayısıyla yapılan o tür işlerin Allah katında hiçbir değeri ve kıymeti yoktur. O tür işler insana bir fayda ve hayır da getirmez!.. Biliniz ki, ihlasın olmadığı yerde felaket, hüsran, zarar ve iflas mukadderdir. Bir kimse: “Beni Müslüman bilsinler ve bana iyi davransınlar” düşüncesiyle namaz kılıyorsa, o namazın Allah katında hiçbir değeri olmaz. “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar namazlarında gösteriş yaparlar…” (Maun-4,5,6) Yine bir kimse “Beni cömert bilsinler” diye iyilik yapıyor ve yardımda bulunuyorsa onun da bir değeri ve feyzi yoktur. "Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde azıcık toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir yağmurun cascavlak hale getirdiği o kayalığın durumu gibidir. Böyleleri kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler.." (Bakara-264) Ama, yapılan şeyler: ister dünyevî olsun, ister uhrevî olsun, eğer ihlasla yapılıyorsa, o şeyler Allah katında değerli ve feyizlidir. Mükafatını da Allah fazlasıyla verecektir. Zira Allah, ihlasla yapılan hiçbir ameli karşılıksız bırakmaz. Allah Kuranda şöyle buyurur: “Kim Allah’a güzel bir şeyi ödünç verirse (güzel ve ihlaslı bir iyilik yaparsa) Allah karşılığını fazlasıyla verir. Ayrıca onun için güzel bir de mükafat vardır.” (Hadid-11) Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Bazen bir dirhem, yüzbin dirhemi geçer.” Bunun anlamı şudur; ihlasla yapılan az bir hayır/iyilik Allah katında ihlassız yapılan çok hayırdan, sadakadan kat kat üstündür. Çünkü Allah’a ulaşacak olan; yapılan iyiliğin, yardımın veya ibadetlerin çokluğu değil, onlardaki takva ve ihlastır. Bu konuda Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur: “Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ulaşacak olan yalnızca sizin takvanızdır.” (Hac -37) Mü’min eğer ibadetlerinin makbul, amellerinin feyizli ve bereketli olmasını, ömrünün huzurlu, feyizli ve faydalı olmasını, ahiretinin de kurtuluş ve saadet olmasını istiyorsa, yani Cennet saadetini istiyorsa, her işinde ihlaslı olmalı.
Çünkü, ihlasın olmadığı yerde hayır, bereket ve fayda olmaz!
























































Yorum Yazın