Reklamı Geç
Güneyler
Antakya Kuru Temizleme
Ceviz Ticaret
Lufian
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

İMAN ve İSLAM

İMAN ve İSLAM

 

Dini anlamda iman ve islam kavramlarının değişik tanımları yapılmıştır. En kısa ve öz tanımlarını şöyle yapabiliriz. İman: Allah’ın din adına kitap ve peygamberle gönderdiği vahiylerin tümüne inanmak ve onları kalben ve lisanen tasdik etmektir. İnanılması gereken şeylere kalbiyle inanan ve diliyle tasdik eden kimseye “Mümin” denir. Dinin uygulanmasına da “İslâm” denir. (ibadetler, hükümler ve salih ameller gibi) Dinin emir ve yasaklarını, öğütlerini ve hükümlerini uygulayan ve yaşayan kimseye ise “Müslüman” denir. Aslında iman ve islam, mümin ve müslüman birbirini tamamlayan kavramlardır. Yani imansız islam olmaz islamsız da iman olmaz. Bir insan iman ve islamı hayatına ne kadar uyguluyorsa, yansıtıyorsa o kimsenin imanı ve müslümanlığı da o kadardır. Bazı dini kitaplarda yer alan imanın altı şartı ve islamın beş şartı olarak ifade edilen ilkeler; İslam dininde yer alan iman ve islam ilkelerinin önemlilerinden sadece bir kaçıdıdr. İmanın da islamın da şartları ve ilkeleri pek çoktur. Mesela Allaha inanmak da imanın şartıdır, israfın haram olduğuna inanmak da imanın şartıdır. Namaz kılmak da islamın şartıdır, anne ve babaya itaat etmek de islamın ve imanın şartıdır. Bu bağlamda diyebiliriz ki; dinimizdeki hükümlerin emirlerin ve yasakların tamamı İman ve İslamdır. Allahın gönderdiği tüm emir ve yasaklar ve hükümler, ibadetler ve öğütler imanın ve islamın esaslarıdır. Onlardan birini inkar insanı küfre götürür. Birini terk etmek veya ihmal etmek insanı günaha ve Allahın azabına ve cehenneme götürür. Bu nedenledir ki, iman ve islamdan birini inkâr diğerini de inkar anlamına gelir, birini ihmal diğerini de ihmal anlamına gelir. Ama şunu söyleyebiliriz islamın güzel bir şekilde yaşanabilmesi için mutlaka güçlü ve temiz bir imana sahip olmak gerekir. Bu bakımdan iman önce gelir. Çünkü bazı insanlar vardır ki, yaptıklarıyla müslüman gibi görünürler ama onların kalblerinide ya iman yoktur ya da imanları hastalıklıdır. Bunu Rabbimiz Kur’anda bir örnekle şöyle haber verir: “Araplar: 'İman ettik' derler. De ki: 'Siz iman etmediniz. Ancak 'müslüman olduk' deyin. iman henüz sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve peygamberine uyarsanız O sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah bağışlayandır, rahmet edendir.” (Hucurat-14)

İman kalb ile olur. İslam ise kalbdeki imanın tezahürü ile olur, yaşanmasıyla olur. Bu da ibadet ve sâlih amellerle olur. Güzel ahlak ile olur. Rabbimizin ölçüsü de budur. Bu konuda Rabbimiz Allah şöyle buyurur: “İman edip sâlih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet konaklarına yerleştireceğiz. Sâlih amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir .” (Ankebut-58) Bu bağlamda insanın yaptığı ibadetler, sâlih ameller ve güzel ahlakı; o insandaki imanın ve islamın şahididirler. .

Bazı âlimlerin yaptığı benzetmede olduğu gibi Din insanları aydınlatan ve doğru istikamete götüren bir kandil gibidir onun enerjisi imandır, ışığı da islamdır. O enerjiyi ve ışığı dış etkenlerden koruyan ve güçlendiren ise İbadetler ve sâlih amellerdir. Nasıl ki, Fânusu ve ışığını rüzgardan ve dış etkenlerden korumak için onun bir kabı ve camı varsa, insanın dünya ve ahret ışığı olan imanı ve islamı dış etkilerden koruyan da ibadetler ve sâlih amellerdir. Bazıları da Dini bir ağaca benzetirler; ‘Onun kökü imandır, gövdesi, dalları, yaprakları ve meyvesi ise islamdır. ibadetler ve sâlih ameller ise kökü ve gövdeyi besleyen, güçlendiren ve bereketlendiren gıdalardır. Eğer bir insan imanı ve islamı hayatına ve hayata doğru olarak yansıtabiilyorsa o kimse gerçek mümin ve gerçek müslümandır. Şâir Namık Kemal’in: ”Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Dediği gibi. Aksi durumlarda o kimsenin imanında ve müslümaanlığında bir sıkıntı var demektir!. Böyle durumlarda mümin Nefis muhasebesi yapmalı, yani imanını ve müslümanlığını test etmelidir. Gerçek mümin ve gerçek müslüman; dinin ilkelerini ve hükümlerini hayatına en iyi şekilde uygulayandır. Yaptığı salih amellerle kendisini ve çevresini feyizlendirendir, islamın nurlu ışığıyla çevresine ümit, merhamet, iyilik, huzur ve güven sunabilendir. Sözlerimizi peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın iman ve islamla ilgili şu hadisleriyle bitirelim: “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyleri diğer din kadeşleri için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş olmaz..” - “Müslüman o kimsedir ki, insanlar onun elinden ve dilinden emindirler, güvendedirlr.” - “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbiirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” İmanınız kavi, ibadetleriniz makbul, ameliniz sâlih, ömrünüz, sağğlıklı, feyizli ve bereketli olsun! (muallimosman)

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Abone Ol HİT