Reklamı Geç
Bizim Kebap
Lufian
Bizim Kebap
Antiochia Gurme
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: muallimosman01@hotmail.com

“İMAN” YAŞANIRSA GÜZEL VE FEYİZLİDİR

 

“İMAN” YAŞANIRSA GÜZEL VE FEYİZLİDİR

 

“İman” Cenâbı Allah’ın isteyen her kuluna ihsan ettiği ilahi bir nimettir..

Ve “La ilahe illallah Muhammedün Rasülullah” diyen herkes bu nimete sahip olur ve “Mü’min” sıfatını alır ve imanın hidayet kapısından girerek, saadet ve kurtuluş yolunda ilk adımını atmış olur. Hidayetin, huzurun, barışın, güvenin ve saadetin anahtarına sahip olur. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “İman edip salih ameller işleyenler cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara-82) müjdelediği gibi cennete giriş anahtarına da sahip olur. Ancak bu imanın Cennet kapısını açabilmesi için onun iyi muhafaza edilmesi gerekir. Bunun için de insanın temiz bir kalbe ve feyizli bir imana sahip olması gerekir. Allah’a iman edip “mü’minim” demek ilahi bir lütuf ve eşsiz bir güzelliktir. Ama, o imanı yaşayarak ve yaşatarak güzelleştirip, güçlendirip, sağlam ve güçlü bir şekilde feyizli kılmak en güzelidir. Onun semeresini en güzel şekilde görebilmek en güzelidir.

Bu da ancak; imanı gereği yaşamak ve yaşatmakla mümkün olur.

Allaha inanan bir müslümanın, bir müminin yalnızca “inandım” demesi yetmez. İmanın ilkelerini samimi olarak yaşaması da gerekir. Yani Allah’ın emir ve yasaklarına, öğütlerine uyması gerekir. Bu bağlamda İman; dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve azalarla yaşanarak hayat bulan ilahî bir zenginlik olur. Aksi halde iman, her an tehlikede demektir!.. Çünkü, müslümanların çoğu imanı gereği gibi yaşamadıkları için gerçek huzuru ve gerçek barışı bulamamaktadırlar. Bu nedenle Allaha inanan her insan; imanını bozmadan en güzel şekilde yaşamalı, imanını güzelleştirmeli mükemmelleştirmeli ve feyizlendirmelidir. Eğer insan; “Allaha inandım” deyip de hiçbir şey yapmazsa, “Benim çook tarlam var.” deyip de tarlayı imar etmeden, tarlaya tohum atmadan veya bahçesi olup da ağaçları sulamadan gübrelemeden ve haşerelerden korumadan iyi bir ürün bekleyen çiftçiye benzer ki, bu aldanmaktan başka bir şey değildir. İman da böyledir.Mü’min eğer imanının semeresini görmek istiyorsa, feyizli ve bereketli kılmak istiyorsa yukarda da ifade ettiğimiz gibi onu gereği gibi yaşamalı ve yaşatmalıdır. Tehlikelere karşı korumalıdır.

Bu bağlamda her iyilik, her güzel söz ve her güzel davranış, her güzel ibadet, her güzel amel, yani sâlih amel; imanı güzelleştiren, güçlendiren ve feyizlendiren zenginliklerdir. değerlerdir İmanı feyizli kılmanın bir yolu da; mü’min imanını her türlü şeytani ve nefsani tuzaklara karşı korumalıdır. Çünkü her kötülük, her kötü söz ve davranış, her azgınlık; insanın imannı zayıflatan ve hatta Allah korusun kişiyi imansız hale getiren tehlikeli birer tuzaktır. Meselâ, kötü, çirkin ve haram sözler; imanın nurunu söndüren ve kalbi karartan kötü bir huydur. Faydalı ve edepli olan her güzel söz ve davranış ise; imanın derecesini yücelten ve nûrunu artıran güzel bir davranıştır. insanların malını haksız yere yemek, rüşvet, hırsızlık, gıybet, dedikodu, hile, zulüm,. gibi bazı kötü davranışlar; imanın gücünü azaltan ve nûrunu söndüren kötü birer amel iken, iyilik ve yardım imanı güçlendiren birer sâlih ameldir. Kibir, gurur ve haset; imanı kirleten ve karartan birer kötü huy iken, doğruluk, dürüstlük, tevâzu, cömertlik, merhamet ve hoşgörü; imanı nurlandıran ve güçlendiren birer güzel huydur. İbadetler, tesbihatlar ve duâlar ise imanı feyizlendiren manevi gıdalardır.

Kalplerde bulunan iman; ibadet ve salih amellerle nurlanır, kötü ve çirkin amellerle, haram ve günahlarla da kirlenir, paslanır, kararır ve zamanla çürür gider. Tevbe ile temizlenen ve sâlih amellerle ve ibadetlerle nûrlanan kalpteki iman; her zaman güzel ve feyizli olur. Amelsiz ve ibadetsiz iman; en ufak bir rüzgarla sönen cam fânusu olmayan fener gibidir. Nasıl ki; cam fanus lambanın ışığını rüzgardan ve yağmurdan koruyorsa, İbadetler ve sâlih ameller de; insanın imanını küfürden ve günahlardan korur!. Sâlih amel ve ibadetlerle korunan ve güçlenen imana şeytan ve nefis asla zarar veremez!.. İmanı güçlü olan insan; yaprağı hiç dökülmeyen çam ağaçları gibi canlı olur. Fırtınalara, yağmurlara, soğuklara aldırmayan çınar ağacı gibi sağlam olur. Cümle âlemi aydınlatan güneş gibi nûrlu olur. Çağlayan sular gibi coşkulu ve şifalı olur. Verimli topraklar gibi bereketli olur. İşte, mü’min imanını gereği gibi yaşamalı ve yaşatmalı ki, imanı nurlu güçlü, güzel ve feyizli olsun. İmanı hem kendisine hem de yakınlarına faydalı olsun. Dünyası da âhireti de huzur ve saadet olsun! “İman edip sâlih amel işleyen, namazı dosdoğru kılıp zekâtı verenler yok mu, işte onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir.” (Bakara-277) (muallimosman)

Antikya

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Tosthane