İNSAN, SECİMLERLİ KADAR İNSANDIR
İnsan kendini en çok seçimleriyle, sevgisiyle ve vicdanıyla ele verir.
İnsan ne yerse onun kokusunu taşır, ne okursa onu konuşur, kimi severse gönlünü ona göre büyütür. Çünkü insanın kim olduğunu anlamak için söylediklerinden çok, yaşadıklarına ve yaşattıklarına bakmak gerekir.
Bir insanın kişiliği bazen kitaplığında, bazen müzik arşivinde, bazen de en zor anında verdiği kararda saklıdır. Ne dinlediği, neye güldüğü, neye üzüldüğü, kimi sevdiği ve nasıl sevdiği, onun dünyasından izler taşır.
Ancak insanı asıl ele veren, kimsenin görmediği yerde yaptıklarıdır.
Adalet, en güçsüzün hakkını koruyabildiğimizde anlam kazanır.
Merhamet, yalnızca sevdiklerimize değil, yardıma muhtaç bir canlıya da gönlümüzü açabildiğimizde gerçek olur.
Yağmur altında titreyen bir kediyi gördüğümüzde içimiz sızlamıyorsa, başkalarına anlattığımız sevgi ve merhamet sözlerinin bir anlamı kalmaz.
Herkes doğduğu toprağı sever. Ama insanın memleketine olan bağlılığı, o topraklar zor günlerden geçerken belli olur.
Uzakta yaşayan birini hatırlamak, hiç tanımadığımız bir insanın acısına ortak olmak, komşumuzun derdiyle dertlenmek de insan olmanın gereğidir. Çünkü sevgi, yalnızca yakınımızdakilere duyduğumuz bir his değil, bütün insanlığa karşı taşıdığımız bir sorumluluktur.
İnsan, çevresiyle güçlenir; uzattığı ellerle dostluklar kurar. Dostluk, yalnızca güzel günlerin hatırası değil, karanlık zamanlarda birbirine ışık olabilmektir.
Aile bağlarımız ise hayata tutunduğumuz en kıymetli dayanaklarımızdandır. Sevdiklerimize ayırdığımız zaman, onlara gösterdiğimiz ilgi ve sevgimizi ifade etme biçimimiz de nasıl blr insan olduğumuzu belirler.
Bizi biz yapan, yalnızca gördüğümüz iyiliklere verdiğimiz karşılık değildir. Bazen haksızlığa uğradığımızda gösterdiğimiz sabır, bazen kötülüğe rağmen koruduğumuz nezaket, bazen de kimse bilmeden yaptığımız bir iyilik, karakterimizin en açık göstergesidir.
İyilik, alkışlandığında değil, kimsenin görmediği ve gizli kaldığında da devam edebiliyorsa değerlidir.
Unutmayalım ki insanın büyüklüğü sahip olduklarıyla değil, başkalarına hissettirdikleriyle ölçülür.
Bir insanın gerçek zenginliği, kaç kişiye faydasının dokunduğunda, kaç gönülde güzel bir iz bıraktığında saklıdır.
Ve bütün bu seçimlerin merkezinde vicdanımız vardır. Çünkü vicdan, insanın kendi kendisiyle baş başa kaldığında da doğruyu görebilmesidir.
İnsan, başkalarına anlattığı hikâyeden çok, kendi vicdanında yaşattığı hayatın sahibidir.
Sonuçta hepimizin etrafında dönen bir dünya var: Kendi vicdanımız. O dünyanın içinde yaşattığımız her duygu, söylediğimiz her söz ve attığımız her adım, karakterimizin hikâyesini yazıyor.
Her şey bütünün hayrına olsun.
Eyvallah.
























































Yorum Yazın