Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Yükseliş Koleji
Zeno Mobilya
Altıneller Vestel
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

Sağlamım Diye Kibirlenmeyin

HAYAT BİR İMTİHANDIR

SAĞLAMIM DİYE KİBİRLENMEYİN ENGELLİYİM DİYE KEDERLENMEYİN

MERHAMETLİ, MÜTEVÂZİ, SABIRLI VE ŞÜKREDİCİ OLUN

İnsanlar, yaratılış bakımından birbirinden farklı yaratılmışlardır. Tenlerine baktığımızda; kimimiz beyaz tenli, kimimiz buğday tenli, kimimiz siyah tenliyiz. Kimimiz doğuştan, kimimiz sonradan olmak üzere bazı hastalıklara ve sakatlıklara maruz kalmaktayız. Ama hepimiz insanız ve Allah’ın kullarıyız… Bedensel ve fiziksel farklılıklar Allah katında ne bir üstünlüktür ne de bir yerginliktir. Ama Allah katında üstünlük; imandan sonra güzel ahlak ve sâlih amel ile elde edilen Takvâ’dır. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: ”Allah sizin görüntünüze ve mallarınıza bakmaz, amelinize ve takvanıza bakar.” Bu bağlamda insan için önemli olan bedeni vasfı değil, imanı, ahlakı ve Allah için yaptığı güzel ve faydalı (sâlih amel) işlerdir. Bunun içindir ki, Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “O Allah, hanginizin daha güzel işler işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk-2) Bu bağlamda insanlarla olan ilişkilerimizde onların bedeni vasıflarına, veya zenginliklerine veya makamlarına bakarak değil onların iyi ve güzel yönlerini, yaptıkları güzel ve faydalı işleri görerek değerlendirmeliyiz. ve dostluğumuzu ve kardeşliğimizi bu şekilde ikame etmeliyiz. Başkalarını kusurlarından dolayı hor görmek ve onları dışlamak, onlardan uzak durmak Allah’ın razı olacağı bir davranış değildir.. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Bir müminin, din kardeşini küçük ve hor görmesi günah olarak ona yeter.” Bu bağlamda engelli ve mağdur olanlarımızı kendimizin bir parçası olarak görmeliyiz ve onları da diğer tüm sevdiklerimiz gibi Allah için sevgi ve şefkatle sevmeliyiz ve kucaklamalıyız. Gücümüz nisbetinde onlara maddî ve manevi yönden yardımcı ve destek olmalıyız. Zira kimse bugününe bakarak; “Ben sağlamım ben zenginim, ben güçlüyüm.” diye kibirlenmemelidir. Bir gün kendimizin de bir hastalığa, bir kazaya veya bir felakete uğrayarak sakat veya mağdur olabileceğimizi bilmeliyiz ve bunu asla unutmamalıyız!...

İnsanın hayatı da ölümü de sağlığı da hastalığı da sakatlığı da zenginliği de fakirliği de onun için bir imtihan sınavıdır. Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallarınızdan ve canlarınızdan ve ürünlerinizden eksilterek sınarız. (Yâ Muhammed!.) Sen Sabredenleri müjdele.” (Bakara-155) Bu bağlamda; insanın bedeni vasıflarından birini veya bir kısmını yitirmesi, ve sakatlaması, veya servetini kaybetmesi Onun için bir sabır ve şükür imtihanıdır. Varlıklı insanlar için de sahip olduğu zenginliği ve gücü insanlara iyilikte kullanıp kullanmadığının imtihanıdır. Bu bağlamda asıl tehlikeli hasar; insanın kalbinde, inancında, ahlakında ve davranışlarında meydana gelen hastalıklar ve hasarlardır. Öyle sağlam insanlar görürsünüz ki, merhametten, sevgiden, iyilikten, hakkaniyetten, edep ve hayâdan yoksundurlar. İşte esas ârizi ve sakat olanlar onlardır. Ama sakat bildiğimiz, engelli bildiğimiz öyle insanlar vardır ki, yüreğindeki sevgi ve fazilet duygusu onlarda o kadar mükemmeldir ki, yaptığı güzel işlerle tüm insanları utandıracak kadar bir fazilet örneği gösterirler. Bunun içindir ki insan, sağlamım diye kibirlenmemeli, sakatım, engelliyim diye kederlenmemelidir. İnsan nerede olursa olsun, nasıl olursa olsun, ne olursa olsun, daima merhametli, iyiliksever, mütevazi, sabırlı ve şükredici olmalıdır. Her durumda gücü nisbetinde yapacağı iyiliklerle ve işleyeceği sâlih amellerle Allah’a iyi bir kul, insanlara iyi bir dost olmanın gayreti içinde olmalıdır. Bir gün Hz Îsa yolda gidiyordu ve bir adama rastladı, o kişi bir ağacın altına oturmuş Allah’a şükredip duruyordu ve şöyle duâ ediyordu: ”Ey Yüce Allah’ım, nice zenginlere ve güçlülere vermeyip de bana bahşettiğin iki nimet için şu ağaçların yapraklarının sayısı kadar sana şükürler olsun!” Hz. İsa, adama şöyle bir baktı, perişan bir durumu vardı. Gözleri görmüyordu, ayağının biri de sakattı. O adama sordu: “Ey Ademoğlu, duânı işittim. Ama merak ettim. Bana söylermisin; Allah’ın güçlülere ve zenginlere vermeyip de sana verdiği o iki nimet nedir ki, böyle şükür duasında bulunuyorsun? Gördüğüm kadarıyla bir ayağın sakat, gözlerin de görmüyor. Sen neye şükrediyorsun?” Adam dedi ki: ”Bak yabancı! Öyle kalbler var ki, Allah’ı bilmez ve O’na inanmaz. İçinde merhamet duygusu olmaz. Ama, Allah bana öyle bir kalp bahşetmiş ki o kalp ile O’nu tanıyorum. O’na inanıyorum. O’nu seviyorum, Onun rızasını arzuluyorum. Öyle diller var ki; Allah’ı zikretmez, Doğruyu ve hayrı konuşmaz. Buna karşılık gıybet eder, dedikodu yapar, yalan konuşur, iftira eder, yalan şahitlik eder, O diller; hep haram ve günah konuşur. Allah bana öyle bir dil bahşetmiş ki, onunla Allah’ı zikredebiliyorum, Hak ve hakikati, güzel ve faydalı şeyleri konuşabiliyorum. Kendim ve insanlar için Allaha güzel dualar edebiliyorum. İşte Yüce Rabbimin bana bahşettiği ve nasip ettiği iki nimet bunlardır. Bu iki nimet benim için en büyük hazinedir. Bunun için Allah’a hep şükrederim. Kör ve sakat olmam ise Allahın geçici bir takdiridir .O, her şeyin en iyisini bilendir.” der. İşte, gerçek sağlam insan budur. Bedeniniz ve varlığınız nasıl olursa olsun, Yüreğiniz ve imanınız sağlam, sözünüz ve davranışınız güzel, sevginiz ve merhametiniz kucaklayıcı olsun. Ömrünüz feyizli ve bereketli olsun!...

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

Yorum Yazın