Reklamı Geç
Gökçesan
Dilan Polat
Seral İnşaat
Vadi
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: muallimosman01@hotmail.com

TEMİZ ÇEVRE TEMİZ İNSAN = TEMİZ HAYAT HUZURLU HAYAT

 

TEMİZ ÇEVRE TEMİZ İNSAN =

TEMİZ HAYAT HUZURLU HAYAT

Yüce Allah Kur’anda: “Biz yeryüzünü bir döşek yaptık. Dağları denge için birer direk kıldık.

Sizleri birbirinize eş olarak yarattık. Uykunuzu bir dinlenme vakti, geceyi de bir örtü kıldık. Gündüzü bir geçim vakti kıldık. Üstünüze yedi kat Semayı inşâ ettik. Ona ışık saçan bir kandil (Güneş) astık. Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl su indirdik.

Onunla taneler, otlar ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler bitirelim diye)” (Nebe suresi: 6-16) buyurduğu gibi insanın da içinde bulunduğu Arz ve Sema ile iki arasında yer alan bütün canlı ve cansız varlıklar çevreyi oluşturur. Bu bağlamda Allahın yarattığı ve insanın ilişkili olduğu herşey; teneffüs ettiği hava, içtiği ve kullandığı su, üzerinde yaşadığı ve her türlü ürünü yetiştirdiği yeryüzü, Uzay, Güneş, Ay ve Yıldızlar, bitkiler, hayvanlar ve diğer canlı ve cansız varlıklar… Hepsi Çevre’dir.

Tarihe bakarsanız insanlar hep havası temiz, suyu temiz, toprağı temiz, yeşili ve ağaçları bol olan temiz ve bereketli yerlere yerleşmişler ve oralarda medeniyet kurmuşlar.

Neden?

Çünkü, havanın, suyun ve toprağın ve çevrenin temiz olması insan sağlığı, insan huzuru açısından çok önemli de ondan. Ama ne yazık ki, insanlar Allahın tertemiz olarak yarattığı ve bizlere emanet ettiği Arz ve Semayı, Suyu ve Havayı, Toprağı ve diger nimetleri zamanla kirleterek hem tabii güzelliğini bozdular hem de bize olan faydalarını yok ettiler. Daha kötüsü; zararlı hale getirdiler. Birçok yerde hava kirli ve zehirli, toprak kirli ve zehirli, sular kirli, mikroplu ve zehirli!... Bu olumsuzluklardan dolayı birçok felaket yaşayan insanlar rahatsız, huzursuz ve endişeli.

Biz insanlar doyumsuz istek ve arzularımızın peşinde giderek gösterişli ve görkemli, çılgın bir hayat uğruna çevremizi ve çevremizdeki varlıkları ve nimetleri hem kirlettik, hem de israfça, hor ve ölçüsüz kullandık.. Gösterişli ve görkemli yaşantıları elde ettikçe medeni olduğumuzu zannettik, sevindik. gururlandık ve övündük.

Ama çevreye yaptığımız tahribatlar nedeniyle başımıza gelen çeşitli felaketleri, acıları umursamadık veya görmezden geldik. Tıpkı sigara içenlerin ve uyuşturucu kullananların keyiflenirken kendilerini bekleyen Akciğer ve kanser hastalığı tehlikesini umursamadıkları veya görmezden geldikleri gibi..

Ve bugüne gelindiğinde gördük ki, yaşadığımız ölçüsüz hayat ile yaptığımız çevresel tahribat ve çevresel kirlilik en başta bizlerin sağlığını bozdu ve birçok felaketi de beraberinde getirdi.

Tıpkı, bu günlerde tüm dünya insanlarının yaşadığı ve kurtulmak için mücadele ettiği Coronavirüs salgın hastalığı gibi. Öyle değil mi?.. Çevreyle olan ilişkilerimizde Allahın koyduğu ölçüyü ve sınırı aşıyoruz. Bu da başta salgın hastalıklar olmak üzere sayısız felaketler olarak bizlere geri dönüyor.

Uğradığımız felaketleri geçici tedbirlerle ve geçici tedavilerle bertaraf etmeye çalışıyoruz. Yani günü kurtarmaya çalışıyoruz. Ve bunun için haddinden fazla paralar ve servetler ödüyoruz, canlar kaybediyoruz. Ama Rabbimizi dinleyip aklımızı ve ilmi kullanıp hiç kendimizi sorgulayıp, nefis muhasebesi yapıp yaptığımız hatalardan ve ölçüsüzlüklerden, aşırılıklardan vazgeçmiyoruz.

Temiz ve ölçülü yaşamıyoruz. Çevremizi ve çevremizdeki nimetleri temiz ve ölçülü kullanmıyoruz. Her yıl Haziran ayının ilk haftasını “Dünya Çevre Günü” olarak ilan ediyoruz ve çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. Çevrenin önemini anlatıyoruz. Küresel ısınmanın, Çevre ve Hava kirliliğinin, Su kirliliğinin getireceği zararları ve felaketleri anlatıyoruz. Ama bütün bunları bir kutlamadan öteye geçiremiyoruz. Ve yine çvreyi ve havayı kirletmeye ve ölçüyü bozmaya devam ediyoruz.

Çevre kirliliği ve çevre tahribatı nedeniyle yaşanan sıkıntıları ve felaketleri yaşamaya yine devam ediyoruz. Öyle değil mi?.. Sevgili dostlar, şunu iyi bilelim ki; Eğer çevre kirli ise, sular kirli ise, hava kirli ise, toplum kirli ise insan istediği kadar: “Ben temizim.” desin. Aslında o da kirlidir, ama bunun farkında değildir.

O, bilmelidir ki; içinde yaşadığı o kirli çevre, o kirli toplum bir gün onu da kirletir ve nihayetinde onu da yok eder. Tarihe bakarsanız geçmişte pek çok toplum ve kavim böyle helak olmuştur.

Bu nedenle sevgili dostlar! Eğer temiz, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayat yaşamak istiyorsak, Rabbimizin bizlere tertemiz emanet ettiği bu evreni, bu dünyayı, arz ve semayı ve diğer nimetleri mutlaka ölçülü ve temiz kullanmalıyız.

Aşırıya ve gösterişe gitmeden ölçülü, temiz ve sade yaşamalıyız. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Yiyin için fakat israf etmeyin Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Âraf 31) buyurduğu gibi israftan ve aşırılıktan ve ölçüsüzlükten vaz geçmeliyiz.

Çünkü Allah, israf edenleri ve kirli olanları (haddi aşanları) sevmez. Allah temizdir, temiz olanı sever, temiz olana merhamet eder! Biz de temiz olalım ki, çevremizi de temiz tutalım, temiz yapalım ki, Allahın rahmeti ve yardımı bizlerin yanında olsun.

(muallimosman)

Anasayfaya Dönmek İçin Tıklayın

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Odabaşı PTT