Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
kurban diyanet
Altıneller Vestel
Asi Künefeleri
Şemsettin Günay

Şemsettin Günay

Mail: sogut.ticaret@hotmail.com

BABACAN, DAVUTOĞLU, SADULLAH ERGİN VE DELİ SORULAR

BABACAN, DAVUTOĞLU, SADULLAH ERGİN VE DELİ SORULAR.

ŞEMSETTİN GÜNAY

 

Pandemi sürecinin devam ettiği şu günlerde dikkatimi yeni kurulan partiler çekiyor.

Elbette demokratik hayatın vazgeçilmezleri siyasi partilerdir.

Her siyasi parti toplumun farklı düşünen bir kesimini temsil eder ve farklı düşünen bu kesimlerin sözcülüğünü yapar. Sandık halkın önüne konduğunda da halk son sözünü söyler ve bu siyasi partilerin kimine iktidar, kimine de muhalefet görevi verir.

Ancak genel geçer bir kuraldır. Her siyasi parti diğerlerinden farklı bilgi ve hedefleri olduğunda ve bu hedefleri doğrultusunda halkı ikna ettiğinde yaşama şansı bulur.

Şimdi bakıyorum, özellikle Ak Partiden koparak siyaset hayatına atılan gerek Ali Babacan, gerekse de Sayın Ahmet Davutoğlu’nun kurmuş oldukları partilere.

Sayın Ali Babacan ve partisinin genel sekreterliği gibi ikinci adam koltuğuna oturan Sayın Sadullah Ergin Ak Parti hükümetlerinde yıllarca başat rol almış, birkaç dönem bakanlık yapmış isimler.

Bu isimler bakanlık yaptıkları süreç içerisinde hiçbir özeleştiri bile yapmadıkları gibi her platformda Ak Parti icraatlarını överek yürümüşler, Ak Partinin başarılı işler yaptığı konusunda hemfikir olmuşlar.

Hatta Sadullah Ergin 2014 yerel seçimlerinde Ak Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunda meydanlarda Ak Partinin efsaneleşmiş Belediye icraatlarını konuşarak halktan oy istemiş.

O dönemlerde özel sohbetlerde ufak tefek özeleştiriler yapmış olsa da bu partisinden istifa gerektirecek düzeyde hiçbir zaman olmamış.

Düşünce planında her zaman Ak Parti hedeflerini benimsemiş, kurucusu olduğu bu partide de her zaman çok önemli görevler almış.

Hatta uzun bir dönem Türkiye için karar verici ilk 5 isim arasında bulunmuş.

Sayın Ali Babacan içinde aynı şeyleri söylemek mümkün.

Ancak mahkeme kadıya mülk olmadığı gibi gün gelmiş bulundukları makamları başkalarına devretmek zorunda kalmışlar. Yaptıkları olumlu veya olumsuz tüm icraatları da tarihin yargısına bırakmışlar.

Sonra nemi olmuş?

O makamlar altlarından kayınca birden yeni gelenlerin ve düne kadar Reis dedikleri insanın hatalarını görmeye başlamışlar.

Elbette o da güzel bir şey. Bir partideki akil insanların tecrübeleri ve uyarıları o parti için yol gösterici ve istikamet çizici olur. İşgal edilen her makam içerisinde devlet tecrübesi biriktirir.

O uyarıların yeni gelenler için kabul edilip edilmemesi ayrı bir konudur.

Sayın Davutoğlu ise sadece bakanlık yapmayıp, partinin Genel Başkanlığı ve Başbakanlığı gibi sorumluluğu yüksek en önemli bir makamına kadar tırmanmış, 2016 Mayısına kadar da o makamda kalarak ülkenin en yetkili ve en sorumlu mevkiini işgal etmiştir.

Şimdi bu insanlar iki ayrı parti kurarak siyaset hayatına yeniden farklı bir hava getirmek iddiasındadır.

Her iki partinin Genel Başkanlarının katıldığı programları ve konuşmaları izlemeye ve dinlemeye gayret ediyorum. Farklı ne söylüyorlar diye merak ediyorum.

Kafamdaki soru işaretlerine bir türlü geçerli cevabı bulamıyorum.

Öncelikle kopan 2 parti arasındaki fark nedir? Niçin iki ayrı parti halindeler?

Asıl önemli soru ise şu;

Kopmuş olduğunuz Ak Parti’den hangi farklı söylemi geliştirdiniz? Düne kadar savunduğunuz şeyleri inkâr aşamasındaysanız, yarın bugünkü söylemlerinizden vazgeçmeyeceğinizin bir garantisi var mı?

Yok, ülke idare etmesini sizden başka kimsenin yapamayacağı, siz idare ederken güzel, başka isimler aynı makamlara geldiğinde kötü oluyorsa bunun demokrasilerdeki adı ne olur?

Şimdilik televizyonlardaki izlenme sayılarıyla övünen birkaç insan dışında toplumda bir karşılıkları görünmüyor. Zaten benim izlediğim kadarıyla da gerek Babacan, gerekse de Davutoğlu’nun karizmatik bir liderlik kabiliyetleri yok.

Bir takım çevrelerin Tayyip Erdoğan düşmanlığından kaynaklanan taktiksel destekleri ve gaz vermeleri dışında da henüz toplum tabanında bir hareketlenme meydana getirmiş değiller.

Topluma sundukları bir takım haklı gerekçelerin de yeni bir parti oluşumuna ve bunun yaşamasına yeterli olacağı kanaatinde değilim.

Ak Parti içerisinde kalarak daha etkili ve yol gösterici bir iç muhalefet yapılabilecekleri kanaati halen bende hakim durumda.

Bakalım zaman ne gösterecek.

04.06.2020

Komagene

Makale Yorumları

  • Hidayet07-06-2020 11:39

    Aynı kanaati taşıyorum...Sadullah beyi hala anlamış değilim..Diyorum ki; Acaba hatalarını örtmek içinmi bu yola başvurdu ve vurdular!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
kurban diyanet