Reklamı Geç
Nuri Restaurant
Güler Tekstil Acil Kıyafet
Bambinoo Eda Güneşer
Modelin Mobilya Ercan Güzel
Hatay
BIST13.744
DOLAR46.2686
EURO53.5186
ALTIN6214.0
BTC/USD63305.455
Sucan

Sucan

Mail: [email protected]

HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR

 

HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR

 

Eskiden bir elbise yırtılırdı. Anne oturur, iğneyi ipliğe takar, yırtığın etrafını ilmek ilmek dikerdi.  

O dikişin her birinde bir yaşanmışlık vardı.  

Yokluk vardı, sabır vardı, "idare et oğlum, babana lazım olacak" vardı.  

O elbise 3 kardeş giyerdi. Dize kadar gelirdi, sonra paça eklenirdi. Utanç değil, gurur olurdu.

 

Şimdi ne oluyor?  

Yırtılmadan sıkılıyor.  

Eski denilen an değiştiriliyor.  

Leke değil, can sıkıldı diye atılıyor.

 

Har vurup harman savuran kadınlar var.  

Her sene perde değiştiren, her sezon koltuk kılıfı yenileyen, "bu renk artık demode" diye dolabı boşaltan...  

Komşuda görüleni eve taşıyan, ekranda beğenileni sepete atan...  

Kullanılmayan fincan takımı için yer açmak adına çalışan takımı kenara iten.

 

Har vurup harman savuran erkekler var.  

Arabası 2 yaşında ama "yeni model çıktı" diye krediye giren.  

Garajdaki duruyor, bir de "yedek" diye ikinciyi alan.  

Telefonu daha faturası bitmeden değiştiren.  

Daha önceki telefon sapasağlam, tek suçu "yeni kamera" çıkmış olması.

 

Har vurup harman savuran çocuklar var.  

Elinde oyuncağı varken yenisini isteyen.  

Daha eskisi eskimeden "bu çocukça" diyen.  

Doğum gününde 3 hediye alan, bir hafta sonra "sıkıldım" diyen.

 

Mutfakta da aynı.  

Karpuzda küçük bir leke var diye bütün karpuz çöpe atılıyor.  

Yumurtanın biri bozuk diye kolinin tamamı gidiyor.  

Bayatladı diye ekmeğin yarısı, "dün aldıydık" diye yoğurt...  

Oysa eskiden karpuzun iyisi yenir, bayat ekmek kızartılır, yoğurt çorbaya katılırdı.

 

Oyuncaklarda da aynı.  

Köşeye bırakılsa bir çocuk daha oynayacak.  

Çöpün yanına konulsa bir el uzanacak.  

Ama direkt poşete, direkt çöpe atılıyor.  

Kırılmadı, bozulmadı. Sadece "modası geçti".

 

Genç, yaşlı, büyük, küçük...  

Eldeki değerin kıymeti unutuldu.  

Her yeni telefon çıktığında cebdeki hala çalışan telefon değiştiriliyor.  

Her yeni trend geldiğinde evdeki sağlam hurdaya çıkartılıyor.  

"İndirim var" diye ihtiyaç olmayan 3 şey birden alınıyor.  

Sonra "yer yok" diye depoya atılıyor.

 

Nereye gidiliyor?  

Bu kadar har vurup harman savuran bir millet olundu mu?  

Dünyada en çok tüketen, en çok değiştiren, en çok "yetinmeyen"ler arasına girildi.  

"Uçuluyor" dersek yeridir. Ama nereye? Borca mı, yorgunluğa mı, mutsuzluğa mı?

 

Eskiden tencerenin kulpu kırılırdı, kaynak yaptırılırdı. "Anamdan kalma" denirdi.  

Şimdi rengi uymadı diye set değiştiriliyor.  

Eskiden ayakkabı tabanı aşınırdı, tamirci "daha gider" derdi.  

Şimdi 3 ay giyildi diye "eski" denip atılıyor.  

Eskiden radyo 20 sene giderdi. Şimdiki telefon 2 senede "yavaşladı".  

Bozulduğu için değil. Öyle hissettirildiği için.

 

Her bir dikiş bir yaşanmışlıktı.  

Her bir yama bir hikayeydi.  

O yamalı dizde top oynanan günler vardı.  

Şimdi ne dikiş kaldı ne yama.  

Sadece fiş, fatura ve "sonraki model" kaldı.

 

Peki ne kazanıldı?  

Evin içi yenilendi ama gönül eskidi.  

Dolap doldu ama bereket kaçtı.  

Telefon 16 oldu ama konuşan kalmadı.  

Herkes ekrana bakıyor, kimse birbirine bakmıyor.  

Alınıyor, alınıyor... Ama içteki boşluk dolmuyor.

 

Durup düşünmek lazım.  

Eldekine bakmak lazım.  

Çalışıyorsa bozulmamalı.  

Eskimeden eskitilmemeli.  

Her şey değiştirilmeden önce sorulmalı: "Buna gerçekten ihtiyaç var mı?"

 

Çünkü emanet bunlar.  

Verilen rızık, edilen dua.  

İsraf, bereketi kaçırır.  

Tüketmek kolay. Asıl marifet idare etmektir, kıymet bilmektir.

 

Yarın öbür gün anlatılacak bir hikaye kalmazsa,  

Gösterecek bir yamalı pantolon, bir tamir görmüş saat olmazsa...  

Geriye sadece ödenmemiş borçlar ve dolmuş çöpler kalır.

 

O çöplerin içinde ise;  

Atılmayan bir karpuz, atılmayan bir oyuncak, atılmayan bir sabır vardı.  

Onlar çöpe atılırken, aslında bir şeyler daha atıldı farkında olmadan.

 

Her bir dikiş bir yaşanmışlıktır.  

Her bir eşya bir emanettir.  

Emanete ihanet eden değil, sahip çıkan olalım.

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş