TERÖRÜN DEĞİŞEN YÜZÜ
Türkiye, Türk Dünyası ve Uluslararası Mücadelenin Yeni Boyutları
İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı
Giriş
Terörizm, uluslararası sistem açısından yeni bir güvenlik sorunu değildir. Ancak terör örgütlerinin yapılanma biçimleri, faaliyet alanları, finansman yöntemleri, propaganda araçları ve insan kaynağı oluşturma stratejileri önemli ölçüde değişmektedir. Irak ve Suriye’de geniş alanları kontrol eden Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD/DEAŞ) geçmişteki toprak hâkimiyetini kaybetmesi de tehdidin sona erdiği anlamına gelmemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 2026 değerlendirmelerinde DEAŞ ve bağlantılı yapıların uluslararası barış ve güvenliğe yönelik kalıcı bir tehdit oluşturmaya devam ettiğini ve yoğun terörle mücadele baskısı altında yöntemlerini değiştirebildiğini belirtmektedir (UNSC, 2026a).
Bu nedenle günümüz terör tehdidini yalnızca bir örgütün kontrol ettiği coğrafya, silahlı unsur sayısı veya merkezî liderlik kapasitesi üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Merkezî yapıların zayıflaması; daha gevşek bölgesel ağların, küçük hücrelerin, bireysel faillerin ve dijital ortam üzerinden etkilenebilen kişilerin önem kazanmasına yol açabilmektedir. BMGK bünyesindeki Analitik Destek ve Yaptırımları İzleme Ekibinin 2026 tarihli raporu da DEAŞ ve El Kaide bağlantılı yapıların farklı coğrafyalarda değişen güvenlik koşullarına uyum sağlayabildiğini göstermektedir (UNSC, 2026b).
Burada terminolojik bir ayrım önem taşımaktadır. Terörün herhangi bir din, millet, medeniyet veya etnik toplulukla özdeşleştirilmesi hem akademik açıdan sorunludur hem de terör örgütlerinin toplumları kutuplaştırmayı amaçlayan propagandalarına istemeden katkı sunabilir. BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi de terörizmin herhangi bir din, milliyet, medeniyet veya etnik grupla ilişkilendirilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Sorun bir inanç sistemi veya kimlik değil; dinî kavramları, kimlikleri ve toplumsal hassasiyetleri şiddeti meşrulaştırma ve insan kaynağı oluşturma aracı olarak istismar eden yapılanmalardır (UNGA, 2006).
Terör Örgütleri Zayıflarken Tehdit Dağılabiliyor
DEAŞ örneği, terörle mücadelede askerî başarının gerekli fakat tek başına yeterli olmadığını göstermiştir. Bir örgütün belirli bir coğrafyada alan hâkimiyetini kaybetmesi; bağlı ağlarının, finansman kanallarının, propaganda kapasitesinin veya saldırı niyetinin aynı anda ortadan kalktığı anlamına gelmez. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 31 Temmuz 2026 tarihli raporu da DEAŞ ve bağlı yapıların baskıya uyum sağladığını ve tehdidin farklı bölgelerde farklı biçimler alabildiğini ortaya koymaktadır (UNSC, 2026a).
Uluslararası mücadele yalnız askerî operasyonlardan ibaret değildir. BMGK’nın 1267/1989/2253 yaptırım rejimi kapsamında DEAŞ ve El Kaide ile bağlantılı kişi ve yapılara malvarlığının dondurulması, seyahat yasağı ve silah ambargosu gibi hedefli yaptırımlar uygulanmaktadır. BM’nin ilgili yaptırım listesinde 252 kişi ve 89 yapı yer almaktadır (UNSC, 2026c). Böylece terörle mücadele; güvenlik operasyonlarının yanı sıra finansal, hukuki ve diplomatik araçlara dayanan uluslararası bir mekanizma niteliği kazanmıştır.
Irak ve Suriye önemini korurken tehdit coğrafyası da çeşitlenmektedir. Afrika’nın bazı bölgeleri, özellikle Mali, Burkina Faso ve Nijer merkezli Sahel kuşağı ile Afganistan çevresi ve Güney Asya, farklı terör yapılanmalarının etkili olabildiği alanlar arasında gösterilmektedir. Devlet kapasitesinin zayıfladığı, uzun süreli çatışmaların yaşandığı ve sınır güvenliğinin kırılganlaştığı bölgeler örgütlerin hareket ve yeniden yapılanma imkânlarını artırabilmektedir (UNSC, 2026a, 2026b).
Türk Dünyası Açısından Risk Alanları
Türk dünyası açısından dikkatle izlenmesi gereken başlıklardan biri Afganistan ile Orta Asya arasındaki güvenlik etkileşimidir. Ancak coğrafi yakınlığın tek başına tehdit olarak yorumlanması doğru değildir. Asıl risk; yabancı terörist savaşçı hareketliliği, sınır aşan örgütsel bağlantılar, terör finansmanı, yasa dışı ticaret ağları ve propaganda faaliyetlerinin aynı güvenlik ortamında kesişmesiyle ortaya çıkmaktadır.
BM Güvenlik Konseyi Terörle Mücadele Komitesi; Orta Asya’nın terör faaliyetlerinin görüldüğü bölgelere yakınlığına, yasa dışı silah ve uyuşturucu trafiğine, propaganda ve örgüte eleman kazandırma girişimlerine, alternatif para transfer sistemlerinin kötüye kullanılabilme risklerine dikkat çekmektedir. Komite ayrıca bölgedeki saldırıların görece sınırlı kalmasına rağmen, Orta Asya kökenli bazı kişilerin bölge dışında gerçekleştirdiği saldırıların ve geri dönen ya da başka ülkelere hareket eden yabancı terörist savaşçıların güvenlik gündemindeki önemini koruduğunu belirtmektedir (CTC, t.y.). Bu nedenle güvenlik analizi kimlik gruplarına değil, somut örgütsel bağlantılara, şüpheli finans hareketlerine, terör bağlantılı seyahat örüntülerine ve doğrulanabilir risk göstergelerine dayanmalıdır.
Aynı yaklaşım Fergana Vadisi için de geçerlidir. Bölgenin doğrudan bir “terör odağı” olarak tanımlanması açıklayıcı değildir. Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasındaki sınır alanlarıyla bağlantılı coğrafi yapısı, yoğun nüfusu ve sınır aşan hareketlilik nedeniyle Fergana Vadisi; sınır yönetimi, erken uyarı ve kurumlar arası koordinasyon bakımından önem taşımaktadır. Nitekim Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT/OSCE), Mayıs 2026’da Fergana ve Namangan’da kolluk kuvvetlerine yönelik insan hakları temelli terörle mücadele eğitimleri gerçekleştirmiştir (OSCE, 2026).
Bu nedenle Afganistan ve çevresindeki gelişmeler Türk dünyası açısından yalnız dış politika konusu değildir. Sınır güvenliği, mali istihbarat, organize suçlarla mücadele, adli iş birliği, dijital güvenlik ve istihbarat paylaşımı aynı güvenlik mimarisinin parçalarıdır.
Yeni Cephe: Dijital Alan
Terörizmin değişen yüzünün en önemli özelliklerinden biri teknolojik dönüşümdür. Radikalleşme ve propaganda artık yalnız yüz yüze örgütsel temas üzerinden gerçekleşmemektedir. Sosyal medya platformları, kapalı veya şifreli iletişim kanalları, çevrimiçi topluluklar ve yeni teknolojiler; propaganda, iletişim, finansman ve örgüte insan kaynağı oluşturma faaliyetleri için yeni alanlar yaratmaktadır.
BM Güvenlik Konseyi Terörle Mücadele Komitesi İcra Direktörlüğünün (Counter-Terrorism Committee Executive Directorate – CTED) Eylül 2026 tarihli değerlendirmesi, terör propagandasının yalnız mesaj yayma aracı olmadığını; örgüte eleman kazandırma, radikalleşme, finansman ve operasyonel planlama süreçleriyle bağlantılı bir altyapı işlevi görebildiğini ortaya koymaktadır. CTED ayrıca terör ve şiddet yanlısı aşırılık aktörlerinin yapay zekâdan içerik üretme, belirli hedef kitlelere yönelik mesaj geliştirme ve çok dilli erişimi genişletme amacıyla yararlanabildiğine dikkat çekmektedir (CTED, 2026). BM Terörle Mücadele Ofisinin çalışmaları da yapay zekâ ve yeni teknolojilerin terör amaçlı kötüye kullanımının giderek daha önemli bir güvenlik ve düzenleme konusu hâline geldiğini göstermektedir (UNOCT, 2026).
Europol’ün European Union Terrorism Situation and Trend Report 2026 (EU TE-SAT 2026; Avrupa Birliği Terörizm Durum ve Eğilim Raporu) çalışması ise tehdidin tek bir ideolojik kategoriye indirgenemeyeceğini ortaya koymaktadır. Cihatçı terörizmden aşırı sağ terörizmine, aşırı sol ve anarşist yapılardan etnik-milliyetçi ve ayrılıkçı terörizme kadar farklı kategoriler birlikte incelenmektedir (Europol, 2026).
Yeni dönemde terör yapılanmalarının geniş eğitim kamplarına veya binlerce silahlı militana sahip olması gerekmeyebilir. Küçük hücreler, bireysel failler ve dijital propaganda yoluyla terörizme yöneltilebilen kişiler de ciddi güvenlik riskleri oluşturabilmektedir. Dijital alanın takibi, teknolojik kapasite, medya okuryazarlığı ve toplumsal dirençlilik bu nedenle çağdaş terörle mücadelenin temel bileşenleri arasına girmiştir.
Türkiye: Coğrafyanın Getirdiği Güvenlik Hassasiyeti
Türkiye; Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz, Balkanlar ve Avrupa arasındaki konumu nedeniyle sınır aşan terör hareketliliği, yabancı terörist savaşçılar, finansman ağları ve organize suç-terör etkileşimi bakımından çok boyutlu bir güvenlik çevresinde bulunmaktadır.
T.C. İçişleri Bakanlığı, 25 Eylül 2026 tarihli açıklamasında 28 ilde DEAŞ’a yönelik operasyonlarda 83 şüphelinin yakalandığını duyurmuştur. Bakanlık, bazı şüphelilerin örgüt üyeliği, terör örgütüyle bağlantılı kişiler veya sözde yardım kuruluşları üzerinden finans sağlama ve sosyal medya üzerinden propaganda iddiaları kapsamında yakalandığını açıklamıştır. Hukuki açıdan burada esas olan, söz konusu kişilerin şüpheli statüsünde bulunduğunun ve nihai suçluluk değerlendirmesinin bağımsız yargı makamlarının yetkisinde olduğunun gözetilmesidir (T.C. İçişleri Bakanlığı, 2026).
Uluslararası bilgi paylaşımı da kritik önemdedir. INTERPOL, veri sistemlerinde yaklaşık 135 bin yabancı terörist savaşçı profili bulunduğunu belirtmektedir (INTERPOL, t.y.). BMGK’nın 2178 (2014) sayılı kararında yabancı terörist savaşçılar; vatandaşı oldukları veya ikamet ettikleri devlet dışındaki bir ülkeye terör eylemleri gerçekleştirmek, planlamak, hazırlamak veya bunlara katılmak ya da terör eğitimi almak veya vermek amacıyla seyahat eden kişiler olarak tanımlanmaktadır (UNSC, 2014).
INTERPOL kayıtlarının sınır noktaları, çatışma alanları ve cezaevleri dâhil farklı kaynaklardan elde edilen profil bilgilerini içermesi nedeniyle yaklaşık 135 bin kişilik veri, kesinleşmiş mahkûmiyet sayısı olarak yorumlanmamalıdır. Bu ayrım hem güvenlik uygulamalarının doğruluğu hem de masumiyet karinesinin korunması bakımından önemlidir.
Türk Devletleri Teşkilatı İçin Yeni Aşama
Türk dünyasında güvenlik iş birliğinin kurumsal zemini hâlihazırda mevcuttur. Asıl mesele, mevcut mekanizmaların değişen ve teknolojik olarak çeşitlenen tehditlere ne ölçüde uyarlanabileceğidir.
10 Temmuz 2026’da Bakü’de gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Mali İstihbarat Birimleri Başkanlarının 2. Toplantısı’nda, üye devletlerin Mali İstihbarat Birimleri İşbirliği Platformunun kurulmasına ilişkin Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Toplantıda sanal varlıklara ilişkin riskler ile dijital varlıkların kara para aklama ve terörizmin finansmanında kullanılmasının önlenmesine yönelik ulusal tecrübeler de ele alınmıştır (TDT, 2026a).
16–18 Eylül 2026 tarihlerinde yine Bakü’de gerçekleştirilen TDT Güvenlik Konseyi Sekreterleri 5. Toplantısı’nda ise mevcut güvenlik ortamı, yeni bölgesel ve küresel eğilimlerin Türk coğrafyasına muhtemel etkileri ve yapay zekâ alanında ulusal kapasitelerin geliştirilmesi gündeme gelmiştir. Güvenlik iş birliğinin somut proje ve programlarla geliştirilmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesine de önem verilmiştir (TDT, 2026b).
Bu iki gelişme, Türk devletleri arasındaki güvenlik iş birliğinin klasik terörle mücadele ve sınır güvenliğinin ötesine geçerek mali istihbarat, dijital varlıklar ve yeni teknolojilere doğru genişlemeye başladığını göstermektedir. Bir sonraki aşamada terör bağlantılı seyahatlere ilişkin hızlı bilgi paylaşımı, ortak risk analizi, dijital propaganda takibi, mali istihbarat eşgüdümü, siber kapasite ve adli iş birliği daha fazla önem kazanacaktır. Buradaki amaç yeni bir askerî yapılanma oluşturmak değil; mevcut ulusal kapasitelere erken uyarı ve hızlı koordinasyon yeteneği kazandırmak olmalıdır.
Sonuç
Günümüz uluslararası güvenlik ortamında terör tehdidi ortadan kalkmamış, aksine yapısal bir dönüşüm geçirmiştir. Toprak hâkimiyetine dayanan büyük örgütsel yapılardan daha dağınık ağlara, küçük hücrelere, bireysel faillere, sınır aşan finansman kanallarına ve dijital propaganda sistemlerine doğru yaşanan değişim, tehdidin görünürlüğünü azaltabilmekte ancak güvenlik riskini ortadan kaldırmamaktadır.
Türkiye ve Türk dünyası açısından yeni dönemin temel gerekliliği, terör tehdidini yalnızca gerçekleşmiş saldırılar ve bilinen örgütler üzerinden takip etmekle yetinmeyip sınır hareketliliği, finans akışları, dijital propaganda, örgütsel bağlantılar ve bireysel radikalleşme göstergelerini birlikte değerlendirmektir. Bu doğrultuda erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi, kurumlar arası koordinasyonun geliştirilmesi, uluslararası bilgi paylaşımının hızlandırılması, mali istihbarat kapasitesinin artırılması ve teknolojik imkânların etkin kullanılması çağdaş terörle mücadelenin temel unsurları arasında yer almaktadır.
Bununla birlikte etkili güvenlik politikası, etnik, dinî veya millî toplulukları genelleyen yaklaşımlara dönüşmemelidir. Mücadele somut eylem, örgütsel bağlantı ve doğrulanabilir risk göstergelerine dayanmalıdır. BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisinin güvenlik kapasitesi ile insan hakları ve hukuk
devleti ilkelerini birlikte ele alan yaklaşımı bu bakımdan önemini korumaktadır. Stratejinin 1 Temmuz 2026’da kabul edilen dokuzuncu gözden geçirmesinde de bu kapsamlı ve dengeli yaklaşım yeniden teyit edilmiştir (UNGA, 2026).
Yeni dönemde güvenliği belirleyecek temel unsur yalnız bir terör örgütünün nerede bulunduğunu bilmek değildir. Asıl mesele, tehdidin hangi ağ içinde geliştiğini, hangi kaynaklardan beslendiğini, hangi iletişim ve finans kanalları üzerinden yayıldığını ve hangi aşamada somut güvenlik riskine dönüşebileceğini zamanında görebilmektir.
Terörün yüzü değişiyorsa, onu karşılayacak güvenlik mimarisinin de aynı hızla değişmesi kaçınılmazdır.
Kaynakça
Europol. (2026, 13 Temmuz). European Union Terrorism Situation and Trend Report 2026 (EU TE-SAT). European Union Agency for Law Enforcement Cooperation. https://www.europol.europa.eu/cms/sites/default/files/documents/EU-TE-SAT-2026.pdf (Erişim: 04.10.2026).
INTERPOL. (t.y.). Preventing terrorist travel. International Criminal Police Organization. https://www.interpol.int/Crimes/Terrorism/Preventing-terrorist-travel (Erişim: 04.10.2026).
Organization for Security and Co-operation in Europe. (2026, 18–22 Mayıs). Protecting human rights while countering terrorism effectively: Training for law enforcement in Uzbekistan. https://odihr.osce.org/event/663496 (Erişim: 04.10.2026).
T.C. İçişleri Bakanlığı. (2026, 25 Eylül). 28 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 83 şüpheli yakalandı. https://icisleri.gov.tr/28-ilde-deas-teror-orgutune-yonelik-duzenlenen-operasyonlarda-83-supheli-yakalandi (Erişim: 04.10.2026).
Türk Devletleri Teşkilatı. (2026a, 10 Temmuz). Türk Devletleri Teşkilatı Mali İstihbarat Birimleri Başkanlarının 2. Toplantısı Bakü’de gerçekleştirildi. https://turkicstates.org/tr/haber/2nd-meeting-of-the-heads-of-financial-intelligence-units-of-the-organization-of-turkic-states-was-convened-in-baku (Erişim: 04.10.2026).
Türk Devletleri Teşkilatı. (2026b, 17 Eylül). Türk Devletleri Teşkilatı Güvenlik Konseyi Sekreterleri Bakü’de bir araya geldi. https://turkicstates.org/tr/haber/heads-of-security-councils-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-baku (Erişim: 04.10.2026).
United Nations General Assembly. (2006, 8 Eylül). The United Nations Global Counter-Terrorism Strategy (A/RES/60/288). United Nations. https://docs.un.org/A/RES/60/288 (Erişim: 04.10.2026).
United Nations General Assembly. (2026, 1 Temmuz). The United Nations Global Counter-Terrorism Strategy: Ninth review (A/RES/80/286). United Nations. https://docs.un.org/A/RES/80/286 (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Office of Counter-Terrorism. (2026, 16 Nisan). Legislative and policy measures to prevent and counter the use of artificial intelligence and new technologies for terrorism and violent extremism purposes. United Nations. https://www.un.org/counterterrorism/en/publication/legislative-and-policy-measures-prevent-and-counter-use-artificial-intelligence-and-new-technologies (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Security Council. (2014, 24 Eylül). Resolution 2178 (2014) (S/RES/2178). United Nations. https://main.un.org/securitycouncil/en/s/res/2178-%282014%29 (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Security Council. (2026a, 31 Temmuz). Twenty-third report of the Secretary-General on the threat posed by ISIL (Da’esh) to international peace and security and the range of United Nations efforts in support of Member States in countering the threat (S/2026/638). United Nations. https://docs.un.org/S/2026/638 (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Security Council. (2026b, 10 Ağustos). Thirty-eighth report of the Analytical Support and Sanctions Monitoring Team submitted pursuant to resolution 2734 (2024) concerning ISIL (Da’esh), Al-Qaida and associated individuals and entities (S/2026/651). United Nations. https://docs.un.org/S/2026/651 (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Security Council. (2026c, 4 Eylül). ISIL (Da’esh) & Al-Qaida sanctions list [Güncellenen çevrimiçi yaptırım listesi]. United Nations. https://main.un.org/securitycouncil/en/sanctions/1267/aq_sanctions_list (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Security Council Counter-Terrorism Committee. (t.y.). Central Asia and the Caucasus. United Nations. https://www.un.org/securitycouncil/ctc/content/central-asia-and-caucasus (Erişim: 04.10.2026).
United Nations Security Council Counter-Terrorism Committee Executive Directorate. (2026, 10 Eylül). CTED’s latest Trends Report examines the evolution of terrorist propaganda. United Nations. https://www.un.org/securitycouncil/ctc/news/cted%E2%80%99s-latest-trends-report-examines-evolution-terrorist-propaganda (Erişim: 04.10.2026).
Yazar Biyografisi
İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı ve Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Programı öğrencisidir. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı ve Dünya Avşarlar Derneği Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıdır.
Akademik ve mesleki çalışma alanları; uluslararası güvenlik, jeopolitik, savunma sanayii çalışmaları, Türk dış politikası, Türk Dünyası ve çağdaş uluslararası sistemin dönüşümü üzerine
























































Yorum Yazın