ERMENİ AYRILIK HAREKETLERİ VE ERMENİ ÖRGÜTLERİ
Giriş
Ermeni meselesi, 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü hedef alan, emperyalist devletlerin stratejik çıkarlarıyla harmanlanmış karmaşık bir dezenformasyon sürecinin odak noktası olmuştur. Tarihsel gerçeklikten koparılarak siyasi bir araç haline getirilen "sözde soykırım" iddiaları, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı uluslararası arenada bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Ancak tarihsel veriler ve devlet arşivleri, meselenin bir "katliam" değil, devletin varlığını korumak adına uyguladığı bir "güvenlik ve asayiş" operasyonu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, bu konuda her zaman özgüvenli bir duruş sergileyerek devlet arşivlerini dünyanın tüm bilim insanlarına ve tarihçilerine açmıştır. Osmanlı arşivlerindeki milyonlarca belge, Ermeni komitelerinin Rusya ve diğer Batılı devletlerin desteğiyle nasıl bir silahlı kalkışma başlattığını, cephe gerisinde sivil halka yönelik nasıl bir mezalim uyguladığını ve Osmanlı Devleti’nin "Tehcir" (Sevk ve İskân) kararını hangi zaruri şartlar altında aldığını kanıtlamaktadır. Buna karşın, iddia sahiplerinin kendi arşivlerini kapalı tutması veya belgeler üzerinde seçici davranması, meselenin bilimsel değil, siyasi bir ajandaya hizmet ettiğini göstermektedir. Bu çalışma, Ermeni örgütlerinin kuruluş amaçlarını ve bu yapıların uluslararası güçlerle olan kirli ittifaklarını belgeler ışığında irdelemektedir.
Rusya'nın 1877 yılında Kafkasya'yı istilâsından sonra Çar'ın hizmetinde öncülük yapan Ermeni subayların Osmanlı İmparatorluğundaki Ermeniler'in birçoğu ile temas kurmaları ve bunların Osmanlı Ermenileri’ni devlete karşı kışkırtmaları, XIX. yüzyıldan itibaren Osmanlı imparatorluğuna gelmeye başlayan Amerikalı misyonerlerin gerek okullar vasıtasıyla, gerek konuşmalar yaparak etkiledikleri Ermeniler'in, çok geçmeden bir yandan menşelerini araştırıp bir yandan da millî duygularını geliştirmeye başlamaları, Amerika'dan Osmanlı İmparatorluğu’na gelen Ermeniler'in fesatçı hareketlere girişmeleri, Avrupa devletlerinin tahrikleri; büyük devletlerin Ermeni meselesini yaratmaları ve Ermeniler'i sistemli bir şekilde kışkırtmalar. Yukarıda gösterilen sebeplerle Osmanlı imparatorluğunda bağımsız Ermenistan için, başlatılan isyanlar (1862'den itibaren) netice vermemiştir Ermeniler’in Osmanlı imparatorluğu içindeki başarısızlıkları sonucu, meydan, yurt dışındakilere kalmıştı. Yurt dışındaki Ermeni hareketine iki grup hâkim olmuştur. Bunlardan birisi Fransa ve İsviçre'deki Ermeni öğrencilerinin 1887 yılında kurdukları Hınçak örgütü, diğeri ise Rusya'da Çar'ın, ülkesindeki radikalizmi yok etmek için uyguladığı baskılar sonucu dağılan Ermenileri birleştirmek amacıyla 1890 yılında kurulan Ermeni ihtilâl Federasyonu başka bir adıyla Taşnak örgütü idi. Bunların programlarındaki ortak özellikler şöyle belirtilebilir:
Osmanlı topraklarına girerek, devlet memurları ile Ermeniler'e karşı fark gözetmeden saldırı yapmak, Tedhiş ve katliâmlar yapacak eylem grupları (gerilla grupları) kurmak, Böylece, büyük devletlerin müdahalesini sağlamak ve Müslûmanlar'ın kovulacakları veya öldürülecekleri altı Anadolu vilâyetinde bağımsız, sosyalist bir Ermeni Cumhuriyeti'ni gerçekleştirmek. Doğu Anadolu'daki Kürt Türkleri’ni kışkırtarak ve Ermeniler'e saldırtarak, Ermeniler'i devamlı olarak Osmanlı Hükümeti'nin acizliği karşısında dış güçlere başvurdurtmak, Rusya'nın politikasıydı.
Edgar Granville, not 45'deki yazısında Rusya'nın Balkanları karıştırdıktan sonra Türkler ile Ermeniler’in arasım açmak için nasıl tertiplere ve tahriklere giriştiğini, Rus ve Ermeni kaynaklarına dayanarak tarafsızlıkla ortaya koymuştur. Çarlık Rusya’sı ajanlarının Kürt Türkleri arasında, onları Osmanlı Devleti'ne ve Ermeniler'e karşı kullanmak için nasıl faaliyet gösterdiklerini, Musul'daki bir Fransız dîn misyonu başının Paris'teki dostlarına anlattığı ilginç olaydan vermektedir:"... Abdülhamit’in gözde adamlarından biri olan fakat sayısız haydutlukları yüzünden İttihatçılar tarafından ölüme mahkûm edildiği halde yakalanamayan bir Kürt paşasının oğlu Abdürrezak adlı biri Rusya'nın hizmetine girerek Kürtler arasında tahrikçilik yapmağa koyulur. Çarlık politikası adına hareket eden elebaşıların Türk adaletinden korkmadan ellerini kollarını sallayarak dolaşabildikleri Tiflis ve Urmiye Gölü arasındaki bölgede bu sırada, bir Rus müdahalesinin hazırlıkları için devamlı gidiş gelişler olmaktadır.
Ermeniler, doğu Türk vilayetlerinde Islâhat yapılması meselesinin antlaşmalara girmiş olmasını, amaçlarına doğru atılmış bir adım olarak gördüler, amaca daha çabuk varmak için de, Avrupa'nın birçok şehir ve kasabalarında Türkiye, Kafkasya ve Mısır'da bir takım müesseseler kurdular.
Ayastefanos Antlaşmasının Rusya, İngiltere ve Avusturya-Macaristan arasında tadil edilmesi konusunda anlaşmaya varılması üzerine Berlin'de yeni bir kongre toplanmış ve bu kongre sonunda da Ayastefanos Antlaşması yerine yeni bir antlaşma imzalanmıştır. Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşmasında da Ayastefanos Antlaşmasında olduğu gibi "Ermenilerin oturmakta bulunduğu Anadolu vilayetlerinde yeni bir idare tarzının kurulması ve Ermenilerin Kürtlerle Çerkezlere karşı korunması" şeklindeki hüküm bu kez "yeni bir idare tarzının kurulması" şeklindeki ifadeyle ayrı bir yurt sürecinin başlamasına neden olmuştur. Böylece 19. yüzyılın ortalarından itibaren Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Ermenileri üzerindeki emelleri, rekabetleri ve tahrikleri, Ermeni Patrikhanesi, kiliseleri ve komitelerinin de yoğun faaliyetleri sonucu Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarıyla uluslar arası bir niteliğe bürünmüş ve "Anadolu Islahatı" adı verilen bir anlayışla Ermeniler lehine müdahale kapısı aralanmıştır.. 1878 yılından itibaren Osmanlı topraklarında genelde ihtilâlci nitelik taşıyan Ermeni örgütlerinin kurulması da bu uluslar arası desteğin bir sonucudur. "[1]
Ermenilerin Osmanlı Devleti'nden ayrılma isteğinin ilk açık belirtisi 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonunda ortaya çıktı. Gerçekten, Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan, Türklerin kahramanca direnişini Plevne'de kırdıktan sonra Yeşilköy'e kadar ilerleyen Rus ordusunun başkumandanlık karargâhına gitmiş ve Rus Çarı'nın himayesinde Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasını teklif etmiştir. Patriğin teklifi Rusya'nın menfaatine uygundu. Bu sebepledir ki, 1878 Martı'nda imzalanan Ayastefanos Adlaşması’nın 16. maddesi Doğu Anadolu'da Ermenilerin oturduğu yerlerde ıslâhat yapılmasını şart koşuyordu. Antlaşma yürürlüğe girmemiştir. Çünkü, Rusların Osmanlılara karşı kazandığı zafer Yakın Doğuda devletlerarası dengeyi bozmuştu. İngiltere'nin müdahalesi neticesinde 1878 Haziranı'nda toplanan Berlin Kongresi, bir ay süren çetin müzakereden sonra, 13 Temmuz 1878'de, Berlin Barış Adlaşması’nın imzalanmasıyla sona erdi. Osmanlı Devleti'ne daha az fedakarlık yükleyen bu antlaşmasının 61. maddesi;"Babıâli, ahalisi Ermeni bulunan eyalâtda ihtiyacat-ı mahalliyenin icab ettirdiği Islâhatı bilâtehir icra ve Ermenilerin... huzur ve emniyetlerini temin etmeği taahhüd eder ve ara sıra bu babda ittihaz olunacak tedâbiri devletlere tebliğ edeceğinden, düvel-i müşarünileyhin tedâbir-i mezkûrenin icrasına nezaret eyleyeceklerdir "hükmünü getiriyordu. Ermeniler, Doğu Anadolu'da müstakil bir devlet kurmak hayaliyle, Avrupa ve Amerika'da teşkilatlanarak yoğun propaganda faaliyetine giriştiler. [2]
1916 (1332) yılında İstanbul’da, Matbaa-i Orhaniye'de basılan "Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekât-i İhtilâliyesi, İlân-i Meşrutiyetten Evvel ve Sonra" isimli eserde Ermeni Komiteleri ve bunların dış bağlantıları ile ilgili su tespitlere yer verilmektedir: "... Devlet-i Aliyye'nin müskilâti hâriciye ve dâhiliyeye mâruz kaldığı zamanlar-dan başlayarak, bilhassa 1293(1877-78) Osmanlı ve Rus Harbi'nden sonra akd olunan Ayestafonos Muâhedesinin 16. ve Paris Muâhedenâmesi'nin 61. maddesi ile ihdas edilen Ermeni meselesi, bundan sonra her fırsattan bilistifâde ileriye sürülmüş ve gâh şiddetini kaybetmek ve gâh hükümet-i Osmanniy'ye karşı bir vesile-i mütâhele olarak kullanılmak sûretiyle son zamanlara kadar gelmiş ve Balkan Harbi'nden sonra ise en hadd ve müzmin devresine girmişti. "Hınçak" (Hintchak), "Tasnaksutyun (Tachnaktzoutioun), Ramgavar ve Ramgazmiyal Hınçak isimleri ile mahiyyet-i siyasîy-yeyi ve Parekorzagon (Pare-Kourzagan), Miyasal (Miatzial) ila-âhirihi namları ile gûyâ tesebbusat-i hayriyyede bulunmak, refah-i millîyi temin ve tehvin etmek makaasid-i zâhiresiyle teesüs eden ve hakikat-i hâlde diğerlerinden hiçbir farkı olmayan ve bir kısmı selâmet-i fikrden mahrum müfrit milliyetperver ve kısm-ı âzâmi ve bilhassa Rus, İngiliz ve Fransız paralarıyla satın alınmış yurtsuz, vatansız serserilerden terekküp eden bu komitelerin tarihî kırk-elli seneden beri geçirdiği sahafat, gerek hükümet-i Osmaniyye'ye ve gerek kendi hemcinslerine karşı bile pek müstekreh ve ayni zamanda feci vakayı ve cinâyat ile mal-a-maldır.... " [3]
Ermeni hareketlerinin başlangıcı sayılabilecek 1860 yılında sözde Kilikya’yı kalkındırmak amacıyla önce bir "Hayırseverler Cemiyeti", daha sonra "Fedakârlar Cemiyeti" kuruldu. [4]
1872'de Van'da kurulan İttihat ve Halas cemiyeti, Rusya’nın himaye ve müdahalesi altında kuvvetlenmek amacındaydı. Osmanlı Devleti yönetiminde yaşayan Ermenilerin ilk ulusal hareketlerinin başlama tarihi 1860 yılı olarak kabul edilebilir. Bu tarihte sosyal amaçla kurulmaya başlayan dernekler, sonradan kurulan ve dış kışkırtma ve yardımlarla Türk Ermenilerin devlete karşı ayaklandıran komitelerin İlk belirtileri ve çekirdekleri olmuştur. Bu yüzden komitelerden önce bu dernekleri kısaca incelemekte yarar vardır.
Bu konuda ilk dernek, 1860 tarihinde Adana'da kurulan Hayırsever Cemiyeti olup, amacı Kilikya'yı yükseltmekti. Bunu Fedakârlar Derneği izlemiştir[5]. 1870 ve 1880 yılları arasında Van'da "Ararat", Muş’ta "Mektep sevenler" ve Adana bölgesinde "Kilikya" cemiyetleri kurulmuş ve bu dernekler 1880 yılında "Ermenilerin Birleşik Cemiyeti" (Miyasiyal Enikerotyon Hoyotis) adı altında birleştirilmişti. Yine bu dönemde Van'da; Rusya’nın himayesiyle "İttihat ve Halâs", Erzurum'da "Silâhlılar" cemiyeti, "Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti", Van'da "Karahaç" cemiyeti, "Milliyetperver Kadınlar Cemiyeti", İstanbul’da "Ermeni Vatanperverler İttihadı", Erzurum'da "Surayiâli" ve daha sonra bu derneğin ismi değiştirilerek "Müdafî Vatandaşlar" cemiyetleri kurulmuştur. 1890 yılında İstanbul’da da "Yıldırım" (Sant) İhtilâli Derneği ve "Kurban" ismindeki bir diğer dernek faaliyet gösteriyordu. Bu derneklerin kurucuları genellikle Türkiye Ermenileri'nden daha çok Kafkasyalı Rus uyruklu Ermenilerdi. Bütün bu derneklerin ortak amacı Doğu Anadolu vilâyetlerinde okullar açarak evvelâ gençleri aydınlatmaktı; Osmanlı yöneticileri ise bu bakımdan derneklerin örgütlenmelerini hoş görüyor ve bunları Ermeni vatandaşların "doğal hakkı" olarak kabul ediyor ve bunların kamu düzenine aykırı bir tutum takınacaklarını düşünmüyorlardı. Ancak bu dernekler; "dışardan" gördükleri yardımlar ve kışkırtmalarla Ermeniler'i Osmanlı Devleti'ne karsı ayaklandıran komitelerin ilk "nüveleri" olmuşlardı. [6]
Bunların, yanında, yalnız ihtilâl amacıyla kurulan cemiyetler de vardı. 1878'de Van'da kurulan Karahaç Cemiyeti, Amerika'daki Clu Clux Clan benzeri bir örgüttü. 1881'de Erzurum'da kurulan Anavatan Müdafileri Cemiyeti de Ermenileri silahlandırmayı amaçlayan ihtilâlci bir teşekküldü. Türkiye’de 1880'den itibaren kurulan cemiyetler ve komiteler ihtilâl amaçlıdır. Bu kuruluşlarda Rusya'dan gelen Ermeniler en büyük rolleri aldılar. Söz konusu cemiyetlerin faaliyetleri Tiflis'ten yönetilir, silah, cephane sağlamak için gereken paralar da buradan gönderilirdi. Cemiyet mensuplarınca ihtilâl ve bağımsızlık fikirleriyle duyguları körüklenen Türkiye Ermenileri, faal propagandaya girişmek üzere Kafkasya’ya geçiyorlardı. Muhacir Ermeniler ve Türkiye'deki Ermenilerin tam bir ihtilâlci olarak yetişmeleri için Rus askerî elemanları özel görevle çalıştılar.
Hınçak
Hınçak (Çan Sesi) Komitesi, aslen Kafkasya Ermenilerinden Rus uyruklu Avedis Nazarbeg ile karısı Maro ve Kafkasyalı diğer öğrenciler tarafından 1886 yılında İsviçre'de kurulmuş ve komitenin düşüncelerini yaymak için de, yine Hınçak isminde bir gazete çıkarılmıştır. Bu komitenin başında ve üyeleri arasında çoğunluğu yine Rus uyruklu Ermeniler bulunmaktadır. Bu komite, kendisine çalışma bölgesi olarak Doğu Anadolu'yu seçmişti; bir zaman sonra komite merkezi, İsviçre'den Londra'ya götürülmüştür. [7]
Hınçak Komitesinin programı, Sosyalist, Marksist ve Merkeziyetçidir; Karl Marks'ın ilkeleri, temel olarak benimsenmiştir. Bu komite üyeleri, kendilerine sosyal demokrat dedikleri halde, siyasal programları tamamen bir komünist manifesto niteliğindedir. Komite, 1890 yılında merkezi İstanbul'da olmak üzere Osmanlı ülkesinin diğer vilayetlerinde de şubeler açmış ve bu suretle, örgütlenerek çalışmalarına başlamıştır. Bu komitenin ana politik amacı, Türkiye'deki Ermenileri Türklerden; İran Ermenilerini İranlılardan ve Rusya Ermenilerini de Ruslardan kurtarmak; sonra da, bütün bu memleketlerdeki kapitalistleri temizlemektir. İşçi ve üretici sınıf, insanlığın büyük bir çoğunluğunu kapsar. Bu sınıfın sermaye sahibi, zengin ve egemen bir azınlık tarafından sömürülmesinden kurtarılması, üreticinin bütün üretim kuvvet ve araçlarına, toprağa, fabrikalar, madenlere, ulaştırma vasıtalarına sahip olmasıyla gerçekleşir. Üretici sınıfın bağımsızlığı, bütün insanlığın kurtarılması, genel ve ekonomik ferahlık demektir. Bu amaca ulaşabilmek ve onu fiilen uygulayabilmek için, bütün uygar memleketlerdeki üretici sınıf, kendine özgü bir şekilde örgütlenmeli ve emrindeki genel politik olanakları harekete geçirerek, bütün ülkelerle birlikte komünist ihtilalini yapmalıdır. Bu sayede diğer sınıflar ortadan kalkar ve üretici sınıf, sosyalist bir düzen kurar. Bu kuruluşta halk, kendi kanunlarını kendisi yapar ve kudretini gösterir. [8]
Bugünkü durumda Ermeniler, mutlakıyet idaresine bağlı sınıfların yönetiminde bulunuyorlar. Bunların yönetim, vergi ve maliye sistemleri, kendileri için yıkıcıdır. Onların çevresinde bir taraftan üretim kapitalist şekilleri uygulanırken diğer yönden devamlı olarak eski ekonomi ve yönetim şekilleri yok olmaktadır.
Amacı ve Hedefleri
Ermeni sosyalist demokratları ve bütün Ermeniler için genel ve bütünü kapsayacak bir sosyalizm düzeninin sağlanması, uzak bir amaç olarak kabul edilmekte ve bu nedenle bütün eğilim ve uğraşılar, yakın bir hedef seçilmesini gerektirmektedir. İşte bu yakın hedef, sosyal demokrat Ermeni İhlalci Hınçak Partisi'ni oluşturmuştur. Bu yakın hedefler şunlardır:
- İhtilal çıkarmak.
- Mutlakıyet yönetiminin egemen sınıflarını yok etmek.
- Ermenileri kölelikten kurtarmak.
- Politik işlere karışmak için Ermenilere güç vermek.
- Ekonomik ve kültürel ilerlemelerine etki yapan engelleri kaldırmak.
- İşçi sınıfının istek ve eğilimlerini açıkça söyleyecekleri ortamı hazırlamak.
- Ağır çalışma koşullarını düzeltmek.
- Kendilerine özel siyasi bir varlık halinde örgütlenmeleri için sınıf hakkında bilgi sağlamak.
- Halkın çalışmalarını kolaylaştırmak ve onların uzak hedeflere doğru ilerlemesine yardım etmek
Bütün bu düşüncelere uygun olarak Hınçak Komitesinin yakın hedefi, mutlakıyet yönetimlerini, sınıflarını yıkmak için çalışmak ve bunları demokrat, meşruti rejimlerle değiştirmektir. Bunun da ana koşulları şunlardır:
Halkın temsili için, her kesim doğrudan doğruya oylarını kullanmak suretiyle yapılacak seçimle bir teşrii (kanun yapıcı) meclis kurulmalı. Bu meclis, memleketin politik ekonomik ve bütün işlerini ve kanunlarını inceleyerek bunlar hakkında karar verme yetkisine sahip olmalı. Vilayetlere geniş bir muhtariyet verilmeli. Halk için tam bir hürriyet sağlanmalı. Halk, hükümet memurlarını, kamu hizmetlerinde çalışan bütün şahısları, güvenlik memurlarını, eğitim ve adalet işlerinde çalışan memurlarını seçebilmeli. Milliyet ve sınıf farkı gözetmeden her reşit vatandaş gerek vilayetler ve gerek muhtar idareler için temsilci seçilmeye yetkili olmalı. Bütün vatandaşlar kanun önünde, milliyet ve din farkı gözetilmeksizin eşit olmalı. Basın, söz, vicdan, toplanma, dernek kurma ve seçim mücadelesi için tam serbestlik verilmeli. Her vatandaşın şahsı ve evi, saldırılara karşı korunmuş olmalı. Kiliseler, hükümetten ayrılmalı; bütün dini kuruluşlar, yalnız kendilerinden olan ve buralara devam eden şahısların yardımlarıyla varlıklarını korumalı. Bütün halk, askerliğini barışta milis örgütleri şeklinde yapmalıdır. Laik ve zorunlu bir eğitim düzeni uygulanmalı; hükümet, fakirlere yardım etmelidir.
Halkın ekonomik durumunun ıslahıyla ilgili olduğu için, yukarıda sözü edilen siyasi hakları elde ederek o ilkelere dayanmak suretiyle aşağıdaki koşulların yerine getirilmesi gereklidir:
Mevcut vergi sistemi kaldırılmalı, yerine belirli bir güç ve ödeme kabiliyetine göre ileri bir vergi sistemi konulmalı. Vasıtalı vergiler, tamamen kaldırılmalı. Köylüler, her türlü borçlardan kurtarılmalı. Halkın veya hükümetin yardımlarıyla ziraat makineleri sağlanmalı bunların kullanılması öğretilmeli ve bunlar halka verilmeli. Halk içinde ziraat ortaklıkları kurulmalı, bu ortaklığın amacı, ziraat ürünlerinin satışı, tohum, hububat ve benzeri gibi şeylerin satın alınması ve yönetimi olmalı. Her cins ulaştırma ve temas için araç sağlanmalı. Hükümet, çalışanların sömürülmesini önlemek için yardım etmeli ve bunları korumak için kanunlar çıkarmalı.
Ermenilerin çoğunluğunun bulunduğu Türkiye Ermenileri ve onların yaşadıkları yerler, vatanımızın en geniş topraklarıdır. Ermeni çoğunluğunun davası, Berlin Antlaşması'nın 61. Maddesi ve diğer uluslararası koşulların gücüyle, bir hak durumuna gelmiş ve Avrupalı büyük devletler tarafından da tanınmıştır.
Programı
Osmanlı imparatorluğunun siyasi, ekonomik ve mali düzensizliği, düşüşü, iflas etmiş durumu, iç karışıklıkları ve zelzeleye uğramış hali, Osmanlı hükümetinin yok olmasını zaruri ve kesin kılmış, diğer Avrupalı devletlerin etkileri de buna yardım etmiştir. Avrupa'daki Osmanlı topraklarının bir kısmının da sistemli bir şekilde parçalanarak diğer devletlerin eline geçmesinden ötürü aşağıdaki hususların sağlanması, tarihi bir lüzum ve zaruret halini almıştır:
Ermeni komitecileri, bugün uğraşlarını Ermenilerin davasını savunmak ve sonuçlandırmak için yakın amaca göre harcayacaktır. Bu duruma göre ihtilalin uğraşı sahası, Türkiye'de yaşayan Ermenilerin bölgesi olacaktır. Ermenilerin geleceklerini Osmanlı Devleti'nin kaderinden ayırmak gerekeceğinden, Ermenilerin en yakın amacının ilk koşulu Ermeni bağımsızlığıdır.
Ermenileri yakın amaca ulaştırmanın çaresi, bir ihtilalle yani zorla Türkiye'deki Ermeni bölgelerindeki genel kuruluşu alt üst etmek, değiştirmek; genel isyanla, Türk hükümetine karşı savaş açmaktır. Bu uğraşların vasıtaları:
Matbuat, kitap ve konuşmalarla halk arasında ve özellikle işçiler içinde propaganda yapak; Hınçak Partisi'nin ihtilal fikirlerini yaymak, halk arasında ihtilalci örgütler kurmak ve isyan çıkarmak. Türk istibdat elemanlarını, hafiyeleri, muhbirleri, hainleri ve ihanet edenleri cezalandırmak; terörü, ihtilal örgütlerinin savunması için bir vasıta ve halkı ezenlerin ve alçakların uğraşılarına karşı koruyucu olarak kullanmak. Hükümet askerlerinin veya aşiretlerin saldırılarına karşı halkı korumak için, elde silahlı hazır bir kuvvet bulundurmak; akıncı alayları kurmak. Bu alaylar, yapılacak bir genel isyanda öncülük görevini yapacaklar. Birbirine bağlı, tam bir birlik ve beraberlik içinde ortak hedefe yürüyen, aynı taktiği uygulayan, bir merkezden sevk ve idare edilen düzenli ve birçok gruplardan oluşan genel ihtilal örgütü kurulmalıdır. Türkiye'deki örgütlerin bütün güç ve yetkileri, Hınçak Komitesi'nin teşkilat ve uğraşlılarını gösteren bir tüzükle tespit edilmiştir. Düzenlenen bir isyanı uygulamak için olaylar yaratmak. Herhangi bir devletin Türkiye'ye karşı savaşa girmesi, genel bir isyanın başarıya ulaşması için en uygun bir zamandır.
Ermeniler ile kaderleri bir olan ve aynı bölgede yaşayan diğer azınlıkları kendi tarafımıza çekmek, onlarla birlikte müşterek düşmanımız olan Türk Hükümeti'ne karşı savaşmak. Hınçak Komitesi'nin en büyük amacı, Doğu Anadolu'daki bütün diğer azınlıklarla birlikte, Osmanlı devletinin esaretinden kurtularak İsviçre'de olduğu gibi bir federasyon kurmaktır. [9]
Bir siyasi programa göre çalışan Hınçak Komitesi, özellikle işçi sınıfına çok uygun gelen Marksizm propagandası yapmıştır. Karışıklıklar çıkarmak ve ihtilal yapmak için, gençler, dini liderler, avantürler ve işsizler, komiteye girmeye ve buralarda çalışmaya can atmışlar; Komite yöneticileri de, sınıf esası üzerine çalışarak bir Ermeni Proletaryasını yaratmak istemişlerdir. Komitenin bu çalışmaları, Türkiye''eki yaşama koşullarına göre, bir sosyalizm propagandasından öteye geçememiştir. Hınçak Komitesi'nin düzenlediği ayaklanmalara, birçoğu dış memleketlerden ve özellikle Rusya'dan gelmiş ve bu gibi işlere yatkın kimseler de girmişlerdir.
Ermenilerin eyleme geçmeleri, memlekete çok ağır ve giderilmesi olanaksız kanlı olaylara etken olmuştur. Hınçak komitesinin örgütlerini kurmak için Cenevre''en Tiflisli Şimavon, İran'dan S. Danielyan, Trabzon'dan Rus uyruklu Rupen Hanazat, Batum'dan H. Megavoryan geldiler. Uzun süren tartışmalardan sonra, İstanbul Hınçak Komitesi Merkezi kurulmuştur. Bu örgüte, İstanbul'da 1890 yılından evvel kurulmuş olan diğer ihtilalci örgütler de katılmışlardır[10].
Görülüyor ki, Türkiye'deki Ermenilerin alın yazısı, birçok Rus Ermeni’sinin eline bırakılmıştır. Bu arada komiteye girmeyenler ve para yardımı yapmayanlar, baskı altında tutulmaya veya öldürülmeye başlanmışlardır. Örgütler, büyük bir hızla Anadolu'daki vilayetlere de yayılmışlardır.
Taşnaksutyun Komitesi (Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği
Taşnaksutyun sözcüğü Ermenice’de federasyon anlamına gelmektedir özellikle Rusya’dakiler olmak üzere çeşitli ermeni grupların bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı için bu partiye federasyon ismi verilmiştir. Sözcük Türkçe’de kullanılırken kısaltılmış ve değiştirilmiş, kısaca Taşnak denilmiştir.
Hınçaklar'ın içerisinde liderlik savaşımı sürerken, bu durumdan hoşnut olmayan bir kısım Hınçaklar 1890'da Turuşak (Bayrak) isimli bir gazete çıkarmalardı. Daha sonra bunlar aynı adlı bir dernek haline gelmişlerdir. Bu dernek daha sonra Taşnaksutyun-Taşnaksagan (Ermeni İhtilal Dernekleri Birliği) adı altında yeni bir örgüte çekirdek olmuştur. Bu yeni dernek ilk defa 1890 tarihinde Kafkasya'da kuruldu. Tamamen Rus taraftarı olan Taşnakların ilk teşekkülleri sırasında amaçlan Tiflis’te kurulmuş olan Genç Ermenistan, merkezi Van'da bulunan Ermeni Cemiyeti-armenagonlar ve Hınçaklar birleştirmek ve Türkiye'ye geçen çetelere yardım etmekti, tik üç yıl belli bir programlan bile yoktuk (Bir düzine silah nakledecek çete, bir düzine programdan daha değerli) diyorlardı. Yani Karl Marks'ın (Bir düzine program yerine hakiki bir adım "iş" daha değerlidir. )sözünü benimsemiş ve bu şekilde değiştirmişlerdi. Amaçlarım, isyanlar çıkartmak suretiyle, Türkiye Ermenistan’ı için siyasi ve iktisadi Özgürlük elde etmek şeklinde ifade ediyorlardı.
Komitenin örgütüne verdiği emir şu idi:Türk'ü, Kürt'ü her yerde, her türlü koşullar altında vur, mürteciler, ahdinden dönenleri, Ermeni hafiyelerini, hainleri öldür, intikam al. Bu suretle dahilde isyanlar çıkarmak, arkasından Bulgaristan'da ve Lübnan’da olduğu gibi bir muhtar idare elde etmek isteğinde idiler. Ermeni yazar M. Varantyan Taşnaksutyun Tarihi adlı yapıtında bu dernek hakkında şöyle demektedir:"Bu örgüt düşünür gençlik kitlesine dayanmakladır. Özgürlük, bağımsızlık düşüncelerini demokrasi temelini yaymaktadır. Ermeni zenginleri bu kuruluştan sürekli uzak kalmışlardır. 0rtada yalnız düşünür halk kitlesi, demokrat kitle vardı, içlerinde burjuvadan tek tuk kimse vardı. Gerek Kafkas'ta gerek Türkiye'de sürekli aşağı tabaka kişileri çalışmıştır. Köylü, sanatkâr, papaz, esnaf, öğretmen, okul mezunları, müstahdemler, Üniversiteliler, küçük memurlar, doktorlar bu jütte çalışmıştır. Başka türlü de olamazdı. Zira bu düşünceleri yayanlar, Alışan Nalbantyan gibi halktan gelme Ermeni ihtilalinin düşünürleri, büyük rehberleriydiler. Taşnaksutyun Hınçaklarla da anlaşmak istedi. Onlar Rus Gençliğinin sosyal demokrat programını izliyorlardı. Türkiye'de aynı temelde Karl Marks'ın ilkeleri üzerine Ermeni Proletaryası namına çalışmak.
Genel merkez Tiflis'te olacaktı. Taşnaksutyun liderleri bu suretle Hınçaklar Kafkasya'da itibar olmayan Nazarbeg ile karısından ayırmak istiyorlardı. Anlaşmaya ve bir merkez kurulmasına karşın, Hınçaklar işbirliğine yine yanaşmadılar ve 1896'ya kadar kendi kendilerine çalıştıktan sonra Türkiye'deki etkileri büsbütün azaldı. 1890'da bir bildiri yayınlayarak bütün Ermenileri aynı bayrak (Taşnaksutyun Bayrağı) altında işbirliğine davet ettiler. " [11]
Taşnaksutyun Komitesi 25 Temmuz 1896 tarihinde yayınladığı muhtırada da şöyle demektedir:"Bizim amacımız olan bir isyan ve ihtilalle Türkiye Ermenistan’ın siyasi ve iktisadi ve kurtuluşunu temindir. Fakat buna rağmen memleketimizde mevcut olan komünist eğilimlerini koruma ve kışkırtmaya devam edeceğiz. Bilimsel sosyalist sözleşmelerimiz size hangi temel ve manada yaklaşmış olduğumuzu gösterir.
Hınçak İhtilal Partisi
Ermenistan'da ihtilal hareketlerini yöneten tek Ermeni Partisidir. Merkezi Atina'dadır. Ermenistan’ın bütün şehirlerinde ve köylerinde, Ermenilerin bulunduğu yabancı ülkelerde şubeleri vardır. Dr. Cyrus Hamlin 23 Eylül 1893 tarihinde Boston'da yayınlanan Congregetionalist Dergisinde, Hınçak İhtilal Partisinin çalışmaları hakkında şunları yazmaktadır. "Hınçak İhtilal Partisinin kökü Rusya'dadır. Bunları rus altını ve zekâsı yönetmektedir. Bütün merkezlerinde ve yabancı Ülkelerdeki misyonerler, bütün Protestan Ermeniler, bunları her yerde haber vermelidirler. Bunlar, suçsuz ve cahilleri hilelerle kandırarak, fesat çıkararak bu partiye sokmaya çalışmaktadırlar. Bundan ötürü Ermenilere yardım ederken, bu hareketi onaylar şekilde yorumlanabilecek duruma düşmemek ve nefret ve ürküntü uyandırmamak için çok dikkatli olmak gerekir. Amerika misyoner örgütünde Boston'dan Yürütme Komitesi Başkanı Charles B. Rice imzasıyla Hınçak İhtilal Partisi hakkında şu bildiriyi yayınlamıştır. Ermeniler arasında İhtilalci Hınçak Partisi'nin yangına ve ihtilalci amaçlarını göz önüne alan Massachusetts misyoner merkez derneği, bütün ilgilileri, bu partiye hoşgörü ile davranmamaları konusunda uyarır. "
Hınçak İhtilal Partisi çoğu kaynaklarda Hınçak Komitesi ile birlikte verilmiştir. Bu konuda I. Derecede özelliğe sahip bir eser meydana getiren Esat Uras ise ayrı bir örgüt olarak ele almış ve incelemiştir. [12]
Armenakan Komitesi
Komitelerden ilki, 1885 yılında Portakalyan’a yetiştirdiği dokuz kişi tarafından Van'da kurulmuştur. İstanbul'da doğup öğretmenlik yapan Portakalyan, Van'da kendi açtığı okulunda birçok militan Ermeni talebe yetiştirmiş ve olaylara karıştığı Hükümetçe tespit edilince Van'dan uzaklaştırılmıştır. Fransa'ya giden Portakalyan, orada "Armenia" gazetesini çıkarmış ve "kan dökmeden hürriyetin elde edilemeyeceği" propagandasını yaymaya başlamıştır. Gazetenin 1885'te Osmanlı Devleti'ne, 1886'da Rusya'ya girişleri yasaklanmışsa da, gizlice buralara gönderilmiştir.
Armenakan'ın kurucuları, Mıgırdiç Terlemezyan (Avetisyan), Grigor Terlemezyan, Ruben Şatavaryan, Grigor Adian, Grigor Acemyan, M. Bartutciyan, Gevord Hancıyan, Grigor Beozikyan ve Garegin Manukyan olup Portakalyan'la irtibatı sağlayan Avetisyan tarafından İdare edilmiştir. İlk siyasî teşekkül olması bakımından, 7-8 kopya hâlinde hazırlanmış ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra neşredilmiş olan parti veya cemiyet programını gözden geçirmekte fayda vardır. İhtilâl yoluyla Ermenilerin kendi kendilerini idare etmek amacıyla kurulan partiye sadece Ermeniler üye olarak kabul edilmiştir. Parti, gayesine ulaşmak için aynı ideale İnanan bütün milliyetperver Ermenileri bir araya getirmek, ihtilâlci fikirleri yaymak, üyelerine silah kullanmak, askeri talim yapmak, silah ve para temin etmek, gerilla güçleri meydana getirmek, halkı genel bir harekete hazırlamak gibi faaliyetleri yürütecektir. Merkez teşkilatının yanı sıra bölge- teşkilatının kurulması ve diğer ihtilâlci kuruluşlarla işbirliği yapması da öngörülmüştür.
Silah kullanma ve askerî strateji konusundaki talimin Van Ermeni Okulu'nda Rus Konsolosluk Binbaşısı Kamsaragan tarafından yaptırıldığı belirtilmiştir. Partinin bilinen faaliyetleri, Kürt kılığına giren Havannes Agripasyan, Vardan Goloşan ve Karabet Kulaksızyan isimli komitecilerin Türk zaptiyelerine saldırmaları, çeşitli cinayetler, aşiretlere saldırılar. 1892 Ekim'inde Van'da polis memuru Nuri Efendinin katli, 896 Haziran'ında Hınçak komitesi mensuplarıyla birlikte her iki taraftan birçok kişinin ölümüne sebep olan Van isyanına katılmaları, Avatisyan'ın liderliğinde 200 kişilik bir çete kurmaları ve Taşnaksagan ve Vartan çeteleriyle birlikte Karahisar dağlan yakınında aşiretlerle ve Asurilerle çarpışmaya girişmeleridir. Taşnaksagan ve Armenakan çetelerinin hemen hemen tamamının telef olduğu ve bu çatışmadan bir süre sonra Armenakan partisinin üyelerinin Taşnak ve Hınçak Partisine geçtikleri veya Ramgavar partisine dönüştükleri ifade edilmiştir. [13]
Sonuç
Çalışmamız, Ermeni komitelerinin faaliyetleri ve dış bağlantıları, meselenin bir azınlık hakkı arayışından ziyade, sistemli bir ayrılıkçı hareket olduğunu açıkça göstermektedir. Günümüzde bu tartışmaların hala sıcak tutulmasının temelinde, tarihsel gerçekleri aydınlatma arzusundan çok, Türkiye üzerinde kurulmak istenen siyasi tahakküm yatmaktadır. "Sözde soykırım" iddiaları, zaman içerisinde bir "tazminat ve toprak" talebi zeminine oturtulmak istenmiş ve küresel ölçekte devasa bir siyasi-ekonomik sermaye hareketine dönüştürülmüştür.Türkiye, 2005 yılında yaptığı "Ortak Tarih Komisyonu" kurulması çağrısıyla, meselenin siyasetçilerin değil, tarihçilerin elinde çözülmesi gerektiğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Türk devletinin hiçbir evrakı saklamadan, tüm şeffaflığıyla arşivlerini açmış olması, haklılığının en büyük göstergesidir. Buna rağmen, diaspora faaliyetleri ve bazı devletlerin parlamentolarında alınan tek taraflı kararlar, hukukun ve tarihi gerçeklerin çiğnenmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.
Netice itibarıyla, Ermeni meselesi; emperyalizmin Osmanlı’yı parçalama stratejisinin bir ürünü olarak doğmuş, bugün ise Türkiye’nin bölgesel gücünü kısıtlamak amacıyla kullanılan bir enstrümana dönüştürülmüştür. Arşiv belgeleri ve tarafsız tarihi incelemeler, Türk milletinin haksız yere suçlandığını ve asıl trajedinin dış kışkırtmalarla birbirine düşürülen kardeş halklar arasında yaşandığını kanıtlamaya devam edecektir. Türkiye’nin şeffaf arşiv politikası ve bilimsel yaklaşımı, bu uluslararası dezenformasyon kampanyasına karşı en güçlü kalkanı oluşturmaktadır.
Kaynakça
Bildirici, Yusuf Ziya. Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar ve Fransız-Ermeni İlişkileri. Ankara: 1999.
Ertan, Timuçin F. “Lozan Konferansında Ermeni Sorunu”. Kök Araştırmalar 2/2 (Güz 2000): 209-220.
Kuran, Ercüment. “Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu”. Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu içinde. Ankara: 2000.
Metin, Halil. Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları. Ankara: 2001.
Karabekir, Sadir, Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi,Türkiye ve Siyaset Dergisi,s.1-9
Sakarya, İhsan. Belgelerle Ermeni Sorunu. 2. Baskı. Ankara: Gnkur. Basımevi, 1984.
Süslü, Azmi. Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı. Ankara: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, 1990.
[1]Timuçin.F.Ertan, Lozan Konferansında Ermeni Sorunu, Kök Araştırmalar, Cilt II, Sayı 2, Güz 2000, s.209.
[2]Kuran, Ercüment, Ermeni Meselesinin Milletlerarası Boyutu, Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu, Ankara, 2000, s.58.
[3] Sadir Karabekir, Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi, Türkiye ve Siyaset Dergisi, s.1-9.
[4]Metin, Halil, Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler Ve Ermeni Olayları, Ankara, 2001, s.94.
[5]Bildirici, Yusuf Ziya, Adana’da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar Ve Fransız- Ermeni İlişkileri, Ankara, 1999, s.35.
[6] Sadir Karabekir, Tanzimat’tan Günümüze Ermeni Meselesi, Türkiye ve Siyaset Dergisi, s.1-9.
[7]Sakarya, Em. Tümg. İhsan, Belgelerle Ermeni Sorunu, Gnkur. Basımevi, s.76-80, Ankara 1984, 2. Baskı
[8] Sakarya, a.g.e., s.79-83.
[9] Sakarya, a.g.e., s.80-85.
[10] Sakarya, a.g.e., s.82-84.
[11] Metin, a.g.e., s.94.
[12] Metin, a.g.e., s.97.
[13]Süslü, Azmi, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Ünv.Rekt.Yayın No:5, Ankara, 1990.

























































Yorum Yazın