HAYAT VE ÖLÜM ÜZERİNE
İnsan, hayatı sever. Sevdiklerine, hayallerine, alışkanlıklarına ve geleceğe tutunur. Fakat hayatın değerini tam anlamıyla kavrayabilmek için onun bir gün sona ereceğini de kabul etmek gerekir.
Kur’an-ı Kerim, “Her nefis ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 185) buyurur.
Bu ayet yalnızca ölümün kaçınılmazlığını değil, hayatın sorumluluğunu da hatırlatır.
İslam’da ölüm bir yok oluş değildir. Dünya hayatından Baki olan ahiret hayatına geçiştir.
Dünya ise insanın imtihan edildiği, tercihleriyle değer kazandığı geçici bir konaktır. Bu anlayış, insanı hayattan koparmak yerine ona bir ölçü kazandırır: Dünyayı yaşa, fakat ona esir olma inşallah.
Psikolojik açıdan da ölüm gerçeğini kabullenebilmek önemlidir. İnsan, kaçınılmaz bir gerçeği sürekli bastırdığında kaygı ve belirsizlik duyguları güçlenebilir.
Buna karşılık ölümün hayatın doğal bir parçası olduğunu kabul etmek, insanın dikkatini “Ne zaman öleceğim?” sorusundan “Bugün nasıl yaşamalıyım?” sorusuna çevirebilir.
İşte manevi bilinç ile psikolojik olgunluk burada buluşur.
Ölümü bilen insan, zamanın kıymetini daha iyi fark eder. Sevdiklerini ihmal etmez, kırdığı gönlü onarmaya çalışır, kul hakkından sakınır, tövbeyi ertelemez. Çünkü bilir ki hayat sınırlıdır ve insanın elindeki en değerli sermaye zamandır.
Fakat ölüm bilinci, yaşam sevincini azaltmamalıdır.
Aksine insanı hayata daha sağlam bağlamalıdır.
Çalışmak, üretmek, sevmek, gülmek, aile kurmak, insanlara faydalı olmak ve geleceğe umutla bakmak da hayatın bir parçasıdır. Mümin, dünyayı terk etmez; dünyayı doğru yere koyar.
Çünkü mesele çok uzun yaşamak değil, yaşanan ömrü anlamlı kılabilmektir.
Bu yüzden sevgiyi ertelemeyelim.
Özrü ertelemeyelim.
İyiliği ertelemeyelim.
Tövbeyi ertelemeyelim.
Ölümü düşünmek, hayatı küçümsemek değildir. Tam tersine, her nefesin bir emanet olduğunu fark etmektir.
Hayat bize verilmiş bir fırsat, ölüm ise bu fırsatın sınırsız olmadığını hatırlatan gerçektir.
Belki de insanın ruhen olgunlaşması tam burada başlar: Ölümün kaçınılmazlığını kabul ederken hayata küsmemek; faniliği bilirken umudu kaybetmemek; dünyada yaşarken ahireti unutmamak.
Çünkü ölüm, hayatın düşmanı değildir.
Ölüm, baki hayatı kazanmak için bize verilen ömür sermayemizin bitişini gösteren bir nevi terhis emridir esasında.
Allah bizlere hayırlı bir ömür, huzurlu bir kalp, güzel ameller ve imanla tamamlanan bir hayat nasip eylesin.
























































Yorum Yazın