İYİYİ ÖĞÜTLEMEK KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK
(Emri bil mâruf Nehyi anil Münker)
Günümüzde mü’minlerin çoğunluğunun terkettiği, ama Rabbimiz Allah’ın Kur’anda mü’minlere farz olarak emrettiği görevlerden biri de: ‘Emri bil mâruf, Nehyi anil Münker’dir. Yani; “İnsanlara iyiyi öğütlemek, kötülükten sakındırmak.” İyi nedir, kötü nedir? derseniz. Kur’an ve Sünnet ölçeğinde Allah’ın rızasına uygun olan,olumlu ve faydalı olan Hakkı, adaleti, merhameti, sevgiyi ve güzel ahlakı içeren her türlü düşünce, söz ve davranış iyidir, iyiliktir. Her güzel söz ve her güzel davranış bir sadakadır. Kötü ise; Allahın rızasına ve insan fıtratına uygun olmayan, Allahın razı olmadığı, haram kıldığı; yalan, iftira, hırsızlık, gıybet, zulüm... gibi. çirkin ve zararlı olan her türlü düşünce, söz ve davranış kötüdür, kötülüktür. Rabbimiz Allah iyiyi öğütler kötüyü, kötülüğü de nehyeder, yasaklar. İyilikleri fazlasıyla mükafatlandırır. Kötülükleri de dengiyle ve azabıyla cezalandırır. Biliniz ki; İyinin ve iyiliğin, hakikatin ve doğrunun, güzelin ve faydanın, Hak ve adâletin ve güzel ahlakın yerleşmediği, kötülüklerin ve haramların terkedilmediği toplumlar asla huzurlu ve mutlu olamazlar. Kendileri huzursuz oldukları gibi başka toplumlara da huzur vermezler. Böyle insanların ve böyle toplumların geçmişte nasıl helâk edildiğini, Allah'ın azâbının onları nasıl kuşattığını ve birbirine kötülük yapan, zulmeden nice insanların ve kavimlerin geçmişte nasıl helak edildiklerini Rabbimiz Allah bize şöyle bildirir: “Biz birbirine zulmeden nice şehir/ülke halkını kırıp geçirdik ve onlardan sonra orada başka başka toplumlar meydana getirdik.” (Enbiya-11)
Bu nedene sevgili dostlar, başta anne ve babalar olmak üzere ilim ve irfan sahibi olan, edeb ve âdab sahibi olan âlimler ve tüm müminler ve özellikle büyükler ‘Emri bil mâruf ve Nehyi anil Münker’den sorumludurlar. Namazdan, Oruçtan ve diğer ibadetlerden sorumlu oldukları gibi!.. Bu görevi yapmayanlar Allahın emrini yapmamış olur ve günah kazanır ve hesabı da ağır olur. Bunu asla unutmayın! Çünkü islamda; insan kendi nefsinden sorumlu olduğu gibi ailesinden ve çevresindeki mü’min kardeşlerinden de sorumludur. Zira İslam dini toplum dinidir. Peygamberimiz Hz.Muhammed bir sözünde şöyle buyurur: “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyi diğer din kardeşleri için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş, olamaz.” Yani gerçek mü’min olamaz!” Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Siz, (ey müminler) insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir toplumsunuz. iyiliği öğütler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız; Çünkü siz Allah'a inanıyorsunuz...”' (Ali İmrân-110). Allahın bu emri; bir mü’minin sadece kendisinden sorumlu olmadığını, içinde yaşadığı toplumun huzuru, saadeti ve güvenliği için çevresinden de sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda müminler; insanlığın ve dahi islamın en önemli ilkeleri olan iyiyi ve doğruyu, doğruluğu ve dürüstlüğü, güzel ahlakı, adaleti, merhameti ve sevgiyi öğütleyen, iyiye örnek olan, kötülükten sakınan ve sakındıran en güzel ahlâka sahip olan bir peygamberin vârisleri olarak; “Emri bil mâruf ve Nehyi anil münker” den sorumludurlar. Peygamberimiz Hz.Muhammed bir hadisinde şöyle buyurur: “Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin! Buna gücü yetmezse diliyle (öğütle) düzeltsin! Buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin/kınasın! Bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.'”
Mü’minler iyiyi ve doğruları öğütlemeye ve uygulamaya, kötülükten sakınmaya ve sakındırmaya ve örnek olmaya önce kendisinden başlamalı. Zira, ne acıdır ki, günümüzde mü’minlerin çoğu başkalarına güzel güzel öğütler verirler, mesajlar gönderirler ama maalesef kendileri o öğütleri nefislerine uygulamazlar ve yaşamazlar. Yoksa günümüzde müslümanlar arasında kötülükler, zulümler ve hayasızlıklar bu kadar çoğalır mı? Müslümanlar bu konuya çok dikkat etmeli,. Zira Rabbimiz Allah bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır; “Siz Kitabı (Kur’anı) okuduğunuz hâlde, iyiliği başkalarına öğütleyip de kendinizi unuturmusunuz. Yoksa siz, bunun doğru olmadığını anlamıyormusunuz?” (Bakara-44) Mü’min, iyiliği öğütlemeye ve kötülükten sakınmaya ve sakındırmaya önce kendisinden ve ailesinden başlamalı. Eğer bir toplumda aileler edep ve âdab yönünden, iman ve ahlak yönünden iyi olursa, biliniz ki, o toplumun hepsi güzel ahlaklı, güzel edebli ve medenî bir toplum olur. Peygamberimizin Medinede inşâ ettiği “Asrı Saadet toplumu” böyle inşâ edilmiş bir toplumdu. O peygamberin düsturu şu idi: “Komşusu açken kendisi tok sabahlayan bizden değildir.” Hz. Lokman da bu öğluna şu öğüdü vermişti: "Yavrum, namazı gereği gibi (yaşayarak) dosdoğru kıl; insanlara iyiliği öğütle, kötülükten/fenâlıktan alıkoy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete de katlan. Çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdir." (Lokman-17). Sözümüzü Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim. “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidir/dostlarıdır.
Onlar iyiliği öğütlerler, kötülükten sakındırırlar...” (Tevbe-71) Ömrünüz sağğlıklı, huzurlu ve feyizli olsun!
Cumanız mübarek olsun!
(muallimosman)

























































Yorum Yazın