Reklamı Geç
Modelin Mobilya Ercan Güzel
culha gold
Bambinoo Eda Güneşer
bahar home mehmet taze kırıkhan
Hatay
BIST14.473
DOLAR48.1334
EURO56.1765
ALTIN7174.8
BTC/USD78992.456
Sucan

Sucan

Mail: [email protected]

KÖKÜMÜZ SOFRADADIR

 

KÖKÜMÜZ SOFRADADIR

 

Şehirde yaşarız. 

Apartman kapılarının şifresini ezberleriz. Trafiğe, gürültüye, telaşa alışırız. 

Ama akşam sofraya oturduğumuzda tabağımız hala köyden gelir.

 

Peyniri köyden gelir. Kokusu başka. 

Domatesi köyden gelir. Tadı başka. 

Salçası köyden gelir. Rengi başka. 

Nar ekşisi köyden gelir. Ekşisi başka. 

Baharatı köyden gelir. Kokusu başka. 

Zeytini, yumurtası, ekmeği, tarhanası... Hepsi bir kolide, bir poşette, bir emanette gelir.

 

Çünkü şehirde yaşarsın ama yemeklerin en güzelini köyden alırsın. 

Bedenimiz şehirde yaşar ama damak tadımız köyde kalır.

 

Bu sadece yemek meselesi değil ki. 

Bu, kök meselesi. 

Bu, emek meselesi.

 

Hele bir de köyden geçerken... 

Köy kadınlarının avluda kaynattığı salçanın, 

Kazanda fokurdayan pekmezin, 

Güneşte kuruyan biberin, 

Bidonda bekleyen nar ekşisinin bir kokusu vardır. 

O kokular bin derde devadır, insana can katar.

 

Hele bir de bahçeden yeni kırpılmış maydanozun, rokanın, nanenin kokusu vardır. 

O koku diyar diyar yayılır. 

Elin değince mis gibi yeşerir, sofraya bereket olur.

 

Köyden gelen emeklerin kapağını açtığın zaman tüm ev halkı anlar köyden geldiğini. 

O koku yalan söylemez.

 O tat taklit edilmez.

 

O koku emektar kadınlarımızın ellerindedir. 

Sabahın köründe kalkıp biber ayıklayan, 

Saatlerce ocağın başında salça karıştıran, 

Narları tek tek sıkıp ekşiyi kaynatan, 

Peyniri tuzlayıp küpe basan, bahçeden yeşillik toplayan kadınlarımızın ellerinde. 

Allah onlardan razı olsun. Emekçi kadınlarımıza selam olsun.

 

Biz belki şehirde büyüdük, şehirde ekmek yedik, şehirde yuva kurduk. 

Şehir bize iş verdi, okul verdi, hız verdi, hayat verdi. 

Ama bayramda gidilen o köy evi var ya... 

Kapıdan girince gelen tandır kokusu, sobanın üstündeki çay, bahçedeki ceviz ağacı. 

Kilerde dizili kavanozlar... İçinde güneş gibi duran salça, şişede parlayan nar ekşisi, beze sarılı köy peyniri, bez torbada mis gibi baharat. 

İşte yüreğimizin ısındığı yer orası.

 

Şehir bize çok şey kattı. 

Köy ise bize kim olduğumuzu hatırlattı. Sabrı verdi, bereketi verdi, paylaşmayı verdi.

 

Sonra bir kavanoz köy peyniri geliyor. Bir şişe köy nar ekşisi. Bir poşet köy baharatı. Bir kavanoz salça. Bir bağ maydanoz, nane. 

Anlıyorum ki biz ne kadar şehirli olursak olalım... 

Karnımız da, gönlümüz de hep köyden doyar.

 

Kaybetmeyelim bunu. 

Çocuklarımıza da anlatalım. Domatesin marketten değil, topraktan çıktığını. 

Salçanın yazın kurutulan biberden, nar ekşisinin sabırla kaynatılan nardan, peynirin alın terinden, maydanozun, nanenin sabah çiyinden olduğunu.

 

Şehir bize ekmek verdi. 

Köy bize kök verdi. 

Ve o kök, toprağa eğilen ellerin sayesinde hala yeşeriyor.

 

Ben bilirim o kokuyu. Çünkü o koku, sabahın ilk ışığında tarlaya düşen çiyin kokusudur. 

O tat, sabırla beklenen hasadın tadıdır. 

Bir kavanozun kapağını açınca eve dolan bereket, aslında bir yılın emeğidir.

 

Ve bilirim ki... 

O tat eksilirse, biz de eksiliriz. 

O emek unutulursa, biz de unutuluruz.

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
bahar home mehmet taze kırıkhan