Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali
İsmail CİNGÖZ
Uluslararası Siyaset Uzmanı
Bilgi kesim tarihi: 25 Ağustos 2026
Öz
Türkiye-İsrail ilişkileri, Gazze savaşı sonrasında Suriye merkezli stratejik rekabetin belirginleşmesiyle yeni bir aşamaya girmiştir. İsrail’in Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik saldırısı, Türkiye’nin Suriye’de artan askerî ve siyasi etkisi ile İsrail’in güvenlik önceliklerinin doğrudan temas edebileceğini göstermiştir. Çalışmada iki ülkenin askerî kapasitesi; ABD ve NATO faktörü, Şuşa Beyannamesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail-Yunanistan-GKRY yakınlaşması, Mısır ve Körfez ülkeleri ile Rusya’nın muhtemel tutumu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Mevcut koşullarda planlanmış ve geniş çaplı bir Türkiye-İsrail savaşı düşük ihtimalli görünmekle birlikte, Suriye’de Türk personelinin hedef alınması veya yanlış hesaplamaya dayalı bir askerî olay karşılıklı misillemeleri tetikleyebilir. Bu nedenle asıl risk, tarafların bilinçli biçimde savaş aramasından çok, Suriye’de daralan stratejik mesafenin kontrol edilmesi güç bir tırmanmaya dönüşmesidir.
Anahtar Kelimeler: Türkiye-İsrail ilişkileri, Suriye, askerî denge, bölgesel güvenlik, sıcak çatışma.
Abstract
Türkiye-Israel relations have entered a new phase as strategic rivalry centred on Syria has become increasingly pronounced following the Gaza war. Israel’s strike on the Abu al-Duhur Military Airbase demonstrated that Türkiye’s growing military and political influence in Syria and Israel’s security priorities may increasingly come into direct contact. This study examines the military capabilities of both countries together with the roles of the United States and NATO, the Shusha Declaration, the Mecca Joint Defence Agreement, Israel’s growing cooperation with Greece and the Greek Cypriot Administration, as well as the possible positions of Egypt, the Gulf states and Russia. Under current conditions, a planned and large-scale Türkiye-Israel war remains unlikely. However, an attack involving Turkish personnel in Syria or a military incident caused by miscalculation could trigger a cycle of retaliation. The principal risk, therefore, lies not in a deliberate decision by either side to seek war, but in the possibility that the narrowing strategic distance in Syria could evolve into an uncontrollable military escalation.
Keywords: Türkiye-Israel relations, Syria, military balance, regional security, armed conflict.
Giriş
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, Gazze savaşı sonrasında sertleşen siyasi söylemin ötesine geçerek Suriye, Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik mimarisi üzerinden stratejik rekabete dönüşmektedir. İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması bu gerilimin yeni bir eşiğe ulaştığını göstermiştir. İsrail, Suriye’nin üsse Türk askerî unsurlarının konuşlanmasına izin vermek üzere olduğunu ileri sürerken Türkiye bu iddiayı reddetmiş; Suriye yönetimi de bölgede kalıcı Türk üssü veya kuvvet konuşlandırılması planlanmadığını açıklamıştır.[1]
Artık mesele yalnız Gazze ve Filistin üzerinden okunabilecek diplomatik bir ihtilaf değildir. Türkiye’nin Şam yönetimiyle geliştirdiği askerî eğitim ve savunma iş birliği ile İsrail’in Suriye’de kendi güvenlik alanını askerî tedbirlerle genişletme yaklaşımı, iki ülkenin stratejik etki alanlarını birbirine yaklaştırmaktadır. Bu nedenle “Türkiye ile İsrail arasında sıcak savaş çıkar mı?” sorusu; askerî kapasitenin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO (North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), Şuşa Beyannamesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail-Yunanistan- Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) yakınlaşması, Mısır ve Körfez ülkeleri ile Rusya faktörü birlikte değerlendirilerek cevaplandırılmalıdır.
Suriye: Türkiye-İsrail Rekabetinin Yeni Temas Hattı
Ebu Zuhur saldırısının önemi, üssün mevcut askerî kapasitesinden çok, hedef seçimine yüklenen anlamdan kaynaklanmaktadır. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in saldırı öncesinde Washington’u bilgilendirmediğini ve olayın Türkiye ile doğrudan askerî tırmanmaya yol açabilecek kadar tehlikeli olduğunu belirtmiş; saldırının Türkiye’yi askerî karşılığa çekme amacı taşıyabileceği ihtimalini de gündeme getirmiştir.[2]
Washington bu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış hesaplamaları önleyecek daha kurumsal bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde çalışmaktadır.[3] 23 Ağustos 2026’da Ürdün’de ABD arabuluculuğunda yapılan Suriye-İsrail görüşmelerinde de İsrail saldırılarının durdurulması, Türkiye-İsrail geriliminin Suriye’ye yansımaması, İsrail’in 8 Aralık 2024 öncesi hatlara çekilmesi ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden uygulanması ele alınmıştır.[4] Ancak İsrail güçlerinin 23–24 Ağustos 2026 günlerinde Kuneytra ve Dera kırsalındaki hareketliliği, diplomatik arayışlara rağmen sahadaki gerilimin sürdüğünü göstermektedir.[5]
Türkiye açısından diğer önemli gelişme, Ankara’nın PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendirdiği PYD/YPG’nin ağırlığını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Şam yönetimiyle bütünleşme sürecidir. SDG lideri Mazlum Abdi, 20 Ağustos 2026’da askerî, güvenlik ve idarî kurumların Suriye devlet kurumlarıyla entegrasyonunun tamamlandığını açıklamıştır.[6] Bu sürecin fiilen tek devlet ve tek ordu yapısına dönüşmesi, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve sınır güvenliği bakımından uzun süredir savunduğu yaklaşımın önemli ölçüde karşılanması anlamına gelecektir.
Buna karşılık İsrail, Türkiye’nin yeni Suriye yönetimi üzerindeki artan nüfuzunu kendi güvenlik perspektifinden farklı okumaktadır. ABD Kongre Araştırma Servisi (CRS), Türkiye-İsrail rekabetinin en görünür olduğu alanın Suriye olduğunu ve İsrail’in Ankara’nın artan etkisini dengelemeye çalıştığını değerlendirmektedir.[7] Türkiye’nin Şam yönetimiyle askerî ilişkileri resmî iş birliği çerçevesinde yürütülürken Ankara, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirmektedir.[8]
Dolayısıyla Suriye, iki ülkenin savaş istememesine rağmen askerî unsurlarının giderek yaklaştığı bir yanlış hesaplama sahasına dönüşmektedir. Asıl tehlike planlanmış bir savaştan ziyade, bir İsrail saldırısında Türk personelin hayatını kaybetmesi ve bunun karşılıklı misillemeleri tetiklemesidir; zira böyle bir gelişme Ankara üzerindeki askerî ve siyasi karşılık verme baskısını önemli ölçüde artıracaktır.
Askerî Denge: İki Farklı Güç Modeli
Türkiye ile İsrail’in askerî gücünü yalnız sayısal büyüklük üzerinden karşılaştırmak yanıltıcıdır. İsrail; ileri teknolojiye dayalı hava gücü, istihbarat, elektronik harp, hassas vuruş kabiliyeti ve çok katmanlı hava-füze savunmasında önemli üstünlüklere sahiptir. CRS’ye göre İsrail 50 F-35 işletmekte, 25 ilave uçağın teslimatını beklemektedir.[9]
Türkiye ise stratejik derinlik, nüfus, kuvvet hacmi ve savunma sanayii altyapısı bakımından farklı avantajlara sahiptir. CRS, Türkiye’yi NATO içindeki ikinci büyük askerî kuvvet olarak tanımlamakta ve Ankara’nın dış politika kapasitesinin büyüyen millî savunma sanayiiyle desteklendiğini belirtmektedir.[10] İnsansız sistemler, elektronik harp, füze-mühimmat, kara ve deniz platformlarındaki millî üretim kapasitesi özellikle uzun süreli krizlerde önem taşımaktadır.
Stockholm International Peace Research Institute’e (SIPRI) göre İsrail’in 2025 askerî harcaması yaklaşık 48,3 milyar dolar ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’sının (GSYH) yüzde 7,8’i; Türkiye’nin harcaması ise yaklaşık 30 milyar dolar ve GSYH’sinin yüzde 1,9’udur. Türkiye’deki artışta yerli savunma sanayiine yapılan yatırımlar belirleyici unsurlardan biridir.[11]
Dolayısıyla doğru soru “hangi ülke daha güçlü?” değil, “hangi ülke hangi çatışma türünde daha avantajlıdır?” olmalıdır. Kısa süreli ve hava gücü merkezli bir harekâtta İsrail’in niteliksel avantajları öne çıkarken, uzun süreli ve kaynak tüketen bir çatışmada Türkiye’nin stratejik derinliği ve üretim kapasitesi daha belirleyici hâle gelebilir. Her iki durumda da kolay ve düşük maliyetli bir zafer gerçekçi değildir.
ABD ve NATO: Denklemin En Kritik Unsuru
Olası Türkiye-İsrail çatışmasının en karmaşık aktörü ABD’dir. Washington ile İsrail arasında uzun süredir güçlü askerî ilişkiler bulunmaktadır. 2016 tarihli mutabakat, 2019-2028 döneminde İsrail’e yıllık 3,3 milyar dolar dış askerî finansman ve 500 milyon dolar füze savunma desteği öngörmektedir.[12] İsrail’in niteliksel askerî üstünlüğünün korunması da Amerikan güvenlik politikasının yerleşik unsurlarından biridir.[13]
Ancak Türkiye 1952’den beri NATO üyesidir ve Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan geniş bir stratejik coğrafyada önemli askerî kapasiteye sahiptir. Bu nedenle Türkiye-İsrail savaşı Washington açısından yalnız iki ortak arasında tercih değil, daha geniş bir NATO ve bölgesel güvenlik krizi anlamına gelecektir.
NATO’nun 5. maddesi bir müttefike yönelik silahlı saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılmasını öngörür; ancak her devlet yardımın niteliğini gerekli gördüğü şekilde belirler.[14] Ayrıca 6. madde coğrafi kapsamı düzenlemektedir.[15] Dolayısıyla Suriye’deki bir Türk birliğinin vurulmasıyla Türkiye topraklarının doğrudan hedef alınması aynı hukuki ve siyasi sonucu doğurmayabilir.
Washington’un çatışmasızlık mekanizması arayışı da bu nedenle önemlidir. ABD’nin İsrail’in güvenliğine ilişkin taahhütleri devam ederken, NATO müttefiki Türkiye ile İsrail arasında kontrolsüz savaş çıkmasını önlemek için de güçlü nedenleri vardır. İlk tercihinin taraflardan birinin yanında savaşa girmekten çok çatışmayı önlemek olması beklenmelidir.
ABD’nin 24 Ağustos 2026’da Suriye’yi 1979’dan beri bulunduğu “teröre destek veren devletler” listesinden çıkarması ve Nusra Cephesi/Heyet Tahrir eş-Şam’a ilişkin bazı yaptırım tanımlamalarını kaldırması da denklemi değiştirmektedir.[16] Washington’un yeni Suriye yönetiminin ekonomik ve kurumsal istikrarına verdiği önemin artması, Suriye sahasının Türkiye-İsrail çatışmasına dönüşmesini engellemeyi ABD açısından daha da önemli hâle getirmektedir.
Şuşa Beyannamesi ve Mekke Anlaşması: Türkiye’nin Yeni Güvenlik Çevresi
Türkiye’nin dış güvenlik bağlantıları yalnız NATO’dan ibaret değildir. Türkiye ile Azerbaycan arasında 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine veya güvenliğine yönelik tehdit veya saldırı hâlinde derhâl istişareyi, gerekli yardımın kapsam ve biçiminin belirlenmesini ve askerî koordinasyonun sağlanmasını öngörmektedir.[17] Bu çerçevede Türkiye’ye yönelik açık bir devlet saldırısı, Azerbaycan bakımından yalnız diplomatik dayanışma gerektiren bir gelişme değil, müttefiklik ilişkisi kapsamında somut destek ve koordinasyonu gündeme getirecek ciddi bir güvenlik meselesi olacaktır. Yardımın yöntemi ve kapsamı tarafların ortak değerlendirmesiyle belirlenecek olmakla birlikte, Şuşa Beyannamesi Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine güçlü bir karşılıklı güvenlik ve dayanışma zemini kazandırmaktadır.
Bölgesel denklemi değiştiren diğer gelişme, 7 Ağustos 2026’da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıdır. Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üçüne yapılmış sayılmasını öngörmekte ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkını teyit etmektedir.[18] Açıklanan uygulama çerçevesinde siyasi-askerî koordinasyon, ortak tatbikatlar, hava savunması, insansız sistemler, elektronik harp, yapay zekâ ve savunma sanayii iş birliği planlanmaktadır.[19]
Bununla birlikte Mekke Anlaşması henüz NATO’nun onlarca yıllık entegre komuta yapısına sahip değildir; Pakistan’ın nükleer kapasitesi de Türkiye için ilan edilmiş otomatik bir “nükleer şemsiye” anlamına gelmemektedir. Asıl stratejik sonuç, Türkiye’nin güvenliğinin artık yalnız NATO üyeliği üzerinden okunamayacak çok katmanlı bir yapıya kavuşmasıdır.
Mısır ve Körfez Ülkeleri
Ankara, Mekke Anlaşması’nın genişlemeye açık olduğunu belirtmiş ve Mısır’ı potansiyel üyeler arasında zikretmiştir.[20] Kahire ise hukuki, anayasal ve teknik boyutları değerlendirdiğini açıklamıştır.[21] Bununla birlikte Mısır’ın olası bir Türkiye-İsrail savaşında doğrudan askerî taraf olacağını ileri sürmek için yeterli dayanak bulunmamaktadır. Mısır ve diğer Körfez ülkelerinden siyasi, diplomatik, ekonomik ve lojistik destek görülmesi, doğrudan askerî katılımdan daha olasıdır.
İsrail’in Yunanistan ve GKRY Kartı
İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile askerî yakınlaşması Ankara açısından dikkatle izlenmelidir. Üç taraf 2026 boyunca Doğu Akdeniz’de ortak tatbikatları ve askerî-istihbarî iş birliğini artırma kararı almış,[22] Yunanistan da Temmuz 2026’da yaklaşık 3,5 milyar avroluk İsrail yapımı hava savunma sistemi alımını onaylamıştır.[23]
Bu gelişmeler Doğu Akdeniz güvenlik mimarisinde İsrail-Yunanistan-GKRY yakınlaşmasının askerî boyut kazandığını göstermektedir. Ancak Yunanistan ve Türkiye’nin aynı zamanda NATO müttefiki olduğu unutulmamalıdır. İsrail’e diplomatik, istihbarî veya lojistik kolaylık sağlanmasıyla Türkiye’ye karşı doğrudan savaşa katılmak aynı şey değildir.
Rusya Türkiye’nin Yanında Yer Alır mı?
Türkiye-Rusya ilişkileri iş birliği ve rekabetin birlikte yürüdüğü karmaşık bir yapıya sahiptir. Rusya’nın 15 Ağustos 2026’da Türkiye’de bulunan bazı ABD menşeli mühimmatın Ukrayna’ya aktarılabileceği haberleri üzerine Ankara ve Washington’dan açıklama istemesi ve bunun ikili ilişkilere “ciddi zarar” vereceğini bildirmesi bu kırılganlığı göstermektedir.[24]
Moskova, İsrail’in bölgesel askerî hareketliliğinden rahatsız olsa da Türkiye’nin Suriye, Kafkasya, Karadeniz ve Orta Asya’daki güç artışını da dikkatle izlemektedir. Bu nedenle olası bir Türkiye-İsrail krizinde doğrudan Ankara’nın yanında savaşa girmekten çok, diplomatik manevra alanını ve stratejik kazancını artırmaya çalışması daha muhtemeldir.
Sıcak Savaş Gerçekten Mümkün mü?
Bugünkü şartlarda Türkiye ile İsrail arasında planlanmış ve uzun süreli savaş ana senaryo değildir. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar da 22 Ağustos 2026’da Türkiye ile gerilimi tırmandırmak istemediklerini ve diplomatik çözümü tercih ettiklerini açıklamış; buna karşılık Suriye’de Türk askerî üslerinin kurulmasını kabul etmeyeceklerini belirtmiştir.[25] İsrail böylece savaştan kaçınma iradesiyle birlikte kendi kırmızı çizgisini de ilan etmektedir.
Ankara’nın açıklamaları ise diplomasi ile caydırıcılığı birlikte yürütme eğilimini göstermektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos2026’da “Biz İsrail’in stratejilerini çok iyi biliyoruz” diyerek İsrail’in yeni provokasyon ve oyunbozanlık girişimlerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekmiştir.[26] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Mekke Anlaşması’nın amacını caydırıcılık ve bölgesel istikrar olarak açıklamış; 18 Ağustos 2026’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde bölgesel sorunlarda diplomasiye azami ölçüde başvurulması gerektiğini vurgulamıştır.[27]
Buna rağmen düşük ihtimal sıfır ihtimal değildir. Ebu Zuhur saldırısından sonra Washington’un Türkiye-İsrail askerî karşılaşması riskini açık biçimde gündeme getirmesi[28] ve çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışması[29] bu tehlikenin artık teorik olmadığını göstermektedir.
En riskli senaryo İsrail’in Suriye’de Türk personelinin bulunduğu bir tesisi vurması ve can kaybına yol açmasıdır. Ankara’nın vereceği karşılık İsrail misillemesini, bunun ardından daha kapsamlı bir Türk cevabını tetikleyebilir. Böylece tarafların başlangıçta planlamadığı sınırlı bir olay, kontrol edilmesi güç bir tırmanma sürecine dönüşebilir.
Sonuç
Türkiye-İsrail gerilimi, Gazze merkezli siyasi ayrışmanın ötesine geçerek Suriye’de stratejik çıkarların karşı karşıya geldiği yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü, merkezi otoritesi ve sınır güvenliğini esas alan yaklaşımı ile İsrail’in Türkiye’nin artan askerî ve siyasi etkisini sınırlandırma politikası arasındaki mesafe daralmaktadır.
Geniş çaplı ve planlanmış savaş hâlen düşük ihtimallidir. Ancak Ebu Zuhur saldırısı, yanlış hesaplama veya Türk personelinin hedef olması hâlinde iki ülkenin istemedikleri bir tırmanma sürecine sürüklenebileceğini göstermiştir.
Türkiye açısından öncelik; askerî caydırıcılığı diplomatik meşruiyet, savunma sanayii kapasitesi, Şam ile koordinasyon ve çok katmanlı güvenlik ilişkileriyle birlikte yönetmek olmalıdır. Suriye’de işleyen ve doğrudan iletişime imkân veren bir çatışmasızlık mekanizmasının oluşturulması da askerî caydırıcılığın zayıflaması değil, yanlış hesaplama riskinin azaltılması anlamına gelecektir.
Son tahlilde Türkiye-İsrail gerilimindeki temel tehlike, tarafların bilinçli biçimde savaş aramasından çok, Suriye’de daralan stratejik mesafenin bir yanlış hesabı sıcak çatışmaya dönüştürme ihtimalidir.
:
İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. [email protected]
Dipnotlar
[1] Reuters, “Israel and Turkey Step Up Warnings over Syria after Airbase Bombing”, 20.08.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20/ Ayrıca bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Suriye’de Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Gerçekleştirilen Saldırı Hk.”, No: 160, 18.08.2026. https://www.mfa.gov.tr/no_-160_-suriye-de-ebu-zuhur-askeri-ussu-ne-gerceklestirilen-saldiri-hk.tr.mfa (Erişim: 23.08.2026.)
[2] Associated Press, “A US Envoy Says Israel Did Not Give a Warning to the US Ahead of a Recent Syria Air Strike”, 22.08.2026. https://apnews.com/article/barrack-air-base-syria-turkey-israel-7c77c4dc90fd8aa1e87c85abc287b6fb (Erişim: 23.08.2026.)
[3] Reuters, “US Working on Deconfliction Mechanism among Turkey, Israel and Syria, US Envoy Says”, 18.08.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/ (Erişim: 23.08.2026.)
[4] Feras Dalatey, “Syria, Israel hold US-mediated talks to ease tensions, Syria news agency says”, Reuters, 24.08.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-israel-hold-us-mediated-talks-ease-tensions-syria-news-agency-says-2026-08-23/ (Erişim: 25.08.2026.)
[5] Lina Altawell, “Israeli forces raid southern Syria day after de-escalation meeting”, Anadolu Ajansı (AA), 24.08.2026. https://www.aa.com.tr/en/middle-east/israeli-forces-raid-southern-syria-day-after-de-escalation-meeting/4035535 (Erişim: 25.08.2026.)
[6] Arab News/AFP, “Syrian Kurds Announce Completion of Civil, Military Integration with Damascus”, 20.08.2026. https://www.arabnews.com/node/2655360/middle-east (Erişim: 23.08.2026.)
[7] Congressional Research Service, Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Turkey-Israel Tensions and Rivalry” ve “Syria and Broader Region” bölümleri. https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html (Erişim: 23.08.2026.)
[8] Congressional Research Service, Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Syria and Broader Region” bölümü. https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html Ayrıca bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Suriye’de Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Gerçekleştirilen Saldırı Hk.”, No: 160, 18.08.2026. https://www.mfa.gov.tr/no_-160_-suriye-de-ebu-zuhur-askeri-ussu-ne-gerceklestirilen-saldiri-hk.tr.mfa (Erişim: 23.08.2026.)
[9] Congressional Research Service, Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Military Balance: Israel and Greece” bölümü. https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html (Erişim: 23.08.2026.)
[10] Congressional Research Service, Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations, R44000, güncelleme 20.08.2026, “General Background” bölümü. https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html (Erişim: 23.08.2026.)
[11] Xiao Liang vd., Trends in World Military Expenditure, 2025, Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), Nisan 2026. https://www.sipri.org/sites/default/files/2026-04/2604_milex_2025.pdf (Erişim: 23.08.2026.)
[12] U.S. Department of State, “U.S. Security Cooperation with Israel”, 2019-2028 dönemi güvenlik yardımı mutabakatına ilişkin resmî bilgi. https://2021-2025.state.gov/u-s-security-cooperation-with-israel/ (Erişim: 23.08.2026.)
[13] U.S. Department of State, “Ten-Year Memorandum of Understanding Between the United States and Israel”, 01.10.2018. https://2017-2021.state.gov/ten-year-memorandum-of-understanding-between-the-united-states-and-israel/ (Erişim: 23.08.2026.)
[14] NATO, The North Atlantic Treaty, Madde 5. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty (Erişim: 23.08.2026.)
[15] NATO, The North Atlantic Treaty, Madde 6. Bkz. Dipnot 14.
[16] Reuters, “US Removes Syria from Terrorism Sponsor List, Lifting Major Investment Obstacle”, 24.08.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/us-removes-syrias-designation-state-sponsor-terrorism-2026-08-24 (Erişim: 25.08.2026.)
[17] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Şuşa Beyannamesi onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlandı”, 23.03.2022. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/susa-beyannamesi-onaylanarak-resmi-gazetede-yayimlandi (Erişim: 23.08.2026.)
[18] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, 07.08.2026. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi Ayrıca bkz. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ mesajı”, 07.08.2026. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogandan-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-mesaji (Erişim: 23.08.2026.)
[19] Reuters, “Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia”, 13.08.2026. https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/ (Erişim: 23.08.2026.)
[20] Reuters, “Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia”, 13.08.2026. Bkz. Dipnot 19.
[21] The National, “Egypt Considering Legal Issues around Joining Latest Regional Defence Pact”, 14.08.2026. https://www.thenationalnews.com/news/mena/2026/08/14/egypt-considering-legal-issues-around-joining-latest-regional-defence-pact/ (Erişim: 23.08.2026.)
[22] Reuters, “Greece, Israel and Cyprus to Step Up Joint Exercises in Eastern Mediterranean”, 29.12.2025. https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-israel-cyprus-step-up-joint-exercises-eastern-mediterranean-2025-12-29/ (Erişim: 23.08.2026.)
[23] Reuters, “Greece to Buy $4 Billion Air Defence System from Israel”, 23.07.2026. https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/ (Erişim: 23.08.2026.)
[24] Reuters, “Russia Seeks Explanation from US and Turkey over Reports of Possible Arms Transfer”, 15.08.2026; Reuters metni için bkz. The Moscow Times. https://www.themoscowtimes.com/2026/08/15/russia-seeks-explanation-from-us-and-turkey-over-reports-of-possible-arms-transfer-a93505 (Erişim: 23.08.2026.)
[25] The Times of Israel, “FM Sa’ar: Israel Has No Interest in Escalation with Turkey, but We Won’t Accept Turkish Bases in Syria”, 22.08.2026. https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/fm-saar-we-have-no-interest-in-escalation-with-turkey-but-we-wont-accept-turkish-bases-in-syria/ (Erişim: 25.08.2026.)
[26] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Anadolu Ajansı Editör Masası’na Verdiği Mülakat”, 08.08.2026. https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-anadolu-ajansi-editor-masasi-na-verdigi-mulakat--8-agustos-2026.tr.mfa (Erişim: 23.08.2026.)
[27] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Mekke Anlaşması caydırıcılığı güçlendiriyor ve hiçbir ülkeyi hedef almıyor” (El Şark el Evsat)”, 13.08.2026. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/cumhurbaskani-erdogan-sarkul-avsata-konustu-mekke-anlasmasi-caydiriciligi-guclendiriyor-ve-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyor-el-sark-el-evsat Ayrıca bkz. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile görüşmesine ilişkin açıklama”, 18.08.2026. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-abd-baskani-trump-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama-18-08-26 (Erişim: 23.08.2026.)
[28] Associated Press, “A US Envoy Says Israel Did Not Give a Warning to the US Ahead of a Recent Syria Air Strike”, 22.08.2026. Bkz. Dipnot 2.
[29] Reuters, “US Working on Deconfliction Mechanism among Turkey, Israel and Syria, US Envoy Says”, 18.08.2026. Bkz. Dipnot 3.
























































Yorum Yazın