Reklamı Geç
Yükseliş
Cemali inşaat
Dilan Polat
Çelik Sigorta
Şemsettin Günay

Şemsettin Günay

Mail: sogut.ticaret@hotmail.com

KUTUPLAŞTIRMANIN KİMSEYE YARARI YOK!

 

KUTUPLAŞTIRMANIN KİMSEYE YARARI YOK!

ŞEMSETTİN GÜNAY

 

Yazılarını zevkle okuduğum Bilgin Erdoğan “Empati en insani çığlıktır” diye yazmıştı.

Empati sözlük anlamıyla “Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak, içselleştirmek” demektir.

Her ikisi de çok sevgili dostum Ahmet Ayan ve Alaaddin Taş bir gün sohbet ederlerken Ayan yarı espriyle karışık “Yahu Alaadin, bundan 20-30 yıl önce karşılaşsaydık ya ben seni kurşunlar veya sen beni kurşun yağmuruna tutardın” demişti.

Zira Alaaddin o yıllarda vatanın kurtuluşunu komünizmde ararken, Ahmet ise ülkücülükte buluyordu. Her ikisinde de olmayan tek şey empati ve birbirlerini anlayıp dinlemekti.

Şimdi ikisi de birer candan dost ve birbirlerini ölesiye seven iki insan.

Ben de Alaaddin Taş’ın birikimlerini büyük bir can kulağıyla dinlerken Ahmet Ayan’ın aykırı düşüncelerinden de (her ne kadar zaman zaman tatlı atışmalarımız olsa da) alabildiğine istifade ederim.

O açıdan da kutuplaşmalara oldum olasıya alerjim vardır. Kutuplaşmaların karşıdakini anlamamak ve dinlememekten kaynaklandığına inanırım.

Kutuplaşmalarda siyasilerin konuşma üslubunun büyük bir etken olarak düşünmekteyim.

Elbette ki her siyasi partinin ayrı bir vatan kurtarma ve yönetme felsefesi olabilir. Bunun için de halkı ikna edip iktidara gelmesi, yönetim felsefesini iktidardayken gerçekleştirmesi beklenir.

İktidardaki mevcut partinin politikalarını eleştirmek, yerine nasıl bir politika izleyeceğini anlatmak anasının ak sütü gibi helaldir.

Ancak üzülerek görmekteyiz ki bizde eleştiri kültürü hakaret kültürü olarak anlaşılır. Kürsüye çıkan, kendisinde söz hakkı gören her siyasi lider nasıl olsa dilin kemiği yok diyerek karşısındaki partinin sadece rakibi olduğunu unutur ve Ona düşmanıymış gibi bakar.

Rakip düşmanlaşınca da ilk hedef O’nu geçmek, minderde alt etmek olmaktan çıkar, O’nu imha etmeğe dönüşür. Bu hal ve tavır safha safha tabana yayılarak taraftarlar da karşılarındaki insanları düşman görmeye başlarlar.

En son Meral Akşener’in yüzde 52 halkın oyunu alarak seçilen Cumhurbaşkanına yaptığı ve eli çocuk kanlarına bulaşan İsrail başbakanı Netanyahu’ya benzetme konuşması bana bunları hatırlattı.

Ben önce sözün şehveti olarak algılayıp nasıl olsa yanlış anlaşıldı diyerek düzeltmesini bekledim. Ancak Rize gezisinde gördüm ki bırakın düzeltme yapmayı kendisine “Yakıştı mı?” diye soran vatandaşa “sana yakıştı mı” diye cevap vermesinden düşünülerek yapılmış bir konuşma izlenimi edindim.

Tayyip Erdoğan’dan ölesiye nefret edebilirsiniz, O’nu hiç sevmeyebilir, politikalarını eleştirebilirsiniz. Ancak bir siyasi parti lideri olarak yaptığınız bu hakaretin tabandaki karşılığını hesaplamak zorundasınız. Hakaret ettiğiniz bu insan halkın yarısından fazlasının oyunu almış ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir insan. O’na bu şekilde yapmış olduğunuz hakaretin O’na oy veren tabanda nasıl karşılanacağını, nasıl bir tepki oluşturacağını hesap etmeniz gerekmiyor mu?

Amaç Erdoğan düşmanlarına mesaj vermek ve O’nunla en iyi ben başederim demekse ve halkı kutuplaştırarak bu amaca ulaşmaksa belki kısa dönemde bu amacına ulaşabilir ama uzun vadede bu ülkeye yazık olur.

Bunun içerisine Sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Türk, Kürt kutuplaştırmalarını da koyun. Tarih söylediklerimizin en büyük şahidi olmuştur. Birbirimize düşman olmak yerine birbirimizi anlamak ve empati yapmak zorunluluğumuz vardır.

Empati en insani çığlıktır derken Bilgin Erdoğan’a yüreğine kalemine sağlık dememek elde değil. 21.05.2021

youtube

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş