SOBANIN SICAKLIĞI, KALBİN SICAKLIĞI
Sobalar, Kaloriferler...
Hiçbir Şey, O Odun, Talaş, Kömür Sobasının Yerini Tutmaz
Elektrik kesintileri, bizi, sobanın sıcaklığını, kokusunu, sesini aratıyor. Kuzine sobaları, odun sobaları...
Onlar, bizim için sadece bir ısınma aracı değil, bir nostalji, bir güven, bir sıcaklık.
Düşünüyoruz ki, elektrik kesildiğinde, biz, sobanın başına koşuyoruz.
Odun atıyoruz, kömür ekliyoruz, sıcak bir çay demliyoruz.
Hele Sobanın fırını varsa, fırın içinde pasta, börek, çörek...
Üstünde sıcak su tencere, yemekleri ...
Irmik helvası, tarhana çorbası, mercimek çorbası...
Kestane pişirimlerimiz...
Kestane, sobanın üstünde pişirildiğinde, vazgeçilmez bir lezzet!
Bu, bizim için bir ritüel, bir rahatlama.
Elektrik kesintisinde, biz, sobanın küçücük ışığına bakıp teselli oluyoruz.
O ışık, bizim için bir umut, bir güven, bir sıcaklık.
Sobanın başından kalkmak istemiyoruz, sanki birileri bizi oradan koparacakmış gibi.
Kuzine sobaları, odun sobaları...
Onlar, bizim için sadece bir ısınma aracı değil, bir nostalji, bir güven, bir sıcaklık. Annemin, babamın, dedemin, ninemin, sıcak ellerini hatırlatıyor.
Elektrik kesintileri, bizi, sobanın başına koşturuyor.
Odun atıyoruz, kömür ekliyoruz, sıcak bir çay demliyoruz.
Bu, bizim için bir ritüel, bir rahatlama.
Ama şimdi, sobalar, kaloriferler...
Hiçbir şey, o odun, talaş, kömür sobasının yerini tutmuyor.
Biz, sobanın sıcaklığını, kokusunu, sesini arıyoruz.
Sobalar, kaloriferler...
Onlar, bizim için sadece bir ısınma aracı. Ama odun, talaş, kömür sobası, bizim için bir yaşam tarzı, bir kültür, bir miras.
Sobanın sıcaklığı, kalbin sıcaklığıdır. O sıcaklığı, o kokuyu, o sesi, hiçbir şeyle değiştiremeyiz.

























































Yorum Yazın